blogumSEVİPTE TERKEDİLENLERE ÖZEL GERÇEK BİR MEKTUPsana neler karalayacağıma karar veremiyorumm.inanki cok karasız ve çaresizim ama seni sana anlatsam , önündeki mutluluğu göremeyecek kadar kör olduğunu anlatsam o zaman belki sensiz günlerimi ne kadar zor geçtiğini anlayıp bana hak verirdin.keşke bendeki sevginin büyüklüğünü birde sen anlasaydın da buna karşılık göstererek beni kendine hapsetseydin, birazda olsa beni tebessümünle mutlu etseydin. inan bu senii, seni sevdiğiden daha cok sevmeme yetecekti.sana bakıpta içimin geçtiği anların anısına yazıyorum bu mektubu sana.seni sevmekle yaşamanın,varolmanın,nefes almanın güzelliğine varmıştım.seninde beni sevdiğini biliyordum.ama ya işine gelmiyordu yada bu kadar büyük bir sevgiyi hakedemeyecek kadar tutarsız olduğunun farkındaydın.bana her bakışını topraklara gömmek yada onlarla gömülmek istedim.ama senin yüreğimdeki sesin gözlerimdeki hayalin tuttu ellerimden ve engelledi beni,seni unutmak için yeni kararlar aldım gel gör ki beceremiyorum.taki kendimi unutana kadar unutamayacağımıda biliyorum.artık benim tek umudum ve inandığım şey bu dünyada olmasa bile ahirette beraber olacağımız.çünkü ikimizde cehennemliğiz.sen,kalbimi çaldığın için bense Allahın önünde sana taptığım için; 23 Ağustos 2007 21:23 | 2 yorum Aklımdan SilemiyorumSenden çok uzaklarda ,nerede olsam da, 23 Ağustos 2007 21:23 | yorum ekleyin DÖRT MEVSİM ÖLÜME AGITÖlmüştük ve karanlık çökmüştü kente Yalnızlık öyle derinden değil kan kokusuyla vardı Mevsimler nerdeydi biz hangi mevsimin ölüsüydük Kış kendine küsmüş karlarını tozarken Yaz erimiş bir lastiğe benziyordu kokusunda
Geçiyordu zaman büyümüyordu öyle eskisi gibi hiçbir şey Renkler gözünün içinde yitirilen bir ışıktı işte Aşk hangi kelimenin karşılığıydı Ölmüştük ve karanlık çökmüştü kente
Ellerimiz öyle yalnız ki ayrılmaya kopmuş parmaklarla Kulaklarımız öyle çığlıktaki konuşmuyor işte dudaklar Yanı başımda maviler birikmiş deniz sanıyorum ya torbaları Ölmüştük ve karanlık çökmüştü kente
Ölmüştük ya karanlık çökmüştü kente Çocuklar ağlamıyordu bebekler yoktu anonslar ölüme gitmiyordu Yüzümü kazıyordun ya gülücüklerimi çıkarmak için topraktan Ölmüştük ve karanlık çökmüştü kente
Hikayemizi okuyordun bir tarafta yaşanmayan sonbahara İnatla diriliyordun ilkbahara Yokluğumuza kurşunlar sıkılıyordu Ölmüştük ve karanlık çökmüştü kente
Hatıraları köpek cesetlerinden çıkarmıştın ya Saçlarını bir atın kuyruğuna bağlamıştın Eski bir sözü arıyordun tükenmiş gövdemizde karşılığı nefret Ölmüştük ve karanlık çökmüştü kente
İskeletlerinden çocuklar yapmıştın ya ölümün Susmalarından kukla Bir sahne kurmuştun silahlardan Ölmüştük ve karanlık çökmüştü kente
Dört mevsim ölmüştük yerine iki sayılan Ağaçlar kadar yalnızdık çokça sayılan İnsandık demiştin ya biz ölmeden önce Ölmüştük ve karanlık çökmüştü kente
Kapanıyor doğmadan güneş bir gün daha Uyanmak için beklemiyor ya gözler camlarda En güzel elbisen yakılıyordu ya İşte ölmüştük ve karanlık çökmüştü kente 23 Ağustos 2007 21:12 | yorum ekleyin Senden Vazgeçemiyorum...Sana yazıyorum bu satırları bir tanem gönül lisanı ile yazıyorum.. 22 Ağustos 2007 23:54 | yorum ekleyin Grurumun Bana Nasihatı... her acı bir isyana bir gebedir... Bu böyle gider durur ve tekrarlanır...Bunu sen gittin... 22 Ağustos 2007 21:09 | yorum ekleyin Dön Yoksa Sensizlik Canımı Alcak<a target="_blank" href="http://www.sevdimseni.com/2170-don-yoksa-sensizlik-detay.html"> 22 Ağustos 2007 20:52 | 2 yorum Ödünç Hançer Öldürmez Beni...