blog, doyum ile ilgili yazılar (2)DOYUMSUZLUK ZORDU… ANLATILAMAZDI. (Öykülerim)DOYUMSUZLUK ZORDU… ANLATILAMAZDI.
( Ö Y K Ü ) Bir çeşit açlıktı onlarınki. Gençlik yıllarını dilediklerince,
sevdikleri kişilerle birlikte yaşayamamışlardı. Ömürleri çoğu konuda
anlaşamadıkları, uyumsuz eşlerle gelip geçmiş, yaşanmış sayılırdı. Oysa o
yıllar onlara göre, yaşanmamış yıllardı. Boşa harcanmış yıllardı… İki yanan
vücut bu duygularla birbirine sarılıyor, o yaşanmamış yılların boşa giden yıllarını,
şimdi yeniden yaşamak ister gibiydi… Kumsaldaki çılgın sevişme saatleri sonunda yorgun bir halde
uzandıkları yerden, başlayan gecenin parlak yıldızlarını, birbirlerine sarılıp
sarmaş dolaş seyrettiler. İki çıplak vücut ne doyumsuz hazlar, zevkler yaşamıştı,
birkaç saattir. Bu zevklerinin bir saati bile koca bir ömre değerdi. Bayan
ömrünce böyle doyumsuz aşklar tatmamıştı. Çünkü şuan kollarında olan erkek,
değer verdiği, sevdiği, arzu ettiği her tür zevki ona tattıran bir erkekti.
Sevgiliydi… O mutlu anlarında arzular ve zevklerden uçup, tatmin olurken
erkeğinin kulağına çok özel sözler de söylemişti. Bunlar yaşamı boyunca kimseye
söylemediği özel sözlerdi. Onun kulağına eğilip: _ Canımsın benim, canımsın, erkeğim özelim demişti. Erkek
aynı duygularla coşarken kollarındaki kadına: _ Canımın içi… Kadınım. Özelim benim, diyordu. O da bu
sözleri hiçbir kimseye söylememişti. Çok özel saatler yaşıyordu her ikisi de. Saatler ilerlemiş, vakit bir hayli geç olmuştu. Çıplak
vücutlar sahilin keskinleşen akşam rüzgârıyla üşümeye başladılar. Bayan: _ Canımsın benim. Senin kollarının arasından hiç ayrılmak
istemiyorum ama üşümeye başladım. Acıktığımı da hissediyorum. Haydi, giyinip
içeriye girelim. Birer duş alıp tuzlardan, günün yorgunluğundan kurtulalım,
dedi. Adam da: _ Haklısın. Serinlik soğuk gelmeye başladı. Bende hissettim.
Gel içeriye geçelim, dedi. Kumsaldan doğrulup sahilde çıkardıkları giysilerini
giydiler. Eve dönüş yolunda tekrar sarılıp, birbirlerine kenetlendiler. Uzun
uzun öpüştüler. Adam bayanın belinden sıkıca kavrayıp, kucağına alıp, ayakta
bir kez daha sahip olmak istedi. Bayan engelledi: _ Yapma ne olur. Burada bu iş olmaz. İçeriye girelim. Ne
doyumsuz adamsın. Şimdi ayrıldık birbirimizden… Ben çok açım. Bir şeyler
hazırlayıp yiyelim. Sen aç değil misin? Adam: _ Açım. Hem de bir kurt kadar açım amma senin açlığı ağır
basıyor… Sana doyamıyorum. Bunca yılım boşa gitti. Onları geri almalıyım.
Bayan: _ Lütfen, çılgınlık yapma. Kendine gel… Zaman içinde o
boşluğu doldurursun. Bu acelen ne? Onca yıl, kısacık 2–3 güne, birkaç saate
nasıl sığdırılır? Haydi, gel eve gidelim… Burası sayfiye yeri. Her an birileri
görebilir. Adam: _ Tamam, tamam…
Gidelim, diye cevap verdi. Ardından bayanı kucaklayıp eve doğru götürmeye
başladı. Bayan telaşlı bir sesle: _ Dur yapma… Şimdi düşeceğiz. Çocuk gibisin vallahi, dedi.
Adam onu duymazlıktan gelip, evin kapısına kadar taşıdı. Orada öperek indirdi.
Eve girdiler. Adam: _ Duşa önce kim girecek! Sen mi, ben mi? Diye sordu. Bayan: _ İstersen sen gir… Benim yiyecek bir şeyler hazırlamam
gerek. Sonra da ben girerim, diye cevap verdi. Adam, duş almak için banyoya
ilerlerken, bayan da mutfak bölümüne doğru yürüdü. Ve adama seslendi: _ Canımsın benim. Biliyor musun? Bugün beni inanılmaz mutlu
ettin. Çok hoşuma gitti. Sağ ol. İyi ki geldin, dedi. Adam: _ Bir şey değil canımın içi. Daha ne sürprizler var geride…
İnanamazsın. Ama söylemem. Kadın: _ Ne olur söyle deyip, durakladı. Adam: _ Hayır, söylemem… Sonra gör diyerek, yoluna devam etti.
Kadın gülümseyip, işaret parmağını erkeğe doğru sallayıp: _ Ahh, sen neymişsin böyle!? Canım benim. Hayatım. Seni
seviyorum… Adam son sözü duyunca durakladı. Kadına döndü: _ Ne dedin sen? Seni seviyorum mu, dedin? Kulaklarıma inanamıyorum. Kadın: _ Ne olmuş yani! Olmayacak bir şey mi? Seni sevemez miyim?
