blogum
Vote in local council elections in 2004 increase compared to yoğun Independent Turkey Party growing out of 4 new municipal elections to win. March 29 local elections as the organization of the weight given to certain pilot regions of the Independent Turkey Party (BTP) in 2004 in this place votes in local elections, compared to the very large increases caught. Istanbul's district is important to hasebiyle at a rate of 0:10 per cent vote in local elections Çatalca'da 2004 BTP areas, 4.4 percent rate in March 29 to 44 times the increase was voted by removing Çatalca'da. In 2004 the vote 1:53 Artvin Şavşat'ta rate increased 13 times by 19.9 per cent in the BTP interests, votes in Tunceli Şanlıurfa and 3 times 4 times increased. 17.6 percent voted in BTP'ye Çınar Kilis-center vote 27 times by increasing the ratio 3:04 from 9 per cent, in Kale District of Malatya to vote 10 times by increasing the rate of 1.86 '19 percent increase from the BTP Cinar district of Diyarbakir in the 250 floor votes at a rate of 17.6 percent by increasing support was needed. Trillion from the state financial support for the field you can see the party dissolved in the 29 March elections BTP, and the number of council votes and 4 had increased. Summer town of Konya, Manisa Bozköy town's Sancaklı, Aydın Yazıkent town's mayor and the town of Bursa Tahtaköprü took the Independent Party of Turkey. BTP hive second party With 10.3 percent voting rate of 44 times in a car Gaziantep, Elazığ with 61 floor votes Barrel 22 per cent rate increase vote BTP, Bol 3.9 percent of the vote by the county Göynük votes has increased 39 times. Agri-Center, Adana-Kozan, Bursa-Osmangazi, Trabzon-Şalpazarı, Isparta-Gelendost, Artvin-Hopa, Kocaali Sakarya, Siirt-Eruh and Erzurum-Turkey Party Independent vote in Oltu experienced large increases were balediyelerden. TURKEY'S FUTURE INDEPENDENT TURKISH PARTY''''is The elections ended in a row of negative economic data are explained. According to Turkey the last quarter of 2008 to figure TURKSTAT the economy shrinking 6.2 per cent was. Turkey Exporters Assembly (TIM) data, according to March 2009 exports of 127 million to $ 7 billion to decrease 34.92 percent fell. The export sectors of the automotive sector, the first locomotive 2009'un down 53.8 per cent in three months fell 3 billion 73 million dollars. Consumer confidence index fell by 9.1 percent in March, declined to 65.46 levels. No trust in the economy six to more than 100 consumers are revealed. Device companies stopped production in Brisa; Tofaş'da to a stop, then starts, stops again after a short time, there is a complete instability; Sifaş net, factory closed; Toyota gave Turkey vacation. İzmir Atatürk Organized Industrial Zone in February, closing only the number of factories increased to 32. Dismissal and the number is increased from 6 thousand to the dismissal of the plant increased 62'ye rate. The company declined 30.75 percent in the first quarter of 2009'un institutions, 16 per cent increase in the number of liquidation was. And dozens of discrepancies in official data negativity in the economy, while to describe the trend is bad, but I think this much is enough. Strange side of the business before the elections there was a bad table, but unfortunately, very few voters live in the economic evaluation was based on problems. Consequently, the power and the economic table of the Government party to be responsible for first-degree up to 40 per cent voted. Every time I would phrase, unfortunately, voters in Turkey are still available from the economy of power, politics is responsible for the concept, not understood. Our nation, this makes the economy will curse those who curse the curse that the game will still give the costs. We're always saying, when our nation will vote determines the way they live and the game uses real solution from the side, the country will be quite mileage. At least it will not create tables Garabet. Another important issue is the existing political system, the solution to the obstacle that will come to the fore ... Have no solution other than the ruling party and the IMF already mentioned the negative statements in the economy of the IMF imposed the condition that the policy behind the product. No power or is it the solution, the main opposition party in parliament and other solution do you have? They do not. Although the case will move into the media, which reflects the cockpit to the screen, people will get up to, we will sleep with them. This is the benefit of the state as not yet to this party will do. So that does not have any solution to this party any more than the opportunity presented itself to the nation is not a real solution, although this possibility is not to be abandoned to their fate. Nobody is a product of this political understanding of democracy tell, because no relevance. If all these constraints, decisions are not democratic and never Despite these negative political environment, one can increase the party vote, four-fold the number of municipalities to be able to really appreciate this is a great success. Place to specify it, I see the benefits, Independent Turkey Party (BTP) there is such a party. Rally expressed Onbinlerle do, even though the IMF is outside the solution, although one party, the solution revealed today by 52 countries, despite the reference, a frame color media, color press has not given a line. BTP Nevertheless, without a penny of state support of seven major sand dug by the example of sacrifice and difficulty adeta nail fight today was a great success. Entered with a municipal election, has won four municipalities. Votes has increased. Ocean is beyond the power of the wind was very comfortable with the BTP, but it was not the name of the BTP. Today, it gradually increased in steps of BTP is assured, but the nation with the wind ... Residential wind power in the ocean end of the transnational never been better, but in spite of everything from sitting to power the nation's wind has been enthroned, and every time is not never step back. Briefly stated, it BTP'dir future of Turkey.
