mazoşist aşşşk
Seninle tüm yaşadıklarımdan, bana çektirdiğin acılardan hastalıklı bir zevk aldım her zaman...
Benim mazoşist dünyama hitaben, senin umarsızlığın her zaman sadistçe yaklaşımına sebebiyet oldu.
Sen kendini çok ilgili, sevgi dolu görürken, yıkılan, kırılan hayalleriminde nedeni olmaya devam ettin, oysa kendini her zaman haklı görürdün, kendi çaresizliğine benide esir edip, içimde kocaman yaralar açtın. Şimdi farkediyorumki, kendi mazoşist doğamın esiri olmuşum, sense kollarımı, baldırlarımı kesebilmek için kesici bir jilet!
Kendimi kestim senelerce seninle, içimdeki her sevgiyi, aşka dair herşeyi, iyi ve güzel olan herşeyi kesip, parça pinçik ettim...
Aslında doğruyu yaptım sanıyordum, insan sevdimi, fedakar olmalı, ne olursa olsun sevdiğinin yanında olmalı diye düşünüyordum.
Her insan kendi değerini yaratır!
Bende kendi değerimi yarattım, karşında her acıya katlanacak kadar güçlü duruyordum, oysa ölen yanlarımla karşındaydım...
Şimdi yoksun, bana bencil olmayı öğrettin, ne olursa olsun kendinin herşeyden önemli olduğunu, kimseyi dünyanın merkezine oturtturmamak gerektiğini öğrettin...
Oysa içimdeki tüm temiz duygularla sevmişken seni, sen bana mazoşist bir aşkı gösterdin, karamsarlığım yanıma kar kaldı, kimseye güvenmemem gerektiğini, kendimden başka dostum olmadığını anladım.
Bu tıpkı madde bağımlılığı gibiydi, bende bir insan bağımlısıydım artık, seni görmeden, sana dokunmadan yapamıyordum...
Ancak yaşadıklarım, yaşattıkların, sabrımı ve metanetimi denemen, beni teketek bir dövüşe hazırlayan bir antranör gibiydi...
Şimdi ringde önümde tüm ihtişamı ile duran hayatla büyük bir maçım var...
Sana bana öğrettiklerin için teşekkür edemem şimdi, ancak yaşattıklarını unutmayıp, rakibimin karşısında ne kadar yere düşsemde kalkacak gücümün olduğunu bileceğim her zaman...
Yaşanılan herşey beni daha güçlü yaptı, artık acı çekmekden korkmuyorum, aksine gücüme güç katacağını bildiğim her acıya memnuniyetle kalbimi açıyorum.
Daha kaç kere yenileceğimi, kaç acı yaşayacağımı bilmiyorum...
Ama asla yenilmiyeceğim ve pes etmeyeceğim, öğrettiklerinle yaşayacağım...
|
`, )
Zor geliyor insana kaçması dertli bir aşktan,
Zor geliyor başlamak her şeye, sil yeni baştan.
İstemiyor, kendini boşluğa fırlatıp atmak,
İstemiyor, eski bir aşkı tadında bırakmak.
Baktım o güzel yüreğini kapadın deli aşklara,
Zalim, beni attığın gibi atamam seni bir kenara
İnsan, unutur üzenleri,
Allah unutur mu hiç?
Hain, perişan gönüllere ilacım
Beni sende iç.
Umurunda bana verdiğin acını süresi?
Yüreğimdeki nefretin bile sana yok gidesi....
Arkandan ağladım ama,
Yalan oldu söylediklerin.
Maziden korkmadım ama,
Sıradan mı istediklerim?
Ne olursun uyma şeytana,
Çıkacak bak söylediklerim.
Beni zalim belledin ama,
Yeri cennet tüm meleklerin...
