Benim Seni Sevdigim Kadar Ay Gece'yi Sevseydi Dünya Güneşe Hasret Kalırdı!!!

blogum

SEVİPTE TERKEDİLENLERE ÖZEL GERÇEK BİR MEKTUP

sana neler karalayacağıma karar veremiyorumm.inanki cok karasız ve çaresizim ama seni sana anlatsam , önündeki mutluluğu göremeyecek kadar kör olduğunu anlatsam o zaman belki sensiz günlerimi ne kadar zor geçtiğini anlayıp bana hak verirdin.keşke bendeki sevginin büyüklüğünü birde sen anlasaydın da buna karşılık göstererek beni kendine hapsetseydin, birazda olsa beni tebessümünle mutlu etseydin. inan bu senii, seni sevdiğiden daha cok sevmeme yetecekti.sana bakıpta içimin geçtiği anların anısına yazıyorum bu mektubu sana.seni sevmekle yaşamanın,varolmanın,nefes almanın güzelliğine varmıştım.seninde beni sevdiğini biliyordum.ama ya işine gelmiyordu yada bu kadar büyük bir sevgiyi hakedemeyecek kadar tutarsız olduğunun farkındaydın.bana her bakışını topraklara gömmek yada onlarla gömülmek istedim.ama senin yüreğimdeki sesin gözlerimdeki hayalin tuttu ellerimden ve engelledi beni,seni unutmak için yeni kararlar aldım gel gör ki beceremiyorum.taki kendimi unutana kadar unutamayacağımıda biliyorum.artık benim tek umudum ve inandığım şey bu dünyada olmasa bile ahirette beraber olacağımız.çünkü ikimizde cehennemliğiz.sen,kalbimi çaldığın için bense Allahın önünde sana taptığım için;
herşeye rağmen seni sevdiğimi söyleyerek baş koyduğum bu yolda sana bir tek şey söylemek istiyorum.UNUTMA!seven birinin üzüntüsü üzerine asla mutluluk kurulamaz.'SENİ SEVİYORUM'

23 Ağustos 2007 21:23 | 2 yorum

Aklımdan Silemiyorum

Senden çok uzaklarda ,nerede olsam da,
Sanki sen,
Hep yanımda,
Yanımdasın sevgilim..
Seni aklımdan silemiyorum,
Ne yapacağım, bilemiyorum..
İşte,bu gece yine sensiz,
Sensizliği,
İçtikçe içiyor, içiyorum...

Teselli ararken kadehlerde ben,
Ne olur, çıkıp da, geliversen birden ,
Mutluluk akar ,yaş yerine gözlerimden....

Ama, kim bilir,sen şimdi,
Uzaklarda,
Nerede,kiminlesin ?...
Ben ise,
Karanlık bir köşede,
Sensiz ama, yine seninle...
İnan,
Hasret,acısı çöktü yüreğime....
Sen yoksun ,
Neden?..

Neden, yalnız seni düşünürüm ben,
Oysa ki, yemin etmiştim,
Bir daha sevmeyecektim...
Neden ? kalbime girdin,
Madem ki terk edecektin...
Benimki,gizli bir aşktı.,
Bilemedim,
Bilemedin.
Sana da söyleyemedim..

Sen, seni sevmediğimi sandın,
Gurur yapıp uzaklaştın..
Seni kalbime gömeceğim dedin,
Ah!...Ben ise,
Bir türlü söyleyemedim....