ödünç hançer öldürmez beni bir küfür gibi kara kayış dilini ver binlerce kez açıklasam da dilini çözemediğim ihanet gel bir daha bende dene kendini ne sen öldürebiliyorsun beni bu cenkte ne ben yenebiliyorum seni yazıldığın mevsime çok su ver kendi izinden giden yolları suçlarından arındır arkanda kaldı seni ilerde bekleyenler unutkan şiirler, kopmuş alıntılar hiçbir zaman kullanamadığın hatıralarla kendine yazdığın yaşam öyküsü! ah, bu kadar aşk herkesi yanıltır gelme üstüme boşalmış yeminlerin bileği ben sandığın sözcüklere vuran aksimdir ödünç hançer öldürmez beni ya başka bir silah seç kendine ya bırak başkasının ellerine ölüm aşkın işidir kork benden sevgilim ahretin olurum senin bu kadar çok seven öldürmesini de bilir ben seni çok yanılmış kalplerin sağlamlığıyla sevdim gücümdü güçsüzlüğüm ey, izini sürdüğüm ruhumdaki kara gölge, büyüttüğüm oğullarımı bir bir elimden alan hayat yanıltma beni, beni bana yakıştır son darbeden önce ilk sözü söyleyemeyen! kolay değil ödenmiş hayatın katili olmak kör eder hançerini içimin gücü ölümü göze alan yaşamasını da bilir 21 Ağustos 2007 11:10 | yorum ekleyin Seven Adamla Papatyaçiçekleri hiç düşünmeden ilerlemiş bir süre. Bir düzlüğün ortasında mola vermiş bir ara. Etrafına bakmış bir süre, hiç bir çiçek bir şey ifade etmemiş ona. Sonradan yıkılan bir ağaç görmüş ve onun yanında bir papatya.Papatya kendinden emin, o köşede yıkılan ağacın yanında çıkan rüzgara göğüs geriyormuş.Papatya o kadar güzelmiş ki...Sevgisiz insan sevgiyi tanımış. Buna şaşırmış. Alışamamış,ne yapması gerektiğini bilememiş. Pek tabii bildiğini sanmış... Papatyayı sevmiş, okşamış,rüzgar ona zarar vermesin diye araya girmiş oturmuş... Papatya bir süre tekrar dikleşmiş.Papatyanın zarar görmesinden öylesine korkuyormuş ki, böylesi bir güzelliğin sonsuza dek sürmesini, o kadar çok istiyormuş ki... Papatyanın, ellerine dokunduğu her an, onu hissettiği her an kendini dünyanın en mutlu insanı hissediyormuş... Sevgiyi öğrenen adam, gerek papatyayı korumak için gerekse ona olan doyumsuzluğundan dolayı papatyayı koparmayı ve yanına almayı istemiş. Onu bu bahçeden koparmak ona çok doğru gelmiş çünkü, onu yanında hep koruyabilecek, sevebilecekmiş.Papatyayı hiç düşünmeden çekmiş, koparmaya çalışmış, papatya buna direnmiş,direnmiş. Seven adam anlayamamış bu direnci, daha da güçle yüklenmiş papatyaya. Aklı o zaman neredeymiş, kim bilir... Papatya gün geçtikçe solmuş, solmuş...Adamın gölgesi onu öyle bir kapıyormuş ki, soluk almasını engelliyormuş. İşin garibi adam bunu görsede anlayamıyormuş, papatya soldukça üzerine daha çok titriyor,iyice kapıyormuş güneşini. Sevmeyi yanlış öğrenen adam, en sonunda dayanamamış ve papatyayı tüm gücüyle kendine çekmiş. Tüm dünyaya ne mutlu.. Ve o salak adama ne mutlu ki, papatya herşeye rağmen direnebilmiş gücü kalmasa da. Ama bu direniş o kadar büyük bir güç gerektirmiş ki, o herşeyden çok sevdiği papatya boynu bükük kalmış... Seven adam işte o noktada her şeyi görmüş ve anlamış, yaptığının acısı ona öyle bir koymuş ki, sendeleyip yere düşmüş. Hayatında tanımadığı acıyı çekmiş adam. Hayatta kendini ilk defa haksız, ilk defa bencil, ilk defa küçük hissetmiş. Ağlamak para etmezmiş, üzülmekte. Güneş de hemen fayda etmezmiş papatyaya. Sevmiş adam, bir çiçeğe nasıl davranması gerektiğini görmüş gözündeki perdeler kalkınca... Ağlayarak çiçeğin yanında durmuş,rüzgara karşı kendini siper etmiş yine ama çiçeği ne koparmaya çalışmış bir daha, ne de üzerinde gölge etmeye... Papatya, tekrar mutlu bir şekilde bütün asilliğiyle ve gücüyle dimdik ayakta durana kadar bekleyecekmiş öylece, yakınında olacakmış çünkü, çiçeğin ona ihtiyacı olacağı bir zaman olursa o da o anda çiçeğinin,papatyasının yanında olacakmış. Seven adam, papatya