HOŞGELDİN MASUMİYET09 Aralık 2007 00:59 şikayet Hoşgeldin masumiyet.
Biliyorum kapıdasın, uzun yoldan geldin; biraz yorgun, biraz aç, kapıyı çalmak üzeresin.
En son geçen yüzyıl, bir Eylül sabahı görmüştüm seni; çok özlemişim, nerelerdeydin?
Sen gitmeden önce de azdı kazancımız ama daha mutluydu yuvamız.
Sayısallaşmamıştı henüz sevdamız, umutlarımız; doğum – dersane - ölüm diye üçe bölünmemişti hayatımız.
Daha basitti sözlerimiz, küçüktü hesaplarımız; kurşun kalemle çizgili sayfalara yazılırdı borçlarımız.
Eski, siyah beyaz bir Türk filmi;
sıradan, kıt kanaat geçinen ama birbirlerine son derece düşkün aileleri, delikanlı taksi şoförleri, bomboş Boğaz sırtları, kabarık saçlı mahcup kızları, kötü ama yeri geldiğinde son derece vicdanlı adamları, çekimden sonra evlerine belki de hep aynı koltukta otobüsle dönen “zengin” anaları,
hep masumiyet, hep masumiyet...
Film bittiğinde ve sen karelerini, beyaz perdeni toplayıp gittiğinde, bizler derin uykudaydık.
Gözlerimizi açtığımızda, filmin ikinci yarısında değil, bambaşka bir filmin tam ortasında, on sekiz yaşından küçüklerin girebildiği ancak masumiyetin alınmadığı, kara camlı bir salondaydık.
Ayrı ayrı oturtulmuştuk. Bizim mahalleden olmayanlarla, rengarenk başka senaryoları, başka hayatları, başka aşkları, başka kahkahaları izliyorduk.
Hoşgeldin masumiyet;
nicedir özlemişim seni.
İyi ki geldin.
İyi ki kapının önünde, biraz yorgun, biraz aç, yanında bembeyaz perden, kapıyı çalmak üzeresin;
iyi ki dışarıda duyduğum tıkırtı sensin... yorumlarToplam 1 yorum yorum eklemek ister misiniz?Yorum ekleyebilmek için üye olmalısınız, üyeyseniz giriş yapmalısınız. |
reklamlarson yorum alan yazılarımblog etiketlerim
-
|
Destekliyoruz: nedir ne demek, türkçe dil araçları
biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 13.0.388