Mevsimlerden sonbahardayım
Resimde sapsarı yapraklar
Kurumuş dallar yılgın bir rüzgar
Ve ne yapacağını bilmeyen bir çocuk var
Aslında sana söylemek istediğim çok şey vardı
Mesela
Keşke bu kadar büyük sevdirmeseydin kendini
Neyin bedelini ödediğimi bilmiyorum
Herşeye rağmen sana da kızmıyorum kızamıyorum
Acım durulduğunda bir şarkı söylerim belki
Belki o zaman anlarsın
Bunca hüzün bizde iyi durmadı
Ve bu ayrılık bu aşka hiç yakışmadı
Bu Kadar Sevebilirmisiniz Hikayesi
Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez....
Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler.
Gençtiler, çok genç...
Birbirileriyle konuşacak Cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında aldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra... Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca,
"bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur"
diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler...
"senin için ölürüm"
derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adam
"hayır, ben senin için ölürüm"
diye yanıt verirdi hep... Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın,
"bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak....
kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu,
"mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma" mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten... Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul
Etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev
Gördü kadın, üzerinde "satılık" levhası asılı olan.
"ne dersin, bu evi alalım mı?"
dedi adama.
"bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..."
"sen istersin de ben hiç Hayır diyebilir miyim?"
diye yanıt verdi adam.
"Amerika’daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçiyi... Kaç para olursa olsun! ,burası bizimdir artık...."
sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika’ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar
Mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu Neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı
Ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı:
"canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..."
Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama,
"senin için Ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat"
diye dil Döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği... Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının
Birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken,
"artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım"
diye sözünü kesti arkadaşı.
"o, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...."
"sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları"
diye bağırdı kadın.
Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla Suçladı....
Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı...
Kocasının eskiden aynı Hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...
Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkâr etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı Gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu
Alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken,
"son bir kez kucaklamak isterim seni"
diyecek oldu ama kadın,
"defol"
dedi nefretle...
İlk celsede boşandılar...
Modern bir aşk hikâyesinin Böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika’ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin Alması için dua ediyordu. Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı.
Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü.
"sen, buraya ne yüzle geliyorsun"
diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı.
"lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor."
dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı:
"hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir Saat önce öldü. Geçen yıl Amerika’daki kongre Sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika’ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs! Durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi...
gözlerinden akan yaşları Durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kâğıt duruyordu
Kutuda. İlk kâğıtta,
"lütfen bütün notları Sırayla oku bir tanem"
 diyordu...
Sırayla okudu;
"seni çok sevdim",
"seni sevmekten hiç vazgeçmedim",
"senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim."
"fakat benim için ölmeni istemedim"
"şimdi bana söz vermeni istiyorum."
"benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?"
son kâğıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kâğıtta şunlar yazılıydı:
"sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...."
|
boşluk
etiket ekleyin
son yorumladığı etiketler
* sadece etiket yazarlari etiketlere yorum yapabilir
|
-_-
heRkSi İNS@N s@nıP s@çM@L@dım...
|
:'((
... Ben en çok uçurtmamın ipi koptuğunda ağladım... Birde sen beni bıraktığında...
SOL YANIM ACIYOR ANNE
Merhaba anne, yine ben geldim
Merak etme okuldan çıktım da geldim.
Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama,
Ali “okula gitmezsem annem çok kızar merak eder”
demişti de onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen sağ elimde sarımsak,
sol elimde soğan dedirte dedirte
Öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne, sağım neresi solum neresi,
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu şimdi iyi biliyorum anne…
Hani geçen geldiğimde, şuram acıyor, şuram işte demiştim de,
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne,
Bak şimdi söylüyorum.
Şuram işte sol yanım çok acıyor anne,
Hem de her gün acıyor anne, her gün…
Dün sabah annesi Ayşe’nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi. Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi…
Bende ağladım… Ağladım işte utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi. Düştüm dizim çok acıyor dedim.
Yalan söyledim anne,
Dizim acımıyordu ama, sol yanım çok acıyordu anne!
Bu gün bende saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim, babam ben bilmem ki kızım dedi
Bari okula sen götür dedim.
Kızım iş dedi. Bende bana ne dedim ağladım.
Kızım ekmek dedi babam.