Teselli ararken kadehlerde ben,
Ne olur,
Ansızın, çıkıp da geliversen ..
Mutluluk akar yaş yerine gözlerimden.
Belki,
Yeniden başlardık sen ve ben.........
Tünay Süer

23 Ağustos 2007 21:23 | yorum ekleyin

DÖRT MEVSİM ÖLÜME AGIT

Ölmüştük ve karanlık çökmüştü kente

Yalnızlık öyle derinden değil kan kokusuyla vardı

Mevsimler nerdeydi biz hangi mevsimin ölüsüydük

Kış kendine küsmüş karlarını tozarken

Yaz erimiş bir lastiğe benziyordu kokusunda

 

Geçiyordu zaman büyümüyordu öyle eskisi gibi hiçbir şey

Renkler gözünün içinde yitirilen bir ışıktı işte

Aşk hangi kelimenin karşılığıydı

Ölmüştük ve karanlık çökmüştü kente

 

Ellerimiz öyle yalnız ki ayrılmaya kopmuş parmaklarla

Kulaklarımız öyle çığlıktaki konuşmuyor işte dudaklar

Yanı başımda maviler birikmiş deniz sanıyorum ya  torbaları

Ölmüştük ve karanlık çökmüştü kente

 

Ölmüştük ya karanlık çökmüştü kente

Çocuklar ağlamıyordu bebekler yoktu anonslar ölüme gitmiyordu

Yüzümü kazıyordun ya gülücüklerimi çıkarmak için topraktan

Ölmüştük ve karanlık çökmüştü kente

 

Hikayemizi okuyordun bir tarafta yaşanmayan sonbahara

İnatla diriliyordun ilkbahara

Yokluğumuza kurşunlar sıkılıyordu

Ölmüştük ve karanlık çökmüştü kente

 

Hatıraları köpek cesetlerinden çıkarmıştın ya

Saçlarını bir atın kuyruğuna bağlamıştın

Eski bir sözü arıyordun tükenmiş gövdemizde karşılığı nefret

Ölmüştük ve karanlık çökmüştü kente

 

İskeletlerinden çocuklar yapmıştın ya ölümün

Susmalarından kukla

Bir sahne kurmuştun silahlardan

Ölmüştük ve karanlık çökmüştü kente

 

Dört mevsim ölmüştük yerine iki sayılan

Ağaçlar kadar yalnızdık çokça sayılan

İnsandık demiştin ya biz ölmeden önce

Ölmüştük ve karanlık çökmüştü kente

 

Kapanıyor doğmadan güneş bir gün daha

Uyanmak için beklemiyor ya gözler camlarda

En güzel elbisen yakılıyordu ya

İşte ölmüştük ve karanlık çökmüştü kente

23 Ağustos 2007 21:12 | yorum ekleyin

Senden Vazgeçemiyorum...

Sana yazıyorum bu satırları bir tanem gönül lisanı ile yazıyorum..
Bu hoyrat sevdayı senin için atan bu kalp le anlatmaya çalışıyorum
Her seferinde seni anlatmaya sana olan bu aşkı anlatmaya layık
O cümleyi bulamıyor, bir sayfa daha yırtıyorum
Sana yazdığım şiirlerle dolu defterimden....
Ey göklerin ayı, yıldızı benim farkımdamısın?
Böylesi derin bir sevdayı duymazmısın?
Ya da duymak mı istemiysun bilmiyorum...
Ben her anımı seninle yaşıyorum
Yediğim yemek, içtiğim su, soluduğum hava
Hepsinde biraz sen varsın!!!
Uyku da haram bana ellerin gibi haram sevdiğim..
Göz kapaklarım uykuyla cebelleşirken inatla, yenilsem o tatlı uykuya
Bu seferde rüyalarımı zaptediyor hayalin
Senli rüyalar görüyorum uyuduğum zamanlarda
Benim olduğun ,ellerini tutup ,gözlerine baktığım rüyalar
Bir kere deseydin, seviyorum seni deseydin!!!
Gelmezmiydim..
Bulmazmıydım...
Almazmıydım SENİ
Adamazmıydım senin için bu hayatı,aşkı yaşatmazmıydım sana
Seni canımdan bile çok Severdim bi tanem canımdan çok...
Ama sen kaçtın korktun!!! İmkansız!İmkansızınım dedin
Sen en kolayını kaçmayı seçtin...
Ömründe seni benim kadar seven birini bulamayacaksın eminim
Ama sen beni ellerinle ittin!!!
Bende artık sen gibi kimseyi sevemem biliyorum
Derbeder bırakıp gittiğin ben bu kalp seni asla unutmayacak onuda biliyorum
Seni çok severken,sen istedin diye SENDEN VAZGEÇİYORUM
Ama seni hala çok SEVİYORUM

22 Ağustos 2007 23:54 | yorum ekleyin

Grurumun Bana Nasihatı...