onu bir daha hiç sevmese bile, onu sonsuza dek sevecekmiş, çiçek isterse uzakta,çiçek isterse yakında... Çünkü seven adam için değerli olan tek şey varmış, o da çayırda tek başına ayakta durmaya çalışan eşi benzeri olmayan güzellikteki o tek papatya 20 Ağustos 2007 21:43 | yorum ekleyin Sensiz Asla Yaşayamam...Sana sen duymasan da sabahları günaydınnn demek hoşuma gidiyor aşkım.. Senin benim hayatımdaki yerini ve sana verdiğim değeri anladığım gündün beri sen benim aşkımsın. Aşklar çabuk biter diye üzülme bitecek gibi bi duygu değil bu bendeki... Bana ne yaptığını bilmiyorum ama eroin gibi bir şeysin sen.. senden ne vazgeçiliyor ne de kurtulunuyor. Ne seninle olunuyor ne de sensiz xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /> Senin bana karşı hissettiğin duyguları bilmeyi inan ki çok isterdim. Bazen senin yanındayken bana karşı sergilediğin tavırlara ve davranışlara karşı kendi kendime yorumlar yapmaya çalışıyorum. Acaba ne demek istedi şunu mu demek istedi... Belki de yanılıyorum belki de kendimi kandırıyorum. Ya da inanmak istediğimi söylemek ve o anlık da olsa mutlu olmak istiyorum. Formalite sevgilerden yoruldum artık... Seni sana bıraktım. Belki beni seviyorsundur belki de sevmiyorsundur sende ki beni bilmiyorum. Ben sana karşı olan duygularımı kendime itiraf ettiğim zamandan beri sevgiyi iki kişilik yaşıyorum. Sevgi sadece fiziksel bir görüntü değildir. Yanında o olmadığı zamanlarda da onu ve onun yaşadıklarını hissedebilmektir. Senin bu umursamaz ve sanki hayatında bana dair yer yokmuş gibi tavırların karşısında bir şey yapamasam da ben sadece senin iyi olduğunu bilmek istiyorum. Mutluluk filmine gittik ben ve senin sevgin. Sen yoktun yanımda ama filmi iki kişi seyrettik. Bazen filmin sahnelerine ağladık bazen de güldük. Çok güzel bir filmdi değil mi? Sana içimden film hakkındaki düşüncelerimden bahsettim. Filmdeki Başrol karakterlerinden olan Cemal'i (genç olanı) yaptığı bazı hareketlerinden ve tavırlarından dolayı tanıdık buldum. Kızı kıskanmasını, kendisine bile itiraf edemese de kıza karşı sevgisini, imkansızlıkları, çaresiz kaldığı zamanları... Nedense senin bana kızmaların, bana belli etmemeye çalışsan da, başka şeylerden dolayı bu şekilde davranıyormuş gibi davransan da aslında o anda hoşlanmadığın bir durumdan dolayı böyle yapıyor olman... Sonra senin beni kırdığın zamanlar aklıma geldikçe dedim ki oda beni sevdiği için beni kıskandığı için yapmış bunları acaba bu gerçekten mümkün olabilir mi? Senin beni sevebilme ihtimalini kendime neden inandıramıyorum. Mesela beni o kadar umursamaz görünürken benim seni bırakıp başka insanlarla muhabbet etmeye başlamam sırasında ki tavırların en çok o zamanları seviyorum. O zaman tavırların değişiyor. Farklılaşıyorsun. Sanki beni gerçekten sevdiğini ve onlarla konuştuğum için kıskandığından dolayı bu şekilde davranmaya başladığını düşünüyorum. İçim beni sevdiğini düşünme duygusuyla umutla doluyor. O anlıkta olsa kendimi çok mutlu hissediyorum. Bunu bana çok görme ne olur. Benim onlarla konuşmam seninle konuşmak istemediğimden değil bu çok garip bir duygu.... Nasıl anlatıyım.... Çok alakasız ve mümkün olmayan zamanlarda birden aklıma düşüyorsun. Yokluğun canımı acıtmaya başlıyor. Seni o kadar çok özlüyorum ki. Ne pahasına olursa olsun türlü bahaneler uydurup bir an önce senin yanında olmak ve iyi olduğunu bilmek istiyorum. Ama sonra her şeye rağmen yanına geliyorum... yanında olmak ama sensiz kalmak o kadar acıtıyor ki insanın canını ... ama yine seni görmek ve iyi olduğunu bilmek için. İyi olmanla birlikte İçimin tekrar huzura kavuşması, rahatlaması... Anlayacağın tarifi zor bir durum bu bendeki... Ama biliyor musun bazen yaşam bir öğretmen oluyor..