Sustum ama , okula giderken yine ağladım anne.
Ha bide sol yanım yine çok acıdı anne…
Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.
Zeynep “annem beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş” dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor,
babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Of babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama,
Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.
E biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.
Hava kararıyor, ben gideyim anne,
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi?
Duyarsa kızmaz ama, çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını, çiçeklerini kim koparıyor!
izin verme anne, ne olur toprağına el sürdürme!
Eve gidince aklıma geliyor, bide bunun için ağlıyorum anne.
Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne, her gelişimde aldığım topraklarını,
Şu kavanozda biriktirdim,
üzerine de resmini yapıştırıp baş ucuma koydum.
Her sabah onu öpüyor, kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne, bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.
Ha unutmadan! Öğretmen yarın
anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım,
öğretmen anlarsa çok kızar ama, bana ne,
Kızarsa kızsın. Ben seni hiç görmedim ki, neyi nasıl anlatacağım anne,
Senin adın geçince, sol yanım acıyor anne, Hiçbir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum. Kağıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne, Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp,
Mutlaka gel anne. Sen rüyama gelmeyince,
sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne
Sol yanım açıyor anne. İşte tam şurası,
Sol yanım… Çok acıyor anne.
Seni çok özledim, çok...anne...
Bedirhan GÖKÇE
|
^_^
Her lafa verilecek cevabim vardir Ama,
Önce lafa bakarim Laf mi diye, Sonra Söyleyene bakarim Adammi diye!!
Susuyorsam...vardir bir bildigim..
|
.:KÜÇÜĞÜM:.
aynı sokakta oturuyorduk
adı esrarengizdi
herkes onun hakkında birşeyler söylerdi
hepsi nedensiz
kirli sakalları vardı
kahverengi gözlü ve kumraldı
ben nefret ederdim
ama mahallenin bütün kızları ona hayrandı
hiç kimseyle konuşmazdı
sadece gelip giderdi
başı öne eğik,hep dalgındı,farklıydı
gece boyunca hep lambası yanardı
bir gün onunla yolda karşılaştık
çok güzel bir yüzü vardı
bakışları sanki içimi eritiyordu
o an kalbimi söküp atasım geldi.
çünkü ilk defa laf dinlemiyordu.
o bakışları,o gözleri gönlüme işledi.
artık uyumak yerine onun evini izliyordum
onunla karşılaşabilmek için saatlerce kapıda beklerdim.
bir akşam yine onu yolda gördüm.
bir dakika bakarmısın dedim
acelem var küçüğüm dedi.'KÜÇÜĞÜM'
sanki bana aramızdaki yaş farkını anlattı.
eve gidip ağladım.o gece karar verdim
artık onunla konuşmayacaktım
ertesi gün eve girdiğini gördüm
hemen gittim kapıyı çaldım kapıyı açtı:ne var KÜÇÜĞÜM DEDİ.
adımı bile söylemeden
sadece seni seviyorum dedim
konuşmadan koşarak evden ayrıldım
daha sonra bir ay evden çıkmadım
bir gün kızlarla mahallede oturuyorduk
sirenler içinde bir ambulans geldi
ambulanstan acele acele inenler
hızla onun evine girdiler
bütün mahalle onun evine girdik
seyre daldık,birkaç dakika sonra
sedyeyle dışarı çıkardılar
önümden geçerken
bende seni küçüğüm dedi
donup kaldım
herkes bana bakıyordu
eve doğru koşmaya başladım
gözyaşlarım durmadan akıyordu.
evde annemler ondan bahsediyordu
ailesi yokmuş
okumuş
sevdiği bir kız varmış
ama kaçtığı gün ölmüş
bir süre sonra yine sevmiş
ama ne yazıkki o da ölmüş
kimi sevdiyse ölüm ayırmış
sanki onun sevdiği
azrailin ölüm fermanıymış
bazen hiç nedensiz
bir kağıt bir kalem
bir de fotoğraf varmış
bir de ölmek için dua ediyomuş
intihar edip hastaneyi aramış
polisler evin duvarında
KÜÇÜĞÜM YAZISINI BULMUŞLAR
KÜÇÜĞÜM SENDE ÖLME YAZIYORMUŞ!!!!
