ALLAH RIZASI İÇİN BUMESAJI BILDIKLERINIZEULAŞTIRINIZ! Okan Sönmez, 20 > yasindalösemi (kan kanseri) hastasi, Gata Tip >Fakültesi'ndeyatiyor,hayatta kalmakicin hergün en ikiünite trombosite >ihtiyaci var.Ama kan grubu B rh (-) (negatif) oldugu icin ailesi kan >(daha dogrusutrombosit) verecekdonörbulmaktazorlaniyor. BabasiHayrettin >Sönmez insanlarin ilgisizliginden yakiniyor. Isyeri >olanIstanbulBüyüksehir Belediyesineyaptigi basvuruya 30 bin >çalisanarasindansadece 3 kisi cevapvermis.Oglunu yasatabilmek icin >varini yogunuortaya koyuyor. Eger siz veya bir tanidig?iniz B rh >(-)negatif); kana sahipse Lutfen HayrettinSönmez'e ait 0535 74487 10 >numarali telefonu arayin.Yok ben böyle islerle ilgilenmem diyorsaniz. En >azindan mouseunuzu birkac kez tiklatarak bu mesaji adresdefterinizdeki >kisilereyollayin.Orada yatansizin cocugunuz veya kardesiniz olabilirdi.>Not: Trombosit kanin pihtilasmasina yol acan bir maddedir.Kisi trombosit >verdikten 3 gün sonra yeniden trombosit verebilir.Saglikli birinsan yilda >24 kez trombositverebilir.Kandaki trombosit ayriştirilmasi işlemiyaklaşık >50 ile 70 dakika arasinda sürmektedir. Eğer bunu yapamıyorsanız enazından > mouseunuzu bir kaç kez tıklatarak bu gence yardımcı olabilirsiniz.>Unutmayınız, bu siz, yada kardeşiniz, veya çok sevdiğiniz birisi de >olabilir
07 Kasım 2007 14:33 | yorum ekleyin
Ahtapot Yumurtası Yutan kız..
14-15 yaşlarındaki bi kızda durup dururken hamilelik belirtileri
başlamış: Karnı hafiften şişkinleşmiş, kusma nöbetleri geliyomuş,
sabahları yataktan hasta gibi kalkıyomuş... Fakat kız annesine ısrarla
böyle bi şeyin mümkün olamayacağını, çünkü hiç bi erkekle bu sonucu
doğuracak kadar yakın temasta bulunmadığını iddia ediyomuş.
Fakat zaman geçtikçe hem karnı büyümeye devam etmiş, hem de diğer
belirtilerde değişiklik olmamış. Annesi, “Bu yaşta... Allahım Allahım,
kepazelik bu” dese de kız hala hamile olmadığını söylüyomuş. Sonunda
anne küçük bi kasabada yaşıyor olmalarına rağmen çıkacak söylentileri
göze alarak kızını hastaneye götürmüş. Ancak çekilen ultrasondan sonra
kızın inkarlarında samimi olduğu anlaşılmış. Çünkü karnında son derece
büyük boyutlara ulaşmış bi tümör tesbit edilince şişkinliğin ve diğer
belirtilerin asıl sebebi ortaya çıkmış.
Vakit kaybetmeden, apar topar ameliyata alınmış taabi. Doktorlar
rutin kabul edilen bu operasyon sırasında karnı açmışlar ve işte o an
gördükleri manzara karşısında şok olmuşlar. Meğerse tümör sandıkları
şey kocaman bi ahtapotmuş. Üstelik kıpır kıpırmış da hayvan, yani
canlıymış.
Olayın aslı sonradan anlaşılmış. Kız üç-dört ay önce ailesiyle
birlikte okyanus kenarındaki bi kasabada tatil yapmış. Ahtapot
yumurtaları da mikroskobik boyutlarda olurmuş ve bunlardan doğal olarak
okyanus sularında milyarlarca varmış. Kız muhtemelen yüzerken yuttuğu
sularla beraber bu yumurtalardan da indirmiş mideye. İşte bunlardan
biri de, milyonda bir görülecek biçimde de olsa, kızın vücudunun içinde
yaşamayı, hatta büyüyüp gelişmeyi başarmış...
Allah Allah neler oluyo ya öldürmeyen Allah öldürmüyo kız iyi kurtulmuş. ilginç geldi paylaşmak istedim
03 Kasım 2007 11:10 | 11 yorum
Hikayeyi Haluk Namdar'dan aktariyorum. Ben onun yalancisiyim.
Kutup ayilarini derileri icin avlarlarmis. Ama bu is kolay olmazmis.
