blog, özgürlük ile ilgili yazılar (2)TÜRK KANI TAŞIYAN KİŞİLER GENÇLER, SÖZÜM SİZE…DENGE
HAYDİ, GÖREV BAŞINA… Hepimiz artık apaçık görüyor, hissediyor,
duyuyor ve TV, Gazete ve de diğer yayınlardan okuyup, izliyoruz ki; gerçekten
artık ülkemiz için zor, düşünülecek, ne olabilir diye kaygılanacak günleri
yaşıyoruz. Yaşar olduk… Bu durumu daha yakından duyup, hissedip yüreğinden
yanan duygusal yazarlarımızın feryat eden, uyaran, tehlikeleri haber veren
hassas yazıları da her geçen gün artıyor. Bize, ulusumuza, ülkemize,
yöneticilerimize, bilim adamlarımıza, vatansever insanlarımıza neler oluyor
diye telaş edip, üzülecek, kaygıyla düşünecek hallere geldik. Sanki çok yakında
İkinci bir Kurtuluş Savaşı yaşayacakmış gibi bir telaş, Türk insanımızda yaşanır,
gözle görülür hale geldi… Birçok yayın organlarında yayınlanan yazılar,
umutsuzluk içinde, korku saçan ifadelerle uyarılarla yüklenmiş… Oysa böyle bir
tehlike var mıdır, yok mudur, telaş etmekte bir doğruluk endişesi var mıdır? Gerçekten
Atatürk’ün Gençliğe Hitabesindeki gibi ulusumuzun kaderiyle oynayan; “DÂHİLİ VE
HARİCİ BEDHAHLAR …” içimizde var mıdır? Orada sözü edilen tehlike ulusumuzda
mevcut mudur? Bunun tahlil ve yorumunu ulusumuzun halkına ve Atatürk’ün
güvenerek emanet ettiği TÜRK GENÇLİĞİMİZİN değerlendirmesine bırakıyorum. Ama
her türlü olasılıklara karşıda uyanık olup, birlik ve beraberlik halinde
olayları kontrol ve gözetim altında tutmalarında yarar var diyorum. Sevgili gençler,
eğer gelecek sizinse ve o gelecek sizseniz, iyi ve kötü oluşacak yaşam da size
ait olacaktır. Öyle ise o yaşamı yaşanabilir yapmak, ya da yaşanabilir olmasını
sağlamak, kontrol etmek de sizin görevinizdir. İyi bilmelisiniz ki; ( ki
ben, buna inanıyorum. Çok iyi biliyorsunuz…) Atatürk Cumhuriyet’i
sizlere emanet ederek, hitabesinin sonunda da, onu korumanız gerekirse gücünüzü
nereden alacağınızı da çok isabetli bir şekilde belirtmiştir. Ne demiştir
Atatürk; o güç topta, tüfekte, silah ve kavgada dememiştir. Ya ne demiştir; “
MUHTAÇ OLDUĞUNUZ KUDRET DAMARLARINIZDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.) Öyle ise; Türk
olma, Türk doğma ayrıcalığınızı bilip, o kanın gücüne sahip çıkmalısınız. Bu
sözleri neden yazma gereği duydum? Internet
sitelerinden Facebook com’da tanıdığım sayın Ebru Gürsoy’un bir yazısı
ve çağrısı üzerine gerek duydum. Düşüncelerimi yazarak, sizlerle paylaşmak
istedim. Bu yazımı tüm sitelerde yayınlayacağım. Daha geniş kitlelere ulaşmamız
gerek. Siz de arkadaşlarınıza gönderebilirsiniz. Birlikten kuvvet doğduğunu
unutmayın arkadaşlar. Ebru Gürsoy arkadaşıma katılıyor, bütün kalbimle
destekliyor, kutluyor ve alkışlıyorum. Elbette bir dönemin nabzını tutan,
kültürü ile buram buram Türk kokan bu klasikleşmiş romanlarımız son noktasına
kadar değerlendirilmeli, hatta İlköğretimden, Üniversitelerimizin tüm
bölümlerine zorunlu ders olarak konulmalıdır. Biz o kitapları okuyarak, o tadı
alarak gençlik çağımızı yaşadık. Bugün Kemalettin TUĞCU'nun Hikâyelerinin
yerini alacak öyküler arıyoruz. Amma maalesef bulamıyoruz. Dilimiz bile günden
güne yozlaşıp heba olup gidiyor. Kimsenin taktığı, düşündüğü, üzüldüğü yok. Çok
acı...Bazen Cadde ve sokaklardan gelip geçerken başımı kaldırıp işyeri
levhalarına bakıyorum. Hepsi yabancı olmuş. Aralarında tek tük kıvranıp, can
çekişen, varlık göstermeye çalışan Türkçe levhalar görüyorum. Acıma biraz su
serpilir gibi oluyor. Yarın gelecek yeni nesil bunları bile görme şansında
değil. Türkçemiz heba olmuş, her gün yozlaşıp erozyona, asimile ediliyor. Bizler
yalnızca seyrediyoruz. Ne yazık. Yorum sizin... Ben Türklüğümden utanır oldum. Ebru
Gürsoy gibi düşünüyorum. Bizim gibi düşünen, Türk kanı taşıyan kişileri bu
konuda göreve davet ediyorum. Suat TUTAK 24. 10. 2008 25 Ekim 2008 12:24 | yorum ekleyin |
Son yorum alanlarreklamlarblog etiketlerim
-
Son eklenenler |
ark siteler: nedir ne demek, türkçe dil araçları, Tasda
biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 11.0.147