                                her acı bir isyana bir gebedir...
                                ve her isyan bir günaha...
                                ve her günahta bir ateşe gebedir...
                                ve her ateşte bir acı ya...

                                Bu böyle gider durur ve tekrarlanır...Bunu sen
                                öğrettin bana kalbime verdiğin acıyla isyan
                                ettim kaderime ve sensizliğe..O kadar çok isyan
                                ettim ki günahkar oldum yaradanıma karşı...ve bu
                                günahlarımın bedelini ödüyorum öldüğümden
                                beri...ve ateşi bu aciz bedenimde her
                                hissettiğimde bir kez daha acı denizinde
                                boğuluyorum...kemiklerim eriyor,etlerim
                                kıpkırmızı yanıyor ve bir avuç kül parçası
                                kalıyor benden geriye...

                                gittin...
                                kalbime henüz söyleyemedim gittiğini...
                                ve başka bir isim taktım gidişine...
                                ecel dedim,ölmek dedim.yok olmak dedim..
                                ama bir türlü gittiğini ben bile kabul
                                edemedim..
                                tek başıma kaldığım şu koca şehirde...
                                sensizlik omuzlarıma yüklenmiş halde...
                                yawaş adımlarla gittim güneşin doğduğu yere...
                                bedenimden aklımdan hayatımdan ve gülüşlerden
                                vazgeçmiştim..
                                seninle ağlamaya bile razıydım oysa ki..
                                yeter ki sen ol yanımda diyordum...
                                şimdi kırık bir kalp,yıkık bir beden...
                                ve başı dik gururumla gidiyorum senden
                                uzaklara...
                                gidişin benim bitişim olur derdim ya...
                                yanılmışım bitmedim hiç senden sonra...
                                önünde diz çöken bedenimin ellerinden gururum
                                tuttu..
                                ve öne eğdiğin bAŞImı dik tuttu herşeye inat...
                                en güvendiğim sen...
                                beni terkederken apansız...
                                seninle iken hiç aklıma gelmeyen gururum...
                                unutulduğu bir anda çıktı karşıma zamansız...
                                seninle beraberken su gibi geçen zamanımı...
                                gururumla paylaştım ve anlatım ona herşeyi...
                                sus dedi sus biliyorum hepsini...
                                özür diledim gururumdan hatalıyım seni unuttum
                                dedim..
                                saçlarımı okşadı gözlerime baktı ve şunu
                                söyledi...
                                merak etme eğer beni unutmasan zaten bu durumda
                                olmazdın..
                                kalbine aşk girince kalbine o girince...
                                ben kovulurum ister istemez senin yüreğinden...
                                ve gurur aşkla aynı yürekte varolmuşsa...
                                sen ona gerçekten aşık olmamışsındır zaten...
                                ve şahin gurururun olarak sana son tavsiyem...
                                denizler senin önünde diz çökerken...
                                sakın su damlacıklarının önünde eğilme sen....

22 Ağustos 2007 21:09 | yorum ekleyin

Dön Yoksa Sensizlik Canımı Alcak

<a target="_blank" href="http://www.sevdimseni.com/2170-don-yoksa-sensizlik-detay.html">
<img src="http://www.sevdimseni.com/don-yoksa-sensizlik.jpg" alt="don-yoksa-sensizlik resimleri"></a>

22 Ağustos 2007 20:52 | 2 yorum

Ödünç Hançer Öldürmez Beni...

