“MUZAFFER İŞLEKEL ADINDA, GÜZEL BİR İNSAN..”

01 Aralık 2007 21:27 şikayet | etiketleri: insanı sevmek, sevgiye inanmak, sevgiyi yaşamak

ESİNTİ                                                       

DENEME xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

 

“MUZAFFER İŞLEKEL ADINDA, GÜZEL BİR İNSAN..”

 

Değerli okurlarım, siz tanıyorsunuz ama yazımda hata arayanlar yine olacak.. Yıllar yılı bıkmadan, usanmadan, darılmadan, sitemlerime kızmadan yazılarımı okuma zahmetinde bulunan, sevgili okuyucularım.. Sizlerin hakkını ben ödeyemem. Eğer bugün; eli kalem tutan, elli yıla yakın (1960’dan buyana) yerel basında, bu sütunlarda hala yazı yazmaya devam eden bir Suat TUTAK varsa, onun var olmasına izin veren sizlersiniz.. Sizin sevginiz. Hoş görünüz. Sahip çıkmanız ve değer vermenizdir... Sizler istemeseydiniz ben de olmazdım. Benim gibi yazar ve şair arkadaşlar da, yerel basın da ve de yerel basın savaşçılarımız da olmazdı... Olamazdık. Onun için; sizlerin hakkını hiçbir  zaman, hiçbir şekilde ödeyemeyiz.Özellikle ben hiç ödeyemem. Çünkü ben yalnızdım, sizlerle var oldum.. Sonsuz sevgi ve saygılarım sizleredir. Belki ben ve bizler, sizlere layık olamadık amma, sizler; bizleri alıp kabul ettiniz, bağrınıza basıp, bugünlere getirdiniz. Sonsuz müteşekkiriz...En azından, kendi adıma ben öyleyim. Fakat daha da önemlisi; tüm bu güzelliklerin yanında öyle yüce gönüllü, güzellikler kaynağı, güzellikler sultanı insanlar var ki içinizde, onları sözlerle tarif etmek, anlatmak çok zor. Öyle değerliler ki; değerlerini ölçecek, insanlıklarına paha biçecek hiçbir değer yok, anlatacak kelime yok..

İşte bu güzel insanlardan bir tanesi de, Muzaffer İŞLEKEL.. Dostlarını bir araya getirme, ağırlama ve küçük cazip hediyelerle gönüllerini alma usullerini öyle biliyor ki, anlatılamaz.. Sanki; artık bu konuda, uzman olmuştur. Yılda en az bir- iki defa değişik şartlardaki insanları, dostlarını bir araya getirip, hoşça birkaç saat birlikte olmayı, bir araya getirme geleneğini sessizce sürdürüp gidiyor... Kimler yok ki dost listesinde...!? Bir saysam, şaşarsınız. Ve hiç mübalağasız; ciltler dolusu kitap yazılabilir, yazabilirim bu konuda.

Ama ne yazık ki kendisi, kesinlikle bu konuda detaylı yazı yazılmasını istemiyor.. Bana da yazmamamı söyledi. Fakat; bu güzel, sessiz, içten ve gösterişten uzak, hiçbir menfaate dayalı olmayan, bu dostluk günlerinin TARİHTE YER ALABİLMESİ için, birileri tarafından yazılması gerek.. Gerekiyor. Ve ben bir yazar olarak, (eğer sizler öyle kabul ediyorsanız) bu konuda kendimi sorumlu hissederek, bu satırları abartmadan yazıyorum. Yazma zorunluluğu duydum. Yazacağım da... Ne olur beni affet, Muzaffer ağabeyim..!

Sen; daha ihtişamlı, daha parıltılı sözlere layıksın ama onu da istemezsin.Hiç değilse; şahit olduğumuz güzellikleri yazalım... Sana sorarak yazmaya kalksaydım, bana kesinlikle izin vermezdin.. Bunu adım gibi biliyorum ama, bu yazıyı da yazmam şarttı. Yazmadan çok düşündüm. Seni üzmeyeyim dedim. Olmadı... Hem vicdanım baskı yaptı hem de yarın tarih bana hesap sorardı. Lütfen; bana kızma, olur mu!?

