blog, vuslat ile ilgili yazılar (2)EV BOMBOŞTU… (BÖLÜM – 2)Suat TUTAK(Öykülerim.)BÖLÜM – 2 Evde kimseler yoktu… Bayan ev sahibi anahtarıyla evin
kapısını açtı. Küçük dar bir girişten sonra uzun ve de genişçe bir oturma
odasına girdiler. Adam bayanın elini öptü… Öptüğü bayanın elini çevirip
avucunun içinden de öptü. Bayanın avucunun içi ateş gibi yanıyordu… Amma adamın
dudaklarının ateşi, bayanınkinden fazlaydı. Ne zaman ki adamın dudakları,
bayanın avuçlarıyla birleşti. Kadının kanı alevlenmişti. Bayan içinin titrediğini, bu küçük temastan duygulandığını hissetti.
Ardından birbirlerine sarılıp hasret giderdiler. İki vücutta bu sarılmalardan
etkilenip, duygulanmıştı. Adam, kadının belinden sarılarak, kendi vücuduna
çekti. İki vücut birbirine iyice yapıştı. Kalplerinin hızlı atışlarını ikisi de
duyuyordu. Adam, bayanın gözlerinin içine bakarak: _ Şakacıktan sevgili olamama izin vermiştin. Şimdi öpmeme de
izin verir misin diye, sordu? Bayan ses çıkarmadı. Adam, yavaşça eğilip dekolte
elbisesinin açıkta bıraktığı omzundan öptü ve hafifçe ısırır gibi yaptı. Bayan
arkadaşı ses çıkarmayınca, ardından boynuna, oradan da dudaklarına yükseldi.
Dudaklarına gelince durakladı. Dudaklarını, bayanın dudaklarına hafifçe
değdirip geri çekti. Sonra da güçlü bir şekilde, dakikalarca dudaklarını öptü…
Onu öperken, kadının vücudunun derinden derine titrediğini hissetti. Ellerini
beline ve kalçalarına doğru kaydırdığı anda, bayan ani bir hareketle: _ Hayır, dedi. Adam ise: _ Neden, diye sordu? Bayan: _ Olmaz… Öteye gitme ne olur diye, yalvardı. Adam yavaşça kollarını bayanın beli ve kalçalarından
kaydırıp bıraktı. Kısık bir sesle: _ Pekiyi, sen bilirsin… diyen adam: _ Özür dilerim. İstersen gideyim, dedi. Bayan ise: _ Hayır, kal… Ama uslu ol, diye cevap verdi. Ayrıldılar… Her biri ayrı bir koltuğa oturdular. Bir süre
sessizlik oldu. İkisi de başlarını kaldırıp, birbirinin yüzüne bakamıyordu.
Kadın kısık bir sesle: _ Yol yorgunusun. Önce bir şeyler hazırlayayım, ye. Sonra
dinlenirsin. Öğleden sonra da deniz evine gidebiliriz. İster misiniz, dedi?
Adam biraz utangaç bir ses tonuyla: _ Siz bilirsiniz… Olabilir. İyi olur diye, cevap verdi.
Kadın: _ Gel istersen balkonda oturup bir şeyler ye, sonra
dinlenirsin. Dilersen duş da alabilirsin, dedi. Adam: _ Teşekkür ederim. Balkon iyi olur. Duşu, daha sonra
düşünürüz, dedi. Balkon, şehrin ana caddesine bakıyordu. O noktadan kentin
çok güzel bir görüntüsü vardı. Adam kalktı balkona geçerken, bayan da mutfağa
girdi. Balkonda bir küçük masa, iki sandalye duruyordu. Adam sandalyelerden
birini çekip masanın kenarına yanaştı. Oturdu. Gerçekten, çok güzeldi kentin
görünüşü… Az sonra bayan ön içki, birkaç yiyecek ve bir tabak meyve ile masayı
donattı. Adam sordu: _ Beyin sahil evinde mi? _ Hayır, bir süreliğine, 10 gün kadar yurtdışına gitti.
Biliyorsun ben iki uyrukluyum. Beyim de yabancı… Şuan memleketinde. Ailesi ve
akrabalarını özlemiş. Birkaç gün sonra ben de gideceğim. Beyimden dolayı bende
çifte uyrukluyum. Bizler özgür insanlarız. Dilediğimizde yalnız hareket
edebiliyoruz. Bu konuda birbirimize karışmayız. O nedenle, senede birkaç kez
ama yalnız ama birlikte gidip geliyoruz. Adam: _ Hep böyle yalnız mı gider? Bayan: _ Hayır, birlikte de gideriz. Bu sefer böyle denk geldi…
Adam: _ Anladım. Bu arada birkaç lokma yiyen adam, karnını da doyurmuştu. Dinlenmesi
gerektiğini düşündü. Kendini çok yorgun hissediyordu. Bayan arkadaşından izin
istedi: _ izin verirseniz, biraz uzanıp dinleneceğim. Bir-iki saat
yeter. Sonra yine, kaldığımız yerden sohbete devam edebiliriz. Olur mu? Bayan: _ Elbette… Siz rahatınıza bakın. Evinizde gibi davranın.
