n a z l ı c a n

yaz yaza yaz geldi

AŞIKLAR

Aşıklar birbirine sarıldıkları zaman
Melekler öyle sevinirlermiş ki
Aşıkların üzerine çiçekler serpiştirirlermiş
Onun için aşıklar birbirinin  kokularına doyamazlarmış

28 Temmuz 2007 20:12 | 10 kötü bişi yazma ha

esrarlı gözler

Bir içten bakışına delice tutulmuşum
Esrarlı gözlerine gönülden vurulmuşum

Zaman geçmek bilmiyor seni görmediğim an
Dünyam cennet oluyor benim olduğun zaman

Sevgini yıllar boyunca saklayacağım inan
Aşkını ömür boyunca yaşayacağım inan

Aşkının hatırası istiyorum bitmesin
Ömrümün o gecesi hayalimden gitmesin

Sıcak bir bakışına neler vermezdim ki ben
Mutluluğun önünde dize gelmedim mi ben

Aşkı hemde nesşeyi tattırmıştın sen bana 
Mutsus bir insandım ben mutluluk verdin bana

26 Temmuz 2007 21:28 | hadi ya:)

gelde kurtar beni

kızıl bir dem vakti zaman
düştün yine  aklıma ansızın
gök yanıyor
deniz yanıyor
ben yanıyorum cayır  cayır

bir yudum şarap
bir nefes sigara
birde ah  çekiyorum ki
en  derininden

gel de namussuz
gel de şerefsiz
gel de insafsız deme
imkansızlığın baş tacı kedere

gel de isyan etme
gel  de küfretme
acıların mürekkebiyle yazılmış
alnımızın   yazısı  kadere

en dillenmemiş imgeleri
en ellenmemiş sevgileri
en dinlenmemiş tınısıyla
salıyorum ufuk çizgisine
hisset ne olur
hisset yürek sesimi
duyumsa yüreğinde.

-Uzaktasın  desem  değilsin , tam şuramda, yüreğimdesin.
Kanıma işlemiş sevgin, nefes aldıkça damarlarımda dolaşıyorsun.
O  halde bu özlem niye bu kadar yakıyor, niye bu kadar canımı acıtıyor.
Oysa bildiğim tüm yangınların külleri olur zamanda,
bu yangın  neden  küllenmiyor, neden kızıl dem vakti sensiz tüm anlar.?-

26 Temmuz 2007 11:16 | hadi ya:)

tuzlu kahve

Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika birşeydi. O gün peşinde o kadar
delikanlı vardı ki... Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti.
Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir
kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular.
Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu.
Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı...

“Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.

“Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi. “Kahveme koymak için.”

Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. Kahveye tuz! Delikanlı
kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı.

Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var.” dedi.. Delikanlı anlattı: “Çocukken
deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım.
Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.
Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı
dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu
ailemi hatırlıyorum... Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.
Onları ve evimi öyle özlüyorum ki...”

Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının... Kız dinlediklerinden
çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar
özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini
arayan, evini sakınan biri... Ev duyusu olan biri... Kız da konuşmaya
başladı. Onun da evi uzaklardaydı. Çocukluğu gibi...

O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu... Tatlı ve sıcak.
Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii...
Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses,
prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses
ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu...
Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü...

40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “Ölümümden sonra aç” diye
bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. Şöyle diyordu, satırlarında: “Sevgilim,
bir tanem. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum
için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.

İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki,
şeker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan. Sen ve herkes bana bakarken,
değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim
ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı
defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim.
Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok...

İşte gerçek: Ben tuzlu kahve sevmem! O garip ve rezil bir tat.
Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim.
Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın
en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum.
Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden
tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim,
ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da...”

Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında
birgün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey?” diye soracak oldu..

Gözleri nemlendi kadının...
Çok tatlı!.. dedi...

26 Temmuz 2007 11:10 | 9 kötü bişi yazma ha


< Geri     1     İleri >

son yorum alan yazılarım

reklamlar

blog etiketlerim

-

ark siteler:  nedir ne demek,  türkçe dil araçları

biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 12.0.401