Sevdiğimi söyleyemez miyim, diye sordu? Adam: _ Elbette seversin… Ben zaten, ne zamandır bu sözü söylemeni
bekliyordum. Sen de biliyorsun… Israr ediyordum. Söylemiyordun. Şimdi aniden
söyleyince şok oldum. Gelip seni kucaklamak, öpmek istiyorum. Dünyalar benim
oldu… Daha ne isterim ki? Geliyorum… Kadın, bir elini kaldırıp ona durmasını
işaret ederek: _ Hayır… Orda kal lütfen. Duşunu al. Bir şeyler yememiz
gerek. Sonra… Sonra, sonra dedi. Adam: _ Tamam, öyle olsun. Ne yapalım? O da kabul. Kadın
gülümseyerek konuştu: _ Canım benim yav… Canımsın. Bir şeye ihtiyacın olursa
seslen. Ben mutfaktayım. Adam: _ Tamam. Sesleneceğim, diyerek banyoya yönelir. Bayan da
mutfak bölümüne girer. İkinsin de aklında iki – üç gün ve gecenin içinde
yaşananların hesabı vardır. Gerçekten çok güzel zaman geçirmişler, o güzellik
aynen devam etmektedir. Karşılıklı sevmek, anlaşabilmek, her şeyini
paylaşabilmek, ne güzel bir şeydi… Buna yatağı da, bedenleri de, duyguları da
dâhil etmek. Sanırım, sonsuz özgürlük dedikleri bu olmalıydı… İkisi de güzel
duyguların hayaliyle kendilerinden geçmiş gibiydiler. O anda banyodaki adam
seslendi: _ Bakar mısın güzelim… Gelir misin? Bayan: _ Geldim canım, bir şey mi istiyorsun? _ Evet… _ Nedir? _ Seni yanıma istiyorum… _ Yapma lütfen… Geç oluyor, bırak da bir şeyler
hazırlayayım… Adam: _ Bütün gece bizim. Acelemiz mi var? _ Sen acıkmadın galiba? Adam: _ Acıktım elbet… Senin açlığın daha ağır basıyor.
Bekleyemem… _ Ne sabırsızsın böyle? Adam: _ Zaman kazanıyorum. Çok tatlısın… Ne yapayım? Bayan: _ Teşekkür ederim… Sen de tatlısın. Ama… Adam: _ Naz etme gel işte… Banyonun küveti ağzına kadar doldu.
Yalnız bırakma beni. Bayan: _ Olmaz. Utanırım seni öyle görmekten… Adam: _ Daha neler? Sanki ilk kez görüyorsun beni? Bahane bunlar.
Naz etme gel. Bunu da bir sürpriz kabul et… Bayan: _ Ahh, sen yok musun sen? Bayan daha fazla direnip, itiraz
edemedi… Yavaşça banyonun kapısını açtı. Arkadaşı çırılçıplak vücuduyla, bir
heykel gibi durmuş, onu bekliyordu… Bayan, bir süre onu seyretti. Adamın penisi
de kabarmış, kendisini bekliyor gibiydi. Bayanın içi bir tuhaf oldu. Vücuduna
tekrar ateş basmaya başladı. Gayri ihtiyari konuşarak adama yaklaştı: _ Yanlış yapıyoruz… Amma, sana da hayır diyemiyorum, dedi. Zaten bayanın üstünde de bir kilot ile bir sutyeni vardı.
Henüz başka elbise giymemişti. Banyodan sonraya bırakmıştı. Yavaşça banyo
kapısından süzülüp içeriye girdi. Arkadaşının yanına gitti. Karşı karşıya
geldiler. Adam bayanın üstündekileri elleriyle çıkarıp soydu. İkisi de
çırılçıplaktı şimdi… Birbirlerinin kollarına atılıp, sıkı sıkıya sarılıp,
öpüşmeye başladılar. İki vücut birbirine değince çıldırmış gibi sarılmış, soluk
almadan dakikalarca öpüşmüşlerdi. Adam bir zaman sonra kadını kucağına alıp
küvete girdi. Yavaşça küvetin içinde kucak kucağa kayıp, suyun altına kadar
girdiler. Sonra tekrar küvetteki suyun dışına çıkar gibi yapıp, küvetin baş
kısmına oturdular. Ayakları suyun içinde olacak şekilde oturan adam arkadaşını
kucağına çekip, sudan çıkardı. Bayanın bacaklarını belinin iki yanından arkaya
doğru uzatıp kendine çekti. Bu şekilde, penisi tamamen bayanın vajinasına girmişti.
İkisi de kendinden geçtiler… Mutluluğun doruğunda kucak kucağa sanki dans
ediyor gibiydiler. Bu haz, duyguların en uç noktasına taşımıştı onları.
Zevkten, bayılacak noktaya gelmişlerdi… Bayan: _ Canımsın… Canımsın. Sevgilim. Seni seviyorum hayatım diye,
inliyordu. Adam ise: _Sen benim özelimsin… Kadınımsın. Bana bu güzellikleri
yaşattığın için teşekkür ederim, diyordu. Hayat; elbet devam ediyordu amma, orada zaman, o saatte
durmuştu… Yalnızca küçük küçük mutluluk feryatları, kısa kısa çığlıklar,
iniltiler yaşanıyor, duyuluyordu. Yaşam o an için gerçek anlamını tattırıyordu
onlara. Ve onlar için, gerisi boştu. 03. 10. 2008 Suat Tutak 17 Ekim 2008 22:33 | yorum ekleyin |
Son yorum alanlarreklamlarblog etiketlerim
-
Son eklenenler |
ark siteler: nedir ne demek, türkçe dil araçları, Tasda
biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 14.1.111