blog, dostluk ile ilgili yazılar (4)

DAVET (Konuk Yazarlar) Dost yazıları

 

DAVET

 

Gönülden davetim olsun sizlere

Canıma can katan canan da gelsin

Uzan sevgili de yorgun dizlere

Ey yüce sevgili sen ne güzelsin.

 

Kalemin yazdığı şiir de gelsin

Hece, vezin, uyak, aruz da gelsin

Mısranın ardından kıta da gelsin

Şiir yazan şair sen ne güzelsin.

 

Mızrabın çaldığı teller de gelsin

Ritim, nağme, beste, güfte de gelsin

Notanın kilidi solo da gelsin

Sen yüce bestekâr sen ne güzelsin.

 

Söyleyin Leyla’ya Mecnun da gelsin 

Arzu ile Şirin yan yana gelsin

Âşık Dadaloğlu, Kamber de gelsin

Dağlar delen Ferhat sen ne güzelsin.

 

Açın gönlünüzü Yunus da gelsin

Hacı Bektaşi Veli, Pir Sultan gelsin

Veyse, Dede korkut, Emrah da gelsin

Gel, diyen Mevlana sen ne güzelsin.

 

Fatih Sultan Mehmet, Hünkârım gelsin

Orhan, Osmangazi Sultanım gelsin

Devrimler yatan Atatürk gelsin

Sen yüce Bayrağım, sen ne güzelsin.

 

Seyfi gönül dostu, yaren de gelsin

Bu sevda meydanı seven de gelsin

Bilmeyen de gelsin, bilen de gelsin

Sizi veren Tanrım, sen ne güzelsin.

 

Seyrullah Vatansever

OZAN SEYFİ – Bursa

 

ASKER KINASI

 

Dün gece rüyamda yavrumu gördüm

Yün çorap istedi, o sabah ördüm

Zarfa, Şırnak yazıp, postaya verdim

Askerin anası, erinmez imiş.

 

İzinden dönerken gününü saymış

Az değil uz değil, tam ondört aymış

O gece görmedik, bir yıldız kaymış

Yıldız sahibine görünmez imiş.

 

Tez geçti zaman, üç ay kalmıştı

Kuşkunun yerini, umut almıştı

Cansız hayalim diye, bir resim salmıştı

Belki de gidip de, gelinmez imiş.

 

Soğukmuş oralar, her taraf karmış

Dağlar amansızmış, yolları darmış

Bastığı yerde de, bir mayın varmış

Toprağa basarken, bilinmez imiş.

 

Al kanları beyaz kara dökülmüş

Kolu kopmuş yavrumun, topuk sökülmüş

Duydum ki Mehmedim, ölürken gülmüş 

Hâlbuki ölürken, gülünmez imiş.

 

Yanası yanası, ciğer yanası

Yansa da ağlamaz, şehit anası

Ananın yaktığı, asker kınası

Kıyamete kadar silinmez imiş.

 

Yazan Şair: İsmail Büyükerol

Derleyen:  Suat TUTAK

 

N O T: Bu şiir tüm ŞEHİT ANNELERİNE armağan olarak, tüm askerlerimiz ve sevenleri için derlenip bu sayfaya konmuştur. Şehitler bizim canımız, kanımız, namusumuz, kutsal emanetlerimizdir. Bu hep hatırlanmalı, unutulmamalıdır. Allah onların sevgili, Nişanlı, eş ve çocuklarına ve ana-babası ve de aile fertlerine Peygamber sabrı versin.

 

YALVARDIM TURNALARA…

   ( Anadolu Şairlerimize)

 

Yıllardır yalvardım, gelip geçen turnalara

Kanadına al da getir, gönül dostlarımı

Anadolu’mun dağlarına, tüm tarlalara

Al götür benim sevgilerimi, selamımı…

 

Boşa geçti yıllar, ne haber var, ne de selam

Beklemekle geçti ömrüm, gönül dostlarımı

Geldi dostlarım, kuruldu meclis, işte kelam

Bugün altı Eylül, ben de buldum dostlarımı

 

Güzel Anadolu’mun taşından, toprağından

Yurdumdan sevgi sevgi, karşıladım dostlarımı

Bugün var, yarın yokuz, kim emin yarınından?