İnsanın karşısına öyle değişik şekillerde ve rollerde çıkıyor ki.. İnanmadığı şeylere bile inanmasını sağlıyor. Ama hayat bu aralar hep senden yana oluyor. Belki o yaşandığı anda içinde sakladığı anlamaları anlamasam da öyle bir zaman geliyor ki seni bana karşı haklı çıkarıyor. Kendi kendime diyordum ki; Ben tek başıma yanında olduğumdaki tavırlarıyla (özellikle erkekler) başkaları geldiği zaman sergilediği tavırlar neden değişiyor. Acaba neden böyle davranıyor. Ne kadar safım değil mi aşkım. Ama ben seninle birlikte her şeyi yenibaştan öğreniyorum. Hiç düşünemiyordum. İnsanın sevdiği bir varlığı başka birisine kaptırabilme korkusunu, kaybetme ve onsuz kalma düşüncesini, yokluğunun verdiği acıyı, sessiz kalmayı, kıskanmayı, hırçınlaşmayı, durduk yere kavga çıkarmayı....Seni sevmeye başladıktan sonra ve seninde sevmeye başladığını fark ettikten sonra.... Bu aralar sanki senin beni sevdiğine dair içimde oluşan düşünceler var. Belki yine kendimi kandırıyorum. Olsun insanın böle bir durumda bile kendini kandırması inan ki güzel bir duygu. Nerden çıktı bilmiyorum.Ama buna inanmak istiyorum. Kendi kendime sebepler ararken aslında ayan beyan karşımda duran sevgiye karşı olan körlüğüm. Ne garip bir duygu değil mi? Sevgi.... Nedense bazen insanlar mı şeffaflaşıyor. Ben mi garipleşiyorum bilmiyorum. Onları ve hislerini görebiliyorum. Şu anda nedense seni de hissedebildiğim gibi. Şimdi sana baktığımda sevgiyi görüyorum. Geç fark edilen bir sevgiyi…. Sevgiye duyulan özlemi yokluğun canını acıtmasını ve yaşanılan pişmanlığı… Üzülme aşkım üzülme… Kıyamam sana inan ki. Ne kadar beni umursamaz, ilgilenmez görmez olursan da sanki sende ki beni de görebiliyorum artık.. Önceden olmasam da şimdi sende var olduğumu hissetmek.. Senin artık beni görebildiğini düşünmek güzel bir duygu.. Sanma ki, seni bıraktım senden vazgeçtim. Sadece seni özgür bıraktım. Düşünmen, anlaman,yaralarını sarman için. Seni zaten çok geç buldum. Kaybetmek istemiyorum. Sadece bekliyorum. İçindeki açmazları çıkmazları yoluna koyulacak olan şeyleri yoluna koymanı. Maskelerden, oyunlardan artık vazgeçip kendin olmanı.. Senin beni hayatına dahil etme düşüncesinin kararını hiçbir etki altında kalmadan kendin verebilmeni ve bunu gerçekten inanarak yaptığının bilincine varacağın zamanların gelmesini… Benim için senin sahip oldukların değil, sadece sen lazımsın. Benim için en büyük zenginlik sensin sadece yanımda ol istiyorum. Seni sen olduğun için seviyorum. Başımıza bir şey geldiğinde birbirimizden güç alıp hayata birlikte sarılalım ve tutunalım istiyorum. Senin beni istediğin için benimle birlikte olmanı istiyorum. Bazen başka insanların sergilediği tavırlarla, senin bana yaptıklarını bağdaştırmaya çalışıyorum. Demek bu bunun için yapıyor oda bana bundan dolayı yapıyormuş eğer sevmese, beni önemsemese yapmazdı diyorum. Halimi bir görmelisin o zamanlar nasıl mutlu oluyorum. Bir gün senin bana karşı olan kaba tavırlarının kızmalarının beni mutlu edeceğini hiç inanmazdım. Sevgi...diyebilecek bişey yok.. Senin beni sevebilme ihtimalini düşünmek ve buna kendimi inandırmak bile mutlu olmama sebep oluyor. Anladım ki sen benim mutluluğumsun. Sen benim her şeyimsin. Peki ben senin neyinim ??? 20 Ağustos 2007 21:36 | yorum ekleyin Haberin OlsunNe zaman sesini duysam 20 Ağustos 2007 21:33 | yorum ekleyin |
son yorum alan yazılarımreklamlarblog etiketlerim
-
son yazdığım bloglar |
ark siteler: nedir ne demek, türkçe dil araçları
biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 12.0.980