İlim OKYANUS'unda her tür canlı yaşar... Bunları değerlendirmek ise
okuyucuya aittir. Görevimiz yalnızca bilgilendirmek ve paylaşımdır.
www.okyanusum.com
her zaman güneş ol güneşin aynadaki yansıması değil
İnsanın yeryüzünde varoluşunun amacı hilafetinin hakkını
vererek yaşamasıdır…
Halife oluşunu değerlendirebilmek ise, kendi hakikat ve
orijinini farkedip; gereğini hissedip-yaşamakla mümkündür…
İnsanın hilâfetini yaşayabilmesi, doğup yaşadığı bölgenin şartlanmaları-duyguları ve değer yargılarından arınıp,
“Allah ahlâkı ile ahlâklanması”ndan geçer…
“ALLAH Adıyla İşaret Edilen”in ne olduğu kavranılmadan da,
O’nun “ahlâkı” hiç bir şekilde bilinemez!
Panteizme benzeyen vahdet-i vücuda ve Allah’ı tanrı gibi anlamak şirk-i hafîsine kayma tehlikesi yaşamadan… âyetler ve hadislerin… Şeyh-i Ekber Muhyiddîn Arabî’nin… ve diğer büyük sûfîlerin… “tevhid” düşüncelerinin… ve eserlerindeki hemen hemen her kavramların… günümüzün anlayış mantığına ve konuşma diline dönüştürülmüş açıklamalarını…
çağdaş bilimlerden de yararlanarak hazırlanmış sunumlarını
sitelerinden okuyabilirsiniz… Geçmişte tamamen mecaz olarak yazılmış evrensel sırları anlamak için mutlaka özel eğitim almak ya da kendini özel yönlendirmeyle anlar hale getirmek gerekiyor. Benim vaktim ve imkânım yok diyenler için bu siteler ilim ve kültür dünyamıza sunulmuş bir şanstır.
kaynak: İBN ARABÎ VE FÜSÛS’ÜL HİKEM HAKKINDA KISA BİLGİ
Fıtır Bayramımız Mübarek Olsun!..
...Mehmet Doğramacı - 28 Eylül 2008
Konfüçyüs dili çok önemser. “Halkın halini düzeltmek; dili düzeltmekten geçer, çünkü dil düzgün olursa insanlar birbirini güzel anlar ve huzur doğar” der. “Dil, bozulursa din dahi elden gider” diyerek konuyu çok ileri götüren düşünürler de vardır.
Global kültür fırtınası dilimizi ve kavramlarımızı alt üst ede dursun, geleneksel kavramlar dahi bizi nelerden perdelemiş öğrendikçe fark ediyoruz.
Namaz; kelimesi mesela…
Türkler coğrafi konum olarak müslümanlığı, Arap kaynaklarından değil de Farisi (İran) kültürü kanalından almış olmaları sebebiyle, temel ibadetlerimize isim olan kavramlar Farsçadır.
Bu sadece bir dil geçişi değil, aynı zamanda kültürü de beraberinde getirmiştir.
Namaz; Mecusilerin ateşe eğilmesini ifade eden kavram!... Rasulullah dilinde aslı SALAT!… Salat; klasik namaz kavramından çok daha kuşatıcı ve zengin anlamlar saklar… Salat kelimesindeki ruhu, Namaz kelimesinde bulamazsınız. Çünkü özümüze ait bir kavram olmadığı gibi, tapınma anlayışının titreşimlerini içinde barındıran bir kavramdır…
Oruç ve Abdest de aynı…
Oruç; Mecusilerin aç kalmak suretiyle yaşadıkları tapınma, abdest ise Mecusi tapınaklarına girişte ellerin yıkanmasıdır!… Oruç; Farsça anlamıyla aç kalma, abdest ise sadece el suyu manalarına gelir…
…
Ramazan ayının akabindeki bayrama RAMAZAN BAYRAMI diyoruz. Dini motifleri öcü- çağdışı gördüğü için, bazı medya organları ŞEKER BAYRAMI da diyor.
Ramazan Bayramı tabiri dahi işin ruhunu bize yansıtamaz iken; Şeker Bayramı sadece geleneksel kültüre ait nostaljik duygulardan başka bir şey ifade etmez…
Bu ön bilgi ve girişten sonra gelelim işin özüne…
Bu bayramın Rasülullah (sav) dilinde adı ne Ramazan, ne de Şeker! Efendimiz IYDU’L-FITIR tabir etmiş… Yani FITRATIN BAYRAMI demiş…
Zahiren bedene oruç tutturan; batinen nefsin istek, arzu ve beklentilerinden imsak eyleyen, uzaklaşan; Özünün hitabı Kur’ana gönülce kulak verenlerin; gayretlerinin ödülü olarak fıtratlarını fark etme bayramı!…
Kendi ana programını, fıtratını fark edip, Özünden gelen seslenişi yaşam planında hayata geçirmeye adım atma bayramı!...