O nedenle yazımın başlığını “Muzaffer İşlekel Adında, Bir Güzel İnsan” diye, yazdım. Evet sizler, bizim yakından bilip tanıdığımız bir avuç insan; ( A Takımı, 30’lar Meclisi, Gönül İnsanları Meclisi” vb. gibi değişik adlar altında, Söke’de güzel işler yaptınız ve de yapmaya hala devam ediyorsunuz... Yukarıdaki fotoğraflarda da görüldüğü üzere, 3 Kasım 2007 günü de Haydarakiler’nin bahçede, güzel bir etkinliği gerçekleştirdiniz. 35 kişinin davet edildiği, yaklaşık 26 kişilik bir dost grubunun katıldığı, güzel insanları bir araya getirip, bir sofra etrafında topladınız. Güzel şiirler okunup, güzel söyleşilerin yapılmasına, (ANILAR TARİHİNDE) bir yaprak daha açılmasına zemin hazırlayıp, izin verdiniz... Sayfama koyduğum o günün, o anların görüntüsü olan fotoğraflar bunun kanıtıdır.

Kim bilir buna benzer yaptığınız, kaç tane etkinliğiniz vardır ömrünüzde.. Orası sır perdesi... Ben en az on tanesini biliyorum. Ve; 3-4 tanesine de bizzat katıldım.. Davet edildim. Orijinal hediyelerinizi aldım.. Çoğunu hala saklıyo-rum. Biliyorum ki bu etkinliklerin faturası, hep sizin kısıtlı bütçenizden ödeni-yor. Bunlar az şeyler değil... Sağ olun.

İşte seni ve senin gibi güzel insanları, gönül dostlarını insanların kalbinde kalıcı yapan bunlar... Bu küçük, küçücük gönül yapmalar. Ekonomilerin ağır yaralar açtığı, stres ve bunalım yaparak, insanlarımızın ruhsal ve toplumsal dengesini bozduğu şu son yıllarda sen, bir nevi ruh doktoru görevi yapıyor, insanları sıkıntılarından geçici de olsa uzaklaştırıp, ertesi gün yaşama daha umutla bakmalarına yardımcı oluyorsun...

O nedenle benim nazarımda güzel insanlardan biri olma hakkını kazanıyorsun.. Onun için bu sözleri ve bu aciz övgüleri hak ediyorsun. Gönül ister ki; sizin gibi yüce gönüllü insanların, sayısı çoğalsın. Büyüklerimizin hepsine bu güzel etkinlikler birer örnek olsun...

İstemesen de, karşı gelsen de senin hakkında daha çok yazılar yazılacak. Kimse yazmazsa, ben yazacağım... Gönlümüz hep sizin gibi büyüklerin yanında.. Sizin gibi büyükleri Allah, bizim başımızdan eksik etmesin.. Bazıları bu yazımı yine yanlış yorumlayacaktır. Onu şu anda, tahmin edebiliyorum. Ama, hiç önemli değil... Olayı yaşayanlar, doğruluğunu biliyor ya...! O bana yeter. Gerisi hiç önemli değil...

Ben doğru bildiğimden hiçbir zaman taviz vermedim. Bundan sonra da verdiremezler... Bunu sevgili okuyucularım bilir. Sizler de biliyorsunuz... Bana lazım olan da o. O kadar...

 

 

Suat TUTAK – 30.11. 2007 - SÖKE    



yorum eklemek ister misiniz?
Yorum ekleyebilmek için üye olmalısınız, üyeyseniz giriş yapmalısınız.

reklamlar

ark siteler:  nedir ne demek,  türkçe dil araçları

biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 27.0.317