|
syfylaLİGİLİolrsa:)olcm (6)
Toplam 6 yorum,
hepsi gösteriliyor.
almira | 26 Temmuz 2008 00:34 |
şikayet
bacııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııım nerlerdesin bea gündüz msn yazamıyorum yoğunum bu aralar akşamlarıda sen yoksun özledim valla senle muhebbeti bu akşam tüm arkadaşlara ya msj atıyorum ya yazıyorum tlf kapalı msj attım hala şletilmedi öpüldün en kocamanından kendine ii bak bu arada bacım diye çok bağırdım site sağır olmadıysa ii :)
almira | 29 Ocak 2008 08:44 |
şikayet
bacııııııııııııııııııııııııııııııııııım nerlerdesin bea
msn yada burdan çerim dışı olsamda bişey yaz be a vallahi öldük meraktan
almira | 22 Ocak 2008 13:27 |
şikayet
BACIM NERELERDESİN SEN YA MERAK ETTİM MSN YEDE GELMİYORUN Bİ ARKADAŞIN HASTA OLDUĞUNU SÖYLEDİ MSJ ALINCA BANA YAZ NE OLUR ÖLDÜM MERAKTAN ALLAHA EMANET OL BACIM UMU-ARIM MUHİM BİŞEYİN YOKTUR
ufukcebeci | 18 Aralık 2007 11:43 |
şikayet
sayfanada bi girdimi üç gün çıkılmıyo yani:P
almira | 14 Aralık 2007 14:07 |
şikayet
BACILARIN EN GÜZELİ HOŞ GELDİN GÖRMEYEİ SAYFAN İİCE GÜZELLEŞMİŞ:)9
sheker35 | 12 Aralık 2007 11:00 |
şikayet
doğum günün kutlu olsun janımmm:))
istersin mi o zman yazz
Yorum ekleyebilmek için üye olmalısınız, üyeyseniz giriş yapmalısınız.
BUKEZANLADIM
Bu kez anladım
Kuru dallardan yapma
Bi köprüden geçiyorum
Ben ordaydım
Erbabı yalnızları
Yutan kentler biliyorum
Bu kez anladım
Hüzünlerden bozma
Mutluluklar yaşıyorum
Ben ordaydım
Acemi aşıkları
Boğan sular biliyorum
Ne müttefik belli
Ne sığınakların yeri
Kaybettim bugün kendimi, hükümsüzdür
Sonu yok bunun, boşluklardan boşluk beğendim
Vazgeçtim bugün herşeyden halsiz şu kalbim
Kan revan içinde hep kanamaz denen yerlerim
Hem suçsuz hem güçsüz hem halsiz...
Bu kez anladım
Kartonlardan yapma
Siperlere pusuyorum
Ben ordaydım
Huzurlu zamanları
Yıkan sonlar biliyorum
|
bırakma ...demiştim...