Fatır olan Allah’ın, her birime ayrı ve özel bir program lütfettiğini görme, anlama, her şeyde hükmünü yürütenin Tek olduğu bilinciyle Hak görme, Hoş görme, Bir görme bayramı!..
…
“Fıtır Sadakası” buyurmuştu Rasulullah. Biz “Fitre” dedik.
Fıtır Sadakası; fıtratını fark edenin kendi programı doğrultusunda kendinde olan her şeyden insanlığa infakı, zekatı, paylaşımı demekti. Adı fitre olunca, alimler de ölçeğe vurunca komik bağışlarla geçiştirilen, savuşturma kabilinden sadakalar çıktı ortaya!..
…
Gördünüz değil mi, bir kavramın aslına varmak neler söyledi bize. Ramazanla, Şekerle bunları fark etmeye imkan mı var?.. Namaz kelimesi ile Salatın, Oruç ile Savmın ruhunu yakalamak ne mümkün?..
…
FITIR BAYRAMINIZ Kutlu Olsun.
FITIR SADAKASINI fıtratı doğrultusunda sahip olduğu her şeyden Hak için halka infak etmek bilenlere ve sadece Ramazanda değil, ömür boyu o bilinçle yaşamayı niyete alanlara selam olsun!...
Özündeki programı açığa çıkarma farkındalığına erenlere ne mutlu!
Nice bayramlara!
Mehmet Doğramacı
m_dogramaci@yahoo.com
Gerçek zaman hangi zaman? Çin bambu ağacı, 27 metre boyuna, 6 haftada mı, yoksa 5 yılda mı ulaşmıştır? Başarmak için mutlaka "bir süre" çalışmak gerekiyor. İlk başlarda "başarı" ortaya çıkmasa bile, sonuçta, "başarıya ulaşılacağına inanmak" şart oluyor.
Kur’an kıssaları: Mucize mi masal mı?
Kur’an kıssaları mucize veya masal değildir. Ne mucize ne de masal Kur’an kavramı değil. Kur’an, tarihi bu iki kavram üzerinden ele almıyor. Bunlar adı üzerinde birer “kıssa”dır… Peki nedir kıssa? Mucizeden ve masaldan farkı ne?
Deccalin Gizem Oltası !..
Bir gece sohbet ederken; “Kalkın türbeye gidelim” der adam. “Bu saatte kilitli, nasıl gireriz?” dediklerinde, “Bize kilit yok evladım, kalkın!” der… Gece yarısı türbeye yaklaşırlar. Kilitli avlu kapısı şaaakkkkk diye zincirleri
KİTAB
Vakti zamanında cahil biri bir üstadın kapısını calmış ve ona ;
- Efendim, bana kitabı anlatır mısın! demiş.
- Kitabı mı? demiş üstadı, ben ömrümü kitabı okumaya adadım ona rağmen hala bildiklerim ancak bir hiçken sana nasıl olur da tüm kanunları ve bunlarin aralarındaki anlamları anlatabilirim ki?
Ancak cahil adam ikna olmamış, onun israrını gören üstad onu denemek istemiş ;
- O zaman şimdi beni iyice dinle. düşün ki bir eve bacadan iki kişi girdi, birinin yuzu kapkara, digerinin ise tertemiz. bunların hangisi yüzünü yıkar?"
- Bundan kolay ne var demiş adam ;
- tabi ki kirli olan!".
Üstad gülmüş, " işte cahil insanlarıin kitabı öğrenmeleri hakkındaki yorumumun sebebi bu idi. düşünsene, kirli yüzlü olan adam digerinin yüzüne bakacak ve temiz yüzü görecek. böylece kendi yüzünün temiz olduğunu sanacak. oysa ki temiz yüzlü adam öbürünün yüzündeki kiri görüp kendi yüzünü de kirli sanacak ve yüzünü yıkayacak".
Adam bir süre düşünmüş..sonunda kafasını sallamış
- Size nasıl teşekkür edebilirim efendim? sanırım sonunda kitabı anladım.
- Aahh, ah.. Daha çok uzun bir yolun var demiş üstad üzüntü ile.
- Aynı bacadan sürünerek inen iki adamdan birinin yüzünün tertemiz ötekinin ise kirli olabileceğine nasıl inanabiliyorsun ki?..