BAĞIMSIZ TÜRKİYE PARTİSİ BÜYÜYOR
2004 yerel seçimlerine kıyasla yoğunlaşılan belediyelerdeki oylarını artıran Bağımsız Türkiye Partisi 4 yeni belediye kazanarak seçimlerden büyüyerek çıktı.
29 Mart yerel seçimlerinde teşkilatlar olarak ağırlığını belli pilot bölgelere veren Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) bu yerlerdeki oylarında 2004 yılında yapılan yerel seçimlere kıyasla çok büyük artışlar yakaladı. İstanbul'un ilçesi olması hasebiyle önemli olan Çatalca'da 2004 yerel seçimlerinde yüzde 0.10 oranında oy alan BTP, 29 martta bu oranı yüzde 4.4'e çıkararak Çatalca'da oylarını 44 kat artırmış oldu. Artvin Şavşat'ta 2004 yılında 1.53 olan oy oranını 13 kat yükselterek yüzde 19.9'a çıkaran BTP, Şanlıurfa'da 4 kat ve Tunceli'de oylarını 3 kat artırdı.
Çınar'da BTP'ye yüzde 17.6 oy
Kilis-Merkez'de oy oranını 27 kat artırarak 3.04'den yüzde 9'a, Malatya'nın Kale ilçesinde ise oy oranını 10 kat artırarak 1.86'dan yüzde 19'a yükselten BTP Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde oylarını 250 kat artırarak yüzde 17.6 oranında destek aldı. Devletten trilyonlarca maddi destek alan partilerde erimelerin görüldüğü 29 mart seçimlerinde BTP, hem oylarını artırdı hem de belediye sayısını 4'e çıkardı. Konya'nın Yazla beldesi, Manisa'nın Sancaklı Bozköy beldesi, Aydın'ın Yazıkent beldesi ve Bursa'nın Tahtaköprü beldelerinde belediye başkanlıklarını Bağımsız Türkiye Partisi aldı.
Kovancılar'da BTP ikinci parti
Gaziantep Araban'da yüzde 10.3 oy oranıyla 44 kat, Elazığ Kovancılar'da yüzde 22 oy oranıyla 61 kat oylarını artıran BTP, Bolu'nun Göynük ilçesinde ise yüzde 3.9 oy alarak oylarını 39 kat yükseltti. Ağrı-Merkez, Adana-Kozan, Bursa-Osmangazi, Trabzon-Şalpazarı, Isparta-Gelendost, Artvin-Hopa, Sakarya Kocaali, Siirt-Eruh ve Erzurum-Oltu'da Bağımsız Türkiye Partisi'nin oylarında büyük artışlar yaşanan balediyelerden oldu. ''TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ BAĞIMSIZ TÜRKİYE PARTİSİDİR'' Seçimler bitti olumsuz ekonomik veriler arka arkaya açıklanıyor.
TÜİK'in rakamlarına göre Türkiye ekonomisi 2008'in son çeyreğinde yüzde 6.2 daraldı.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, 2009 yılı Mart ayı ihracatı yüzde 34.92 düşüşle 7 milyar 127 milyon dolara düştü.