ödünç hançer öldürmez beni

bir küfür gibi kara

kayış dilini ver

binlerce kez açıklasam da

dilini çözemediğim ihanet

gel bir daha bende dene kendini

ne sen öldürebiliyorsun beni bu cenkte

ne ben yenebiliyorum seni

yazıldığın mevsime çok su ver kendi izinden

giden yolları suçlarından arındır

arkanda kaldı seni ilerde bekleyenler

unutkan şiirler, kopmuş alıntılar

hiçbir zaman kullanamadığın hatıralarla

kendine yazdığın yaşam öyküsü!

ah, bu kadar aşk herkesi yanıltır

gelme üstüme

boşalmış yeminlerin bileği

ben sandığın sözcüklere vuran aksimdir

ödünç hançer öldürmez beni

ya başka bir silah seç kendine

ya bırak başkasının ellerine

ölüm aşkın işidir

kork benden sevgilim

ahretin olurum senin

bu kadar çok seven öldürmesini de bilir

ben seni

çok yanılmış kalplerin sağlamlığıyla sevdim

gücümdü güçsüzlüğüm

ey, izini sürdüğüm ruhumdaki kara gölge,

büyüttüğüm oğullarımı bir bir elimden alan hayat

yanıltma beni, beni bana yakıştır

son darbeden önce ilk sözü söyleyemeyen!

kolay değil ödenmiş hayatın katili olmak

kör eder hançerini içimin gücü

ölümü göze alan yaşamasını da bilir

21 Ağustos 2007 11:10 | yorum ekleyin

Seven Adamla Papatya


Sevgisiz insan, bir gün şans eseri bir çiçek bahçesinde bulmuş kendini, bahçedeki
çiçekleri hiç düşünmeden ilerlemiş bir süre. Bir düzlüğün ortasında mola vermiş bir ara.
Etrafına bakmış bir süre, hiç bir çiçek bir şey ifade etmemiş ona. Sonradan yıkılan
bir ağaç görmüş ve onun yanında bir papatya.Papatya kendinden emin, o köşede yıkılan
ağacın yanında çıkan rüzgara göğüs geriyormuş.Papatya o kadar güzelmiş ki...Sevgisiz insan sevgiyi tanımış. Buna şaşırmış. Alışamamış,ne yapması gerektiğini bilememiş. Pek tabii bildiğini sanmış... Papatyayı sevmiş, okşamış,rüzgar ona zarar vermesin diye araya girmiş oturmuş... Papatya bir süre tekrar dikleşmiş.Papatyanın zarar görmesinden öylesine korkuyormuş ki, böylesi bir güzelliğin sonsuza dek sürmesini, o kadar çok istiyormuş ki... Papatyanın, ellerine dokunduğu her an, onu hissettiği her an kendini dünyanın en mutlu insanı hissediyormuş... Sevgiyi öğrenen adam, gerek papatyayı korumak için gerekse ona olan doyumsuzluğundan dolayı papatyayı koparmayı ve yanına almayı istemiş. Onu bu bahçeden koparmak ona çok doğru gelmiş çünkü, onu
yanında hep koruyabilecek, sevebilecekmiş.Papatyayı hiç düşünmeden çekmiş,
koparmaya çalışmış, papatya buna direnmiş,direnmiş. Seven adam anlayamamış
bu direnci, daha da güçle yüklenmiş papatyaya. Aklı o zaman neredeymiş, kim bilir...
Papatya gün geçtikçe solmuş, solmuş...Adamın gölgesi onu öyle bir kapıyormuş ki,
soluk almasını engelliyormuş. İşin garibi adam bunu görsede anlayamıyormuş,
papatya soldukça üzerine daha çok titriyor,iyice kapıyormuş güneşini. Sevmeyi yanlış
öğrenen adam, en sonunda dayanamamış ve papatyayı tüm gücüyle kendine çekmiş.
Tüm dünyaya ne mutlu.. Ve o salak adama ne mutlu ki, papatya herşeye rağmen
direnebilmiş gücü kalmasa da. Ama bu direniş o kadar büyük bir güç gerektirmiş ki,
o herşeyden çok sevdiği papatya boynu bükük kalmış... Seven adam işte o noktada her şeyi görmüş ve anlamış, yaptığının acısı ona öyle bir koymuş ki, sendeleyip yere düşmüş. Hayatında tanımadığı acıyı çekmiş adam. Hayatta kendini ilk defa haksız, ilk defa bencil, ilk defa küçük hissetmiş. Ağlamak para etmezmiş, üzülmekte. Güneş de
hemen fayda etmezmiş papatyaya. Sevmiş adam, bir çiçeğe nasıl davranması gerektiğini görmüş gözündeki perdeler kalkınca... Ağlayarak çiçeğin yanında durmuş,rüzgara karşı kendini siper etmiş yine ama çiçeği ne koparmaya çalışmış bir daha, ne de üzerinde gölge etmeye... Papatya, tekrar mutlu bir şekilde bütün asilliğiyle ve gücüyle dimdik
ayakta durana kadar bekleyecekmiş öylece, yakınında olacakmış çünkü, çiçeğin ona ihtiyacı olacağı bir zaman olursa o da o anda çiçeğinin,papatyasının yanında olacakmış. Seven adam, papatya onu bir daha hiç sevmese bile, onu sonsuza dek sevecekmiş, çiçek isterse uzakta,çiçek isterse yakında... Çünkü seven adam için değerli olan tek şey  varmış, o da çayırda tek başına ayakta durmaya çalışan eşi benzeri olmayan güzellikteki o tek papatya