Yatak odası yan tarafta, dedi. Kadın, yatak kapısının kapısını açıp, gösterirken adama: _ Bir ihtiyacınız olursa seslenin… Ben de biraz
dinleneceğim, dedi. Adam: _ Tamam. Teşekkür ederim. Gerekirse seslenirim. Siz de
dinlenin, dedi. Kadın, yatak odasının kapısını kapatıp çekildi. Adam, yatak
odasına geçip karyolanın yanına geldi. Üstündeki giysileri bir bir çıkardı. Büyük
bir yorgunluk hissediyordu. Bir an önce uzanıp uyumak istiyordu. Başka hiçbir
düşüncesi yoktu. Üzerinde yalnızca şortu kalıncaya kadar soyundu. Havada çok
sıcaktı. Gölgede bile zor duruluyordu. Kendini öylece karyolanın üstüne atmak
ve uymak istiyordu… Karyolanın üstündeki pike ve ipekli yorgana kıyamadı. Onları
düzenli bir şekilde toplayıp ayakucuna koydu. Sonra da kendini karyolaya
atıverdi. Yüzüstü kapanarak öylesine uzandı. Aradan on dakika geçmedi. O lavanta
kokan yatak içinde uyuyup kaldı. Derin bir uykuya daldı. Bayan da yan taraftaki oturma odasının çiftli koltuğunda
yarı uzanıp dinleniyordu. Ama eve girdikleri an sarılıp öpüşmeleri aklından
çıkmıyordu. Gözünde canlanan çeşitli sürprizler, aklında tasarlayıp
canlandırdığı hayali fanteziler, uykusunu kaçırıyordu. Bir ara kendinden geçer gibi oldu. Hayal kurmaktan yorgun
düşmüştü. Gözkapakları ağırlaşmış, kapanıvermişti. Aradan ne kadar zaman geçti
bilinmiyor. Belki bir, belki iki saat… Açtı gözlerini. Baktı olacak gibi değil,
yerinden doğruldu. Adamın yattığı yatak odasına doğru yöneldi. Önce dışarıdan
dinledi. Hiç ses gelmiyordu… Yavaşça kapıyı aralayıp baktı. Adam, mışıl mışıl
uyuyordu. _ Gerçekten yorulmuş diye, aklından geçirdi. Kapıyı biraz daha aralayıp içeriye girerek, karyolada
sessizce uyuyan adama yaklaştı. Yatağın dibinde durdu. Adam o denli derin
uykudaydı ki, kadının odaya girip yanına gelişini duymadı bile… Kadın adamın
çıplak vücudunu uzun uzun seyretti. Güçlü, kuvvetli bir erkek vücuduna eli değmeyeli çok zaman
olmuştu. Yavaşça elini adamın çıplak omuzlarına, oradan da göğüslerine doğru
kaydırıp dokundu. Alev alev yanıyordu. Bayanın da kanı alev aldı. İçinde adını
bilmediği duygular hissediyor, duyuyordu. Ona dokunmaktan da büyük zevk
alıyordu. Büyük bir ikilem içindeydi kadın… Aklı ”Hayır“ diyor, kalbi “Evet”
diyordu. Hatta “ Devam et…” diyordu. Kendiyle çok mücadele etti bayan… Amma
yıllar vardı, bu duygulara hasretti. Açtı… Yaşayamamıştı. Vücudunun buna
ihtiyacı vardı. Yavaş yavaş üstündekileri çıkarıp, bir bir yan tarafa bıraktı.
Onun da üstünde bir kilot kalmıştı. Yavaşça ilerleyip adama biraz daha
yaklaştı. Titreyen elleriyle adamın göğsünü okşayarak, belden aşağılara indi.
Şortunun içine ellerini soktu. Adamın sertleşen penisini avuçlarının içine alır
almaz adam, elinin bileğinden yakaladı. Göz göze geldiler… Bayanın gözleri yalvarıyordu. Adam onu
kendine doğru çekti. Üstlerindeki son parça giysilerini de yırtarcasına
çıkardılar, attılar. Yılların açlığı ve susuzluğu ile birbirlerine saldırıp
sarıldılar… İki gönül isteklerini doyasıya gerçekleştirdiler. Sonunda
yorgun düşüp, iki vücut sarmaş dolaş olarak saatlerce yattılar. İkisinin de gözlerinde
ve de dudaklarında tatlı ve anlamlı birer gülümseme görülüyordu. Kısa kısa
öpücükleri ise hiç kesilmeden devam ediyordu. Kentin balkondan görünen manzarası, onlar için artık bir
başka güzeldi… Suat TUTAK E- Posta (Msn) : suattutal1945@hotmail.com 17 Ekim 2008 23:11 | yorum ekleyin |
Son yorum alanlarreklamlarblog etiketlerim
-
Son eklenenler |
ark siteler: nedir ne demek, türkçe dil araçları, Tasda
biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 11.0.953