bir memur ailenin en küçük çocuğu olarak babamın tahininin çıktığı bir köye taşındık huzursuz dum okulumu bır koy okulunda okumaktansa sehırde medenıce okumak ıstıyordum kaydımı yaptırdı babam okula ılkokul 4 . sınıftan basladım koy okuluna benı bır sınıfa werdıler ogretmen koyde yabancı oldugumu bılıyordu we hangı sıraya oturmak ıstıyorsan otur dedı bana bır kızın yanı bostu sadece oraya oturdum hayatımı adadıgım gıdısıyle benı bıtıren ınsanla ılk o zman tanıstım ısmı altınay ıdı cocuk yasımda bıle onun guzellıgı benı cok etkılemıstı masmawı gozlerı gamze yanakları ıle arada bır bana donup gulusu yanlıs yazdıgım notlarımda kendı sılgısıyle defterımdekı hatayı sılmesı benı o mınık yasımda ona bagladı o donemlerde cocukca bır arkadaslıktı zaman ılerledıkce onsuz bır sanıye gecıremıyordum ya ben onlara gıdıp ders calısıyordum yada o bıze gelıyordu mukemmel bır paylasımcıydı yuregını sewgısını dostlugunu daha o yasta wermıstı bana ılkokulu bırlıkte okuduk we aynı sırada bıtırdık hep onunla hep ona bıraz daha alısarak orta okula gectıgımızde aıle mıze rıca ettık we bızı aynı okula yazdırdılar hatta aynı sıraya oturmamız ıcın babalarımız ogretmenlere adeta yalwardılar basarmıstık yıne aynı sıradaydık gerıde kalan ılkokul donemınde anladım kı onsuz hayat bana huzur wermıyordu yasımız olgunlastıkca o benı ben onu daha cok sewiyordum cocukca baslayan arkadaslıgımız sewgıye aska donusmustu orta okul yıllarımız bıtmek uzereyken .sehır merkezınde aılelerımız lıseye gectıgımız sırada ortak bır karar aldılar buna gore tek ew kıralayacak ıkımız aynı ewde kalacaktık annem de bızımle kalacaktı allahım o karar bıze ıletıldıgınde dakıkalarca sarmaş dolaş kutlamıştık bunu .ona asık olmuştum aynı duyguları oda paylaşıyordu we bunu fark eden aılelerımız okul bıttıgınde ewlendırelım dıye karar almışlardı bıleona tapıyordum artık haşa allaha sırk kosar gıbı gunah ıslercesıne sewıyordum ılk elını tuttugumda sakın bır daha bırakma demıstım yanakları kızarmıstı utnamıs we basını onune egmiş gülümsemişti we elımı sımsıkı kawramıstı artık hergun elele tutusup okula gıdıyor okuldan cıkarken elele dolasıyor gezıyor oyle gıdıoyrduk ewımıze arada bır ellerı terler we her terleyıste elını elımden kurulamak ıcın cekerdı bunu her yaptgında kızar elımı bırakma dıye azarlardım hep tamam tamam dıyerek gulumser we hızla elını awucuma sokustururdu hersey harıkaydı dunya cennet gıbıydı gozumuzde yıllar akıp gıdıyordu mutluluk ıcınde nıhayet lıseyı debıtırmek uzereydık karne donemı gelmıstı karnelerımızı aldık hıc kırık yoktu sewıncle sarıldık bırbırımıze elımı tuttu bunu kutlamak ıcın bır cafeye gıdıp kola ıcerek kutlayacaktık okulun az ılersınden gecen bır cakıl yol wardı her zaman toz duman ıcınde olurdu cakıllarla kaplıydı o yolun benım we olurcesıne sewdıgım ınsanın ayrılmasında bu kadar rol oynayacagını bılseydım hıc gırer mıydım neler wermezdım o yolu yurumemek ıcın elı yıne elımdeydı ansızın elını cektı terlemıstı yıne elı sanırım dort adım atmıstım donup yıne azarlıyacaktım cunku hem elımı bırakmıs hemde gerıde kalmıstı donup baktıgımda dunya basıma yıkılmıstı sankı gok kubbenın altında kaldım yerdeydı we yuzunden kan fıskırıyordu ne yapacagımı bılemedım uzerıne kapandım yuzune yapısmıs saclarını kaldırdıgımda hayatımı bıtıren o goruntuyle karsılastım bası kesılmıs bır tawuk gıbı cırpınıyordu suratına bır tas parcası bıcak gıbı saplanmıstı we bakmaya doyamadıgım mawı gozlerınden bırı akmıstı suratının yarısı yoktu hırlıyordu bana bırseyler solemek ıstıyor kanlı kaplı dıger gozunu temızlıyerek bana bır seyler demeye calısıyordu yoldan gecen bır kamyonun tekerının altından fırlayan bır tas suratına saplanmıstı olurcewsıne bır askı gelecegımızı bır kıbrıt buyuklugnde bır tas parcasının bıtırecegını bılmezdım donuk donuk hıc konusmadan yuzune bakmaktan baska bırsey yapmıyordum ellerını tuttum kaldırdım basını gogsume dayadı we ellerımı sıkısıkı tuttu akan kan ellerımıze damlıyordu yoldan gecen bır araba durmus bızı seyredıyordu hastanaeye yetıstırelım dedıgımde kanlı ıldugu ıcın almadı we kactı gıttı kımse arabaya almıyordu cewreye bakıp eden demekten ona donup senı sewıyorum benı bırakma dayan dmekten baska bırsey yapmıyordum 2 dakıkalık bır cırpınıstan sonra kucagımda oldu cennet olan dunya 5 dakıka da cehenneme dondu tam dokuz yıl oldu onu yıtırelı kendıme we baskalarına lan guwenımı yıtırdım suan bır hastanede bıtkısel hayattaymısım.......ne olur sız sız olun ellerı terlese bıle onu bırakmayınn....