Lokomotif sektörlerden otomotiv sektörünün ihracatı 2009'un ilk üç ayında yüzde 53.8 azalarak 3 milyar 73 milyon dolara düştü.
Tüketici güven endeksi Mart ayında yüzde 9.1 düşerek, 65.46 seviyesine geriledi. 100'ün altı tüketicinin ekonomiye hiç güvenmediğini ortaya koyuyor.
Dev şirketlerden Brisa'da üretim durdu; Tofaş'da bir duruyor, sonra başlıyor, kısa bir zaman sonra tekrar duruyor, tam bir istikrarsızlık var; Sifaş tül, fabrikasını kapattı; Toyota Türkiye üretime ara verdi.
İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesinde sadece Şubat ayında kapanan fabrika sayısı 32'ye yükseldi. İşten çıkarılanların sayısı ise 6 bine yükseldi ve işten çıkarma yapan fabrikaların oranı yüzde 62'ye yükseldi.
Şirket kuruluşları 2009'un ilk çeyreğinde yüzde 30.75 azaldı, tasfiye olanların sayısı ise yüzde 16 arttı. Ve daha onlarca resmi veri ekonomideki olumsuzluğu tutarsızlığı, kötü gidişatı anlatmak için sıralanabilir, ama bu kadarı kafidir zannediyorum.
İşin garip tarafı bu kötü tablo seçim öncesi de vardı, ama maalesef çok az sayıda seçmen yaşadığı ekonomik sıkıntıları baz alarak değerlendirme yaptı. Neticede iktidarda bulunan ve bu ekonomik tablodan birinci dereceden sorumlu olan Hükümetin partisine yüzde 40'a varan oy verdi. Her zaman ifade ediyorum, maalesef Türkiye'deki seçmen hala ekonomiden mevcut iktidarın, siyasetin sorumlu olduğunu kavramış, anlamış değil.
Milletimiz, ekonomiyi bu hale getirenlere söver söver sonra gider yine o sövdüklerine oyunu verir. Her zaman söylüyoruz, milletimiz ne zaman yaşadıklarından yola çıkarak oy vereceğini belirler ve oyunu gerçekten çözümü olandan yana kullanırsa, ülkemiz oldukça yol kat edecektir. En azından böyle garabet tablolar oluşmayacaktır. Bir diğer önemli husus ise, mevcut siyasi sistemin, çözümü olanların ön plana çıkmasına engel teşkil etmesi...
İktidar partisinin IMF dışında hiçbir çözümü yok ve zaten ekonomide bahsettiğimiz olumsuz tablo işte bu peşinde koşulan IMF'nin empoze ettiği politikaların ürünü.
İktidarın çözümü yok da peki, ana muhalefet ve diğer meclis içi partilerin çözümü var mı? Onların da yok.
Durum böyle olmasına rağmen medya bunları gündeme taşır, bunların horoz dövüşlerini ekrana yansıtır, milletimiz bunlarla yatar bunlarla kalkar.
Bu da yetmiyormuş gibi devletin para yardımı da bu partilere yapılır.
Yani hiçbir çözümü olmayan bu partilere her türlü kendini millete takdim etme imkanı fazlasıyla verilirken, gerçek bir çözümü olduğu halde bu imkanları olmayanlar ise kendi kaderine terk edilir. Kimse bu siyasi anlayışın demokrasinin bir ürünü olduğunu söylemesin, çünkü alakası yok.
Eğer bütün bu kısıtlamalara, karartmalara ve asla demokratik olmayan bu olumsuz siyasi ortama rağmen, bir parti oylarını arttırabiliyor, belediye sayısını dörde katlayabiliyorsa bu gerçekten takdir edilmesi gereken büyük bir başarıdır.
Yeri gelmişken belirtmekte fayda görüyorum, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) işte böyle bir partidir. Onbinlerle ifade edilen mitingler yapmasına rağmen, IMF dışında çözümü olan tek parti olmasına rağmen, ortaya koyduğu çözüm bugün 52 ülke tarafından referans gösterilmesine rağmen, renkli medya bir kare, renkli basın ise bir satır yer vermemiştir.
Yine BTP, bir kuruş devlet desteği olmadan sevenlerinin büyük fedakârlıklarıyla adeta çiviyle kum kazar misali zorluklarla mücadele ederek bugün büyük bir başarı elde etmiştir.