20 Ağustos 2007 21:43 | yorum ekleyin

Sensiz Asla Yaşayamam...

Sana sen duymasan da sabahları günaydınnn demek hoşuma gidiyor aşkım.. Senin benim hayatımdaki yerini ve sana verdiğim değeri anladığım gündün beri sen benim aşkımsın. Aşklar çabuk biter diye üzülme bitecek gibi bi duygu değil bu bendeki... Bana ne yaptığını bilmiyorum ama eroin gibi bir şeysin sen..  senden ne vazgeçiliyor ne de kurtulunuyor. Ne seninle olunuyor ne de sensiz  xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

Senin bana karşı hissettiğin duyguları bilmeyi inan ki çok isterdim. Bazen senin yanındayken bana karşı sergilediğin tavırlara ve davranışlara karşı kendi kendime yorumlar yapmaya çalışıyorum. Acaba ne demek istedi şunu mu demek istedi... Belki de yanılıyorum belki de kendimi kandırıyorum. Ya da inanmak istediğimi söylemek ve o anlık da olsa mutlu olmak istiyorum. Formalite sevgilerden yoruldum artık... Seni sana bıraktım. Belki beni seviyorsundur belki de sevmiyorsundur sende ki beni bilmiyorum. Ben sana karşı olan duygularımı kendime itiraf ettiğim zamandan beri sevgiyi iki kişilik yaşıyorum. Sevgi sadece fiziksel bir görüntü değildir. Yanında o olmadığı zamanlarda da onu ve onun yaşadıklarını hissedebilmektir. Senin bu umursamaz ve sanki hayatında bana dair yer yokmuş gibi tavırların karşısında bir şey yapamasam da ben sadece senin iyi olduğunu bilmek istiyorum.

 Mutluluk filmine gittik ben ve senin sevgin. Sen yoktun yanımda ama filmi iki kişi seyrettik. Bazen filmin sahnelerine ağladık bazen de güldük. Çok güzel bir filmdi değil mi? Sana içimden film hakkındaki düşüncelerimden bahsettim.

 Filmdeki Başrol karakterlerinden olan Cemal'i (genç olanı) yaptığı bazı hareketlerinden  ve tavırlarından dolayı tanıdık buldum. Kızı kıskanmasını, kendisine bile itiraf edemese de kıza karşı sevgisini, imkansızlıkları, çaresiz kaldığı zamanları... Nedense senin bana kızmaların, bana belli etmemeye çalışsan da, başka şeylerden dolayı bu şekilde davranıyormuş gibi davransan da aslında o anda hoşlanmadığın bir durumdan dolayı böyle yapıyor olman...