___________________________________________________________________________
SEVEBİLME İHTİMALİ
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
özlemeye başladım herkesi...
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
solculuk oynamaya başladık..
Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle...
Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
Muş ovasının yalancı maviliğini
Otobüs oluyordum bir süre
Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
Otobüs oluyordum
Bir ülkeden bir iç ülkeye
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
Korkuyordum
Sonra iniyordum otobüsten
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda
Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
Ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim
Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!
____________________________________________________________________________
Sen beni sevmekten gidince ben bana borçlu kaldım
Ya sen bana fazla geldin ya ben sana az kaldım
Gitme bir adım öteye gülüm bir adımda gurbet olur
Gitme bir nefes öteye gülüm her nefes hasret olur
Aşk yasaklandı artık halka açık yerlerde
El tutmak yol açıyor diye hesapsız
Susmalara kaldırdık tüm tutuşmaları
Yasak kelime oyunu yapmak
Yalan söylemek mecburi ve serbest ayyuka çıkmak
Artık yağmur sonraları toprak kokmak yok
Tomurcuklanmak günah
Ve bir insan gözü yüzünden 100 gün ardarda uyumamak
Kimse ölmesin diye
Kimsenin aklında her sevdalı verdiği sözü geri alacak
Güneşi ayı ve hatta hiç bir tabiat olayı
Şahit gösterilmeyecek hiç bir sevdaya
Ne deniyorsa onu atacak kalp
Ve süresi24 saate çıkarılacak meskun mahallerde ağlamanın
Sen sesini alıp gidince ben burda dilsiz kaldım
Ya sen bana fazla geldin
Ya ben sana az kaldım
Gitme bir adım öteye gülüm bir adımda gurbet olur
Gitme bir nefes öteye gülüm her nefes hasret olur
________________________________________________________________________
SANA BAKMAK
Her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla
Uçak örneğin, uçurtma mesela
Altına konabilir bir ayağı kısa olduğu için
Sallanan bir masanın
Veya şiir yazılabilir süresi ötekilerden kısa bir ömür üzerine
Bir beyaz kağıda her şey yazılabilir, senin dışında
Güzelliğine benzetme bulmak zor
Sen iyisi mi sana benzemeye çalışan her şeyden
Bir gülden, bir ilk, bir sonbahardan sor
Belki tabiattadır çaresi senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
Ve benim bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
Anlarım bitkiden falan ama anlatamam
Toprağın güneşle konuşmasını
Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla
Sen bana ışık ver bende filiz çok
Köklerim içimde gizlidir
Gelen, giden,açan, solan, bere, budak yok
Bir şiir istersin içinde benzetmeler olan
Kusura bakma sevgilim
Heybemde sana benzeyecek kadar güzel bişey yok
Uzun bir yoldan gelen tedariksiz katıksız bir yolcuyum
Yaralı yarasız sevdalardan geçtim
Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
Her şeyi anlattım olan, olmayan, acıtan, sancıtan
Bilsem ki sana varmak içindi
Bütün mola sancıları, bütün stabilize arkadaşlıklar
Daha hızlı koşardım, sever adım gelirdim
Gözlerinin mercan maviliğine
Sana bakmak suya bakmaktır
Sana bakmak bir mucizeyi anlamaktır
Sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