Derilerinin altindaki ortalama 10 cm'lik yag tabakasi ayilarin buzlu
sularda donmasini engeller; hem de onlari bir zirh gibi korurmus.
Kucuk atesli silahlarla ayilarda oldurucu yaralar acmak mumkun
olmazmis. Buyuk silahlar da derileri paramparca edip kullanilmaz hale
sokarmis. Kutup ayisini avlamak icin alnindaki ozel bir noktaya
yakindan ve tek el ates edilmeliymis.
Kutup ayilarinin koklama ve isitme duyulari da gucluymus. 2 metre
yukseklikte karin altindaki fok baliginin kokusunu veya 30 km
uzakliktaki yarali hayvanin kan kokusunu hissedebilirlermis. Bununla
birlikte en ufak bir citirtiyi bile duyabildiklerinden kimseyi
yanlarina yaklastirmazlarmis. Avcilar kutup ayilarini avlamak icin
ilginc bir teknik kullanirlarmis.
Bir baltanin agzi iyice, ama iyice keskinlestirilirmis. Sonra bu balta
bir yere sabitlenirmis. Uzerine sapini ve demirini tamamen kaplayacak
sekilde fok baligi kani sivanirmis. Ve olay yerinden uzaklasilirmis.
Kan kokusunu alan kutup ayisi baltayi kolayca bulur ve yalamaya
baslarmis. Yalarken farkinda olmadan dilini baltanin keskin agzina da
surtermis. Hafif hafif kesilen dilden sizan kanlarla balta, yalamasi
daha da keyifli hale gelirmis. Zavalli ayi, yaladikca kanayan,
kanadikca yalayan diliyle bir sure sonra iyice kendinden gecermis. Hem
zevklenirmis, hem bitkinlesirmis.
Avci ise surekli ayiyi gozlermis. Kan kaybindan iyice halsiz dusup
bayilmasini beklermis. Bayilinca ayinin yanina gidermis, elindeki
silahi alnina yaklastirirmis. Tek el atesle ayiyi oldururmus. Boylece
deriye zarar vermeden avlama islemini tamamlarmis.
Haluk Bey'in hikayeyle ilgili yorumu su:
"Son gunlerde toplum olarak oldukca hareketli gunler geciriyoruz.
Genel secimler sonuclandi. Halkin buyuk cogunlugu 'Yola devam,' dedi."
"Yola devam, yalamaya devam..."
"Yalamaya devam, kanamaya devam..."
"Kanamaya devam, yalamaya devam..."
"Kan nasil da tatli..."
"Ama dikkat etmek lazim. Basta baskasinin kani diye yalanirken, sonra
kendi kanimizi yalar hale geliyoruz. Tadindan basimizin dondugu sey
kendi kanimiz. Basimizin donmesi de sirf keyiften degil."
Aklima Tarhan Erdem'in soyledikleri geliyor:
"AKP ekonomideki basarilari nedeniyle oy almistir. Issizlik,
kalkinmanin halka yayginlastirilmadigi, ciftcinin perisan oldugu gibi
seyler sehir efsaneleridir. Gercekle alakalari yoktur."
Haluk Bey yorumunu soyle bagliyor:
"Simdi her seyin yolunda gittigini saniyoruz. Karnimizin doydugunu
saniyoruz. Peki kanimiz tukendiginde ne olacak? Turkiye Cumhuriyeti
kani tukenmis, gucsuz, mantikli dusunemez hale getiriliyor diye
korkuyorum. Pusudaki avcinin oldurucu hamlesi ne zaman gelecek, aklima
geldikce irkiliyorum."
Aziz vatanin butun kaleleri zaptedilmis. Butun bankalari yabancilarin
eline gecmis. Kamunun elinde hicbir sey kalmamis. Ekonomi butunuyle
esir edilmis. Tuketim uretimin fersah fersah otesinde. Borclar almis
basini gidiyor. ABD ordusunu sinira dayamis, ulkeyi parcalama
projelerini dayatiyor. Memleketin her medyasi bilfiil isgal edilmis,
psikolojik bir savasi aciktan uzerimize suruyor...
Olur mu canim?..
Milli gelirimiz buyuyor. Enflasyon dizginleniyor. Global dunyayla
entegrasyon suruyor. Yabanci sermaye kopmus geliyor. Guven ve istikrar
pacalarimizdan akiyor. AB ile muzakereler ilerliyor. Dunyanin patronu
ABD ile aramizdan su sizmiyor. Turk, Kurt, Alevi, Sunni, Fethullahci,
Suleymanci herkesler alt ve ust kimliklerine kavusuyor. Toplum
demokrasiyi ozumsuyor. Otoyollar yurdu bastan basa oruyor.