Sonra senin  beni kırdığın zamanlar aklıma geldikçe dedim ki oda beni sevdiği için beni kıskandığı için yapmış bunları acaba bu gerçekten mümkün olabilir mi? Senin beni sevebilme ihtimalini kendime neden inandıramıyorum.

 Mesela beni o kadar umursamaz görünürken benim seni bırakıp başka insanlarla muhabbet etmeye başlamam sırasında ki tavırların en çok o zamanları seviyorum. O zaman tavırların değişiyor. Farklılaşıyorsun. Sanki beni gerçekten sevdiğini ve onlarla konuştuğum için kıskandığından dolayı bu şekilde davranmaya başladığını düşünüyorum. İçim beni sevdiğini düşünme duygusuyla umutla doluyor. O anlıkta olsa kendimi çok mutlu hissediyorum. Bunu bana çok görme ne olur. Benim onlarla konuşmam seninle konuşmak istemediğimden değil bu çok garip bir duygu.... Nasıl anlatıyım.... Çok alakasız ve mümkün olmayan zamanlarda birden aklıma düşüyorsun. Yokluğun canımı acıtmaya başlıyor. Seni o kadar çok özlüyorum ki. Ne pahasına olursa olsun türlü bahaneler uydurup bir an önce senin yanında olmak ve iyi olduğunu bilmek istiyorum. Ama sonra her şeye  rağmen yanına geliyorum... yanında olmak ama sensiz kalmak o kadar acıtıyor ki insanın canını ... ama yine seni görmek ve iyi olduğunu bilmek için. İyi olmanla birlikte İçimin tekrar huzura kavuşması, rahatlaması... Anlayacağın tarifi zor bir durum bu bendeki...

 Ama biliyor musun bazen yaşam bir öğretmen oluyor..İnsanın karşısına öyle değişik şekillerde ve rollerde çıkıyor ki.. İnanmadığı şeylere bile inanmasını sağlıyor. Ama hayat bu aralar hep senden yana oluyor. Belki o yaşandığı anda içinde sakladığı anlamaları anlamasam da  öyle bir zaman geliyor ki seni bana karşı haklı çıkarıyor.

 Kendi kendime diyordum ki;  Ben tek başıma yanında olduğumdaki tavırlarıyla (özellikle erkekler) başkaları geldiği zaman sergilediği tavırlar neden değişiyor. Acaba neden böyle davranıyor. Ne kadar safım değil mi aşkım. Ama ben seninle birlikte her şeyi yenibaştan öğreniyorum. Hiç düşünemiyordum. İnsanın sevdiği bir varlığı başka birisine kaptırabilme korkusunu, kaybetme ve onsuz kalma düşüncesini, yokluğunun verdiği acıyı, sessiz kalmayı, kıskanmayı, hırçınlaşmayı, durduk yere kavga çıkarmayı....Seni sevmeye başladıktan sonra ve seninde  sevmeye başladığını fark ettikten sonra....

 Bu aralar sanki senin beni sevdiğine dair içimde oluşan düşünceler var. Belki yine kendimi kandırıyorum. Olsun insanın böle bir durumda bile kendini kandırması inan ki güzel bir duygu. Nerden çıktı bilmiyorum.Ama buna inanmak istiyorum.

 Kendi kendime sebepler ararken aslında ayan beyan karşımda duran sevgiye karşı olan körlüğüm. Ne garip bir duygu değil mi?  Sevgi....