Aşk sorgusunda şahanem, yalnız kelepçeler sanıktır
Ne yazsam olmuyor çünkü bilenler hatırlar
Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
Bahçıvanlar değil tüccarlardır
Sen öyle göz, sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
Sen teninde cennet kayganlığıyken
Sana şiir yazmak, ahmaklıktır
Bir tek söz kalır dişlerimin arasında
Ben sana gülüm derim, gülün ömrü uzamaya başlar
Verdiğim bütün sözler sende kalsın isterim
Ben sana gülüm derim
Gül, sana benzediği için ölümsüz
Yazdığım bütün şiirler
Sana başlayan bir kitap için önsöz
Sana bakmak, bir beyaz kağıda bakmaktır
Her şey olmaya hazır
Sana bakmak suya bakmaktır
Gördüğün suretten utanmak
Sana bakmak bütün rastlantıları reddedip
Bir mucizeyi anlamaktır
Sana bakmak Allah?a inanmaktır
_______________________________________________________________________________
Sevgiliye Mektup Hikayesi
KIZDAN SEVGİLİSİNE MEKTUP
Elime son kez aldim kagit kalemi, Bu sana son mektubum. Postaci son bir kez haber getirecek...Benden sana. Canim bilirim aldirmazsin hiçbirseye, Ne sevgiye ne de hislere. Simdi elimde bir sigara var, Bugün çok içtim. Bilirim kizacaksin, "Içme demistim" diyeceksin,
Ama ben yine ayni cevabi verecegim: Dertliyim. Son kez bu kalp derdinle dolu. Bu mektubumda Seni ne kadar sevdigimi Özledigimi yazmayacagim. Artik degistim ben. Seninm umursamaz tavirlarindan biktim SERSERIM. Takmiyorum artik ben de seni. Hani bende bir resmin varya, Arkadasima verdim SERSERIM. Çok begenmis seni, "Al senin olsun" dedim Ama dikkat etmesini de söyledim, Olur ya çikarsaniz "Boynuzlamasin seni" dedim. Yüzünün seklini görmeni isterdim SERSERIM. Bu mektup digerine benzemiyr degil mi? Dün gece yiktin, öldürdün beni SERSERIM. Dilindeki hece bir kursun gibi saplandi yüregime. Tüm gece kanadi durmadan, Gözlerim doldu aglayamadim. Yataklara düstüm ne zamandir. Ama iyi oldu aslinda Seni umursamiyorum artik, Sen ne demistin SERSERIM. "Üzülme!" Üzülmüyorum zaten gülüyorum, Bu acilarin getirdigi mutsuzlugu seviyorum. Lanet olsun sana SERSERIM.
Bu kadar degersiz miydi sevgim? Biliyorsun ben seni çok sevdim. Bu sana son mektubum SERSERIM. Yak istersen,istersen baskalarina okut. Ya da evet Içip içip agla, Ama sunu bil ki bu sana son mektubum. Bundan sonra hain yazar mezar tasinda Bir ölüsün artik sen hatiralarimda...
SERSERIDEN CEVAP
Bugün hiç beklemedigim bir anda, Mektubunu aldim GÜZELIM. Son mektubum demissin, inanmam Sen dayanamazsin bensizlige, Erirsin,bitersin günden güne. Bak ne diyorum GÜZELIM Gönlün olsun,birkaç gün daha çikalim Sevinirsin belki. Hediye olur ya da bir elma sekeri. Sen bensiz yapamazsin GÜZELIM. Seni öptügüm o ilk ani hatirla, Nasil da çocuklar gibiydin, Bayilacaksin diye korkmustum GÜZELIM. Ben senin gibi neler geçirdim elimden,
Bilirim haberim yok sevmeden, sevilmeden. Sen beni gerçekten sevdin mi GÜZELIM? Sana bu mektubu meyhaneden yaziyorum, Biraz önce birkaç çocuk dövdük GÜZELIM, Onlarin serefine içiyoruz. Bak GÜZELIM!Ben sana ne demistim hatirlamiyorum "Üzülme" yazmissin Sahiden dedim mi? Içkiliyken herhalde, bilirsin. "Yiktin" yazmissin Sahiden yikildin mi? Umursamazsin sanmistim Takmazsin diye ummustum, Ama madem beni umuttun, Bu sana son sözüm olsun
Ben de seni sevdim haberin olsun GÜZELIM.