Gönül ateşimle, karşıladım dostlarımı…

 

Dünya fani, insan fani, dostluklar bakidir,

Söyleyin, yarını göreceğini kim bilir?

Umutsuz olmayalım, yüce Rabbim kadirdir

Cana, candan yakın buldum gönül dostlarımı

 

Altı Eylül vesile, buluştuk dostlarımla

Antalya’dan, Fethiye’den, Denizli’den gelen

Isparta’dan, Ankara’dan, Manisa’dan candan

Kütahya’dan, Bursa’dan, sardım ben dostlarımı

 

Bilin ki İstanbul’u, İzmir’i unutmadım…

Unuttuysam bilin ki, asla kasıt yapmadım

Sizi bilmem ama ben sizlere hiç doymadım

Yemin olsun sözlerim, böyle sevgi tatmadım

 

Bilirim sözüm uzadı, hoşgörün dostlarım

Ben bu sevdayla, daha çok kitap yazarım

En kısa anda, yine bir oluruz umarım

Ne olur unutmayın bizi, gönül dostlarım

 

Tutak sus gayrı, tadında kal, sözün uzadı

Şöyle geriye bak, sevdiklerinden kim kaldı?

Ayrılık vakti geldi, acı kalbini sardı…

Bak gözlerinin yaşı, dudaklarına vardı.

 

06 09 2003

Suat Tutak

Saat: 14.20

 

Y O L C U…

 

Yapraklar düşer ağaçlardan

Kulaklarda rüzgârın çığlığı

Yüzlerde kırış kırış çizgiler

Sakallara süzülüyor iki damla yaş

Söyler misin?

Mevsim,

Hazan mı ne?

Gökyüzünde bir bir

Kayar, durur yıldızlar

Denizin taşlarına

Vurur da vurur dalgalar…

Bilir misin?

Avuçlarına dökülür o saçlar

Gelen,

Ölüm mü, ne?

Eğmiş başını yoldaki yolcu

Her gelen gidiyor,

Değil kalıcı…

Bir hiç olmamalı,

Yaşam sonucu.

Görüyor musun?

Bak, dönüyor ecelin kılıcı

Nedir bu Allah’ım?

Ayrılık vakti mi geldi?

 

13. 01. 2000

Suat TUTAK

 

HAKKINI HELAL EYLE…

( Şehitlerin Ardından)

 

Anam sen Mehmet’ine hakkını helal eyle

Bir gün şehitlik haberim de gelirse eğer

Duanı esirgeme… Hakkını helal eyle

Alnını secdeye koy, Rabbimden hayır dile.

 

Babamı unutmadım, ona da selam söyle

Gizlice ağlamasın, yaşını sile sile

Ardımdan el sallasın, sevgimi bile bile

Anam sen Mehmet’ine hakkını helal eyle.

 

Adım Mehmet olmasın, hepimiz bir Mehmet’iz

Rabbim nasip ederse, bir gün döner geliriz

Vatan, namus uğruna ölüme de gideriz

Babam sen de hakkını, oğluna helal eyle

 

Anam abdestinle alnını secdeye koysun

Vatanım için ölmek, son kalan rüyam olsun

Gönlümün sultanı, şehirlik haberim duysun

Cananım Mehmet’ine hakkını helal eyle

 

Tutak akan yaşların dudağına ulaştı

Şehidime Albayrak, ne güzel de yakıştı

Vücudundan sızan kanlar, toprağa karıştı

Vatanım Mehmet’ine hakkını helal eyle…

 

04. 06. 2003

Suat Tutak – SÖKE

17 Ekim 2008 22:15 | yorum ekleyin


< Geri     1 2 3 4     İleri >

reklamlar

blog etiketlerim

-

ark siteler:  nedir ne demek,  türkçe dil araçları,  Tasda

biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 11.0.927