Hastanelerde kimse tedavisiz, ilacsiz kalmiyor. Yoksul halkin makus
talihi yeniliyor...
Ne diyelim?..
Buyrun oyleyse yola devam.
Yola devam, yalamaya devam...
hikayeniz mesajınız çok güzel di , ben bu mesajı diğer arkadaşlarla paylaşmak istedim
belki diğer arkadaşlarımız beğenir beğenmez farklı yorumlar yapar.herkesin düşünce ve görüşlerine saygı duymak gerekir
ama ufakta olsa yazdıklarınızdan bir ders almak gerekir . defalarca okuyup türkiye sorunlarımızı gözden geçirince türkiyede
bazı sorunlar olduğunu görüyorum. tabi bu sorunları beraber geçeceğiz herkese teşekkür ediyorum
10 Ekim 2007 10:39 | 2 yorum
Borçlarımızdan, ceza ve
günahlarımızdan kurtulmak için bu gece dua edelim.. Allah affeden ve
bağışlayandır, unutmayalım.. Eller semaya kalkıp, yürekler bir atınca
bu gece, gözler sevinç yaşlarıyla dolacak.. Kandiliniz mübarek,
dualarınız kabul olsun!
Bugün ellerini semaya
gönlünü Mevlaya aç, bugün günahlardan olabildiğince kaç, bugün en gizli
incilerini onun için saç çünkü bugün kandil, kandilin mübarek olsun.
Bugün Peygamber
efendimizin doğduğu gündür. Peygamber efendimiz yılında rebiül evvel
ayının gecesi doğmuştur. Her yıl bu günde müslümanlar peygamberimizin
dünyaya gelişini dualarla anarlar. Bu gece eller semaya kalkar,
yürekler yaratana onun için açılır. Kandiliniz mübarek olsun.
bütün arkadaşların ailelerin mübarek kandilini kutlarım herkese hayırlı seneler dileriz
10 Ağustos 2007 17:35 | 3 yorum
NE İSTERİM Kİ..
2 gün önce
şikayet
Günlük güneşlik bir dünya,
Yemyeşil bir bahçe hiç el değmemiş.
İçinde binbir çiçek,binbir meyve,
Kitaplarımla dolu oda oda ev,
Sonra,Gel keyfim gel!
Kışın sobam olmalı ;sıcacık.
Ekmeğim,suyum,
Kötü şeydir ;açlık.
-Allah kimseye vermesin-
Üstüm başım,odun , kömür,
Çevremde sevdiklerim.
Ayağımda çoraplarım.
İşte o zaman
Adam gibi yaşarım.
Her mevsim güneş girmeli yüreklere
Beyinler gün ortası gibi aydınlık olmalı,
Kimin gözü,kimin eteğinde değil!
Herkes kendi ekmeğini,
Kendi teriyle kazanmalı.
Sevgiyle pırıl pırıl yanan gözler,
herkeslere aynı ışıltıyla bakmalı,
Umutlar artmalı,mutluluklar çoğalmalı,
Çaresizlikler tatlı bir esintiyle silinmeli gökyüzünden,
Kadın-erkek çoluk -çocuk
Dört elle bağlanmış hayata,
mutlu insanlar, mutlu dünya,
Ve o zaman yemin ederim,
Bende kazık çakarım bu dünyaya..
Yıldız Koç Şimşek
5mayıs 1995
30 Haziran 2007 16:47 | 2 yorum
"tiki tiki tempo noserembo çari bari ruçi titaritempo" olan
masal kahramanı. mevzubahis masal eskiden trt' de aradabir
yayınlanırdı. masal kısaca şöyleydi:
bir zamanlar çinli iki kardeş
varmış. eskiden çinde ilk çocuklar önemsenir, küçük çocuklar ise
önemsenmez imiş. önemsenen büyük çocuklara da uzun adlar verilirmiş. bu
iki kardeşin de küçüğünün adı "can", büyüğünün adı ise "tiki tiki tempo
noserembo çari bari ruçi titaritempo" imiş. bir gün bu kardeşler
oynarken küçük kardeş kuyuya düşmüş. tiki tiki tempo noserembo çari
bari ruçi titaritempo koşarak annesine gitmiş "anne, kardeşim can
kuyuya düştü" demiş. annesi "hemen git babana haber ver" demiş. tiki
tiki tempo noserembo çari bari ruçi titaritempo koşarak babasına
gitmiş. "baba, kardeşim can kuyuya düştü" demiş. babası "hemen koş
amcana haber ver, gelsin" demiş. tiki tiki tempo noserembo çari bari
ruçi titaritempo koşarak amcasına gitmiş, "amca, kardeşim can kuyuya
düştü" demiş. amcası ve babası kuyuya yetişmişler, can' ı kurtarmışlar.