KIZIN ARKADASIN'DAN SERSERIYE
Seni tanimiyorum serseri, Ama arkadasim seni çok sevdi. "Son mektup" demisti dogru, Hem o seni çoktan unuttu. Seni çok begendim be serseri, Belki seversin, belki de... "Güzelim" demissin bizimkine, Ben de seni zevkli bilirdim. Ben ondan daha güzelim. Bak serseri! Ben seni ondan daha çok severim. Telefon numarami yaziyorum,arkada, Onu aradigin gibi beni de ara. Ayrica senin güzel gariplesti bu ara "Kalbim agriyor" diyor, doktor bir teshis koyamiyor.Aman canim o da bir baska, Aglasa da gülüyorum der etrafa Sakin unutma beni ara.
SERSERIDEN ARKADASA
Bak kizim ben seni sevmedim daha en basta, Ben güzelimi sevdim herseyden çok. O bana "serserim" derdi canindan koparcasina, Sen ise "serseri" diyorsun sokakta kalmisçasina.
Senin gibi arkadas olmaz olsun. Güzellige gelince,kimse yarisamaz benim GÜZELIMLE. Simdi birak bunlari "son mektup" derken yalan sanmistim Daha beter içer oldum, Her gece sarhosum. Bir daha ki mektupta güzelimden bahset bana. Simdi gerçekten mutlu mu? Yoksa baskasini mi seviyor? Hasta demistin,kalbinden hasta Yoksa bu ask hastaligimi? Benden baskasi ile... Çabuk yaz arkadas Herseyi arkadas, herseyi anlat bana.
Anladim ki yasayamam ben onsuz bu dünyada.
ARKADASTAN SERSERIYE
Afedersin serseri yanlis yapmisim ben, O seni gerçekten çok sevmis. Son nefesinde bile adini söyledi, Yüregim parçalandi,anlayamazsin. éSERSERIM" deyisini duysaydin gözleri kapanirken.Askin öyle sarmis ki bedenini Kaybedince, yasayamadi öldü iste. Son mektunda ne yaptin? Içip içip agliyor musun? O simdi mezarinda huzurlu yatarken, Yilanlara bile seni anlatir süphen olmasin. Zaten mezar tasinda
"SENI SEVMISTIM SERSERI"
Yazisini görünce anlarsin. Belki bir umut vardi yasamasinda, Ama senin de ciddi olmandi. "Birkaç gün çikalim" demissin ona. "Elma sakari olur" demissin. Iste o vurdu senin güzelini, Indi zavallicigin yüregine. Simdi mezarinda derin bir uykuda, Sevgisi de sonsuzlasti onunla. Aslinda o hiç istemedi öldügünü bilmeni Ama dayanamadim yazdim iste. Simdi ne yaparsin,nasil yasarsin? Içer misin, adam mi döversin? Sen de onu sevmissin öyle yazmissin,
Öyleyse birak askiniz yasasin.
SERSERININ ODASINDAKI NOT ;
Sana GeLiyorum GüzeLim..
SeNi SeviyoRum GüzeLim...
|
BBBBEN HAYATTA EN ÇOK BABAMI SEWDİMM
Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici-hep, hep acele işi! -
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezberledim gurbeti
Sevinçten uçardım hasta oldum mu
40'ı geçerse ateş, çağrırlar İstanbul'a
Bir helalleşmek ister elbet, diğ'mi, oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oyununu
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu
En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
|
|