 Nedense bazen insanlar mı şeffaflaşıyor. Ben mi garipleşiyorum bilmiyorum. Onları ve hislerini görebiliyorum. Şu anda nedense seni de hissedebildiğim gibi. Şimdi sana baktığımda sevgiyi görüyorum. Geç fark edilen bir sevgiyi…. Sevgiye duyulan özlemi  yokluğun canını acıtmasını ve yaşanılan pişmanlığı…  

 Üzülme aşkım üzülme… Kıyamam sana inan ki. Ne kadar beni umursamaz, ilgilenmez görmez olursan da sanki sende ki beni de görebiliyorum artık.. Önceden olmasam da  şimdi sende var olduğumu hissetmek.. Senin artık beni görebildiğini düşünmek güzel bir duygu..

 Pişmanlıklar bazen insanları olgunlaştırır. Sevgiyi güçlendirir. Bazen sevgiyi özgür bırakmak gerekir. Zaten eğer sana gelecekse zaman sevgiyi sınar, yorar ama sonunda geri sana getirir. Büyütür. Göremediklerini gösterir. Sonunda yolları da açar. Bana lütfen artık uzak durma.. Yeteri kadar yokluğunu yaşamadım mı ? Bana gelen yada gelecek olan yollarını kapama ne olur.

 

Sanma ki, seni bıraktım senden vazgeçtim. Sadece seni özgür bıraktım. Düşünmen, anlaman,yaralarını sarman için. Seni zaten çok geç buldum. Kaybetmek istemiyorum. Sadece bekliyorum. İçindeki açmazları çıkmazları yoluna koyulacak olan şeyleri yoluna koymanı. Maskelerden, oyunlardan artık vazgeçip kendin olmanı.. Senin beni hayatına dahil etme düşüncesinin kararını hiçbir etki altında kalmadan kendin verebilmeni ve bunu gerçekten inanarak yaptığının bilincine varacağın zamanların gelmesini…

  

Benim için senin sahip oldukların değil, sadece sen lazımsın. Benim için en büyük zenginlik sensin sadece yanımda ol istiyorum. Seni sen olduğun için seviyorum. Başımıza bir şey geldiğinde birbirimizden güç alıp hayata birlikte sarılalım ve tutunalım istiyorum. Senin beni istediğin için benimle birlikte olmanı istiyorum.

 

Bazen başka insanların sergilediği tavırlarla, senin bana yaptıklarını bağdaştırmaya çalışıyorum.  Demek bu bunun için yapıyor oda bana bundan dolayı yapıyormuş  eğer sevmese, beni önemsemese yapmazdı diyorum.

 

Halimi bir görmelisin o zamanlar nasıl mutlu oluyorum. Bir gün senin bana karşı olan kaba tavırlarının kızmalarının beni mutlu edeceğini hiç inanmazdım. Sevgi...diyebilecek bişey yok.. Senin beni sevebilme ihtimalini düşünmek ve buna  kendimi inandırmak bile mutlu olmama sebep oluyor. Anladım ki sen benim mutluluğumsun. Sen benim her şeyimsin. Peki ben senin neyinim ???

20 Ağustos 2007 21:36 | yorum ekleyin

Haberin Olsun

Ne zaman sesini duysam
Sana yakın olamayışımın
Çaresizliğidir beni hüzünlendiren
Ve yaşama sevincim olur
O tatlı gülüşlerin
Sen çok uzaklarda
Acılara tebessüm ederken canım
Ben yokluğunda
Varlığının hayalleriyle süsledim gecelerimi

Senli rüyaların dipsiz gecelerinde
Değmeseydi tenine
Seni arzulayan vücudum
Anımsamasaydım
En yüksek uçurumlarda seni
Ölümün yeğane dostu olurdum


Öptüm
Tutamadığım o küçük ellerini
Her gece benim için geldiğin düşlerde
Benden uzaklarda
İlk doğum günü mumlarını
Gözyaşlarımla söndürdüm
Haberin olsun

20 Ağustos 2007 21:33 | yorum ekleyin


< Geri     1 2 3 4 5 6     İleri >

reklamlar

blog etiketlerim

-

ark siteler:  nedir ne demek,  türkçe dil araçları

biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 12.0.980