ailecek çok sevinmişler. kardeşler de yine eskisi gibi oynamaya devam
etmişler... bir başka gün kardeşler yine oyun oynarken bu defa tiki
tiki tempo noserembo çari bari ruçi titaritempo kuyuya düşmüş. kardeşi
can koşarak annesine gitmiş, "anne, tiki tiki tempo noserembo çari bari
ruçi titaritempo kuyuya düştü" demiş. annesi "hemen koş babana haber
ver" demiş. can koşarak babasına gitmiş, "baba, tiki tiki tempo
noserembo çari bari ruçi titaritempo kuyuya düştü" demiş. babası "hemen
koş amcana haber ver gelsin" demiş. can koşarak amcasına gitmiş, "amca,
tiki tiki tempo noserembo çari bari ruçi titaritempo kuyuya düştü"
demiş. amcası ve babası kuyuya koşmuşlar, tiki tiki tempo noserembo
çari bari ruçi titaritempo' yu kurtarmışlar. ama adının uzunluğundan
dolayı can' ın haber vermesi ve onların kuyuya yetişmeleri o kadar uzun
sürmüş ki tiki tiki tempo noserembo çari bari ruçi titaritempo uzun
günler hasta yatmış. herkes büyük çocuklara uzun ad vermekle hata
ettiklerini anlamış. o günden sonra çocukları arasında ayrım
yapmamışlar, hepsine kısa adlar vermişler. çinlilerin hep kısa adları
olması bu yüzdenmiş..
29 Haziran 2007 14:37 | yorum ekleyin
2 BİZİMDE DEDEMİZ VAR
Şapka satarak geçinen bir adamın yolu bir gün bir ormana düşmüş. Bir süre yürüdükten
sonra sıcaktan ve yorgunluktan bulanmış , bir ağaçın altına oturmuş
şapkalarla dolu sepeti de yere koymuş ve uykuya dalmış.....
Birkaç saat sonra
adam tuhaf sesler duyarak uyanmış. Bir
de bakmış yanındaki sepet bomboş, şapkalar gitmiş !
Kafasını kaldırıp ağacabakmış ki ,
Agacın dallarındabir sürü maymun, her birinin kafasında
adamın şapkaları
Adam düşünmeye başlamış
BEN ŞİMDİ NE YAPACAĞIM , ŞAPKALARI BU MAYMUNLARDAN NASIL
ALACAĞIM ?
Düşünceli bir şekilde kafasını kaşırken bir
bakmış , maymunlar da adamın taklidini yapıyor, kafalarını kaşıyorlar . Adam ne
yapacağını bulmuş . Kendi başındaki şapkasını çıkartıp yere atmış, tabii
maymunlar da kafalarındaki şapkaları hemen yere atmışlar . Adam böylece bütün
şapkaları toplayıp sepetine koymuş
Aradan 50 yıl geçmiş. Adamın bir torunu varmış , o da dedesi gibi şapka
satıcısı olmuş . Bir gün onun da yolu aynı ormana düşmüş.
Hava yine çok sıcakmış
ve genç adam bir ağacın altına
oturmuş, şapkalarla
Dolu sepetini yanına koymuş
ve uykuya dalmış . Bir saat sonra
uyanmış . Bir de bakmış şapkalar yok !
Derken tuhaf sesler duymuş
. Bir de kafasını kaldırmış ki
ağacın üstünde bir sürü maymun , hepsinin
kafasında birer şapka
Adam düşünmüş
_ DEDEM
YILLAR ÖNCE BANA BİR HİKAYE
ANLATMIŞTI , NE YAPACAĞIMI ÇOK İYİ
BİLİYORUM
Adam kafasımı kaşımaya başlamış, maymunlar da aynısını yapmışlar. Adam ellerini havaya
kaldırmış , maymunlar da ellerini
kaldırmış. Ve adam gülümseyerek kendi
başındaki şapkayı çıkartmış yere fırlatmış.
O anda maymunlardan biri ağaçtan inmiş , adamın yere attığı
şapkayı kapmış, adama bir tokat atmış ve
SADECE SENİN Mİ DEDEN VAR
DEMİŞ
21 Haziran 2007 13:24 | 1 yorum
< Geri 1 İleri >