Seçime bir belediyeyle girmiştir, dört belediye kazanarak çıkmıştır. Oylarını arttırmıştır. Okyanus ötelerinin rüzgarıyla BTP çok rahat iktidara gelirdi, ama onun adı BTP olmazdı. Bugün BTP emin adımlarla belki yavaş yavaş yükseliyor, ama tamamen milletin rüzgarıyla...
Okyanus ötesinin rüzgarıyla iktidara oturanların sonu asla hayırlı olmamıştır, ama her şeye rağmen milletin rüzgarıyla iktidara oturanlar her zaman baş tacı olmuştur ve asla geri adım atmamıştır.
Kısaca ifade etmek gerekirse, Türkiye'nin geleceği BTP'dir.
Tunalım...
17 Nisan 2009 04:49 | yorum ekleyin
Ne zaman bir terör olayı gerçekleşse hemen herkes büyük ve süslü kelimelerle terörü lanetleme yarışına girmektedir. Son Londra olaylarında da benzer sahneler yaşandı. “Terörün başı ezilmeli”, “Teröre karşı ortak eylem planı hazırlanmalı”, “Teröröristler mutlaka bulunmalı“, “Teröristler en ağır bir vaziyette cezalandırılmalı”... -nlemler, bir dizi demeçler, kınamalar vs. vs... Sonuç yine aynı: Bir başka terör olayına kadar provakatörlerin derin sessizliği ve halkların vur patlasın çal oynasın hali devam eder. Aslında yapılması gereken, terörün her yönden tahlilidir. Terör madem toplumsal bir poblemdir o zaman terörün sosyal boyutta ele alınıp teşhis edilen yönleri tedavi edilmelidir. Terörün kaynağı polisiye tedbirlerden çok, sosyolojik açıdan kurutulmanın yolları araştırılmalıdır. Dünyada cereyan eden son zaman olaylarına bakıldığında terör hakkında zengin bilgi kaynaklarına ulaşmak mümkündür. Osmanlı’nın dünya hâkimiye- tinden sonra insanlığın yüzünün bir türlü gülmediği inkâr edilemez bir gerçektir. O gündür bu gündür insanlık batının sürekli tehtidi altında yaşamaktadır. Katliamlar, işkenceler, işgaller hep batı kaynaklıdır. O zaman açıkça şu hükme varabiliriz: İster batıda, ister doğuda, dünyanın neresinde bir terör olayı olmuşsa kaynağı batıdır, ”Terör batı kaynaklıdır”. Neden mi? Başta ABD olmak üzere küresel güçlerin elinin olmadığı bir yer gösterebilir misiniz? İnsanlık sürekli küresel güçlerin tehtidi ve işgali altındadır. İşgal altında olan milletler haklı olarak kurtuluş mücadeleleri verirler. Mücadeleler her zaman yolunda gitmeyebilir. Bazen ölçüler şaşar, bazen povakatörler devreye girer. Fitne karışır, haklı gibi görünen mücadeleler insanlık için tehlike olmaya başlar. Terör bir insanlık suçudur. Fakat teröre sebebiyet verenler de en az o kadar suçludur. Batı, insanlık suçu olan işgallerden vazgeçmediği için, sürekli terörün tetikleyicisi konumundadır. Küresel güçlerin etki ajanları, toplum mühendisleri, karşı oldukları ülkelerin içişlerine karışıp sürekli oralarda karışıklık çıkaracaklarına, barış ve mutluluk çalışmaları yapmaları gerekir. Küresel güçler insanlığın üzerinden kanlı ellerini çekmediği sürece; terör bütün insanlık için baş belası olmaya devam edecektir. Çoğu zaman da küresel güçler kötü emellerine erişmek için kendi elleriyle kendi ülkelerini bile kana bulamaktan çekinmemişlerdir. Londra olaylarına çok yönlü bakıldığı zaman dünyayı kana bulamak ve yeni bir işgale zemin hazırlıkları da sezilmektedir. Sicilleri bu işlere çok müsaittir, bilirsiniz. Malumunuz küresel güç patronları “Ortadoğu’ya; Irak ve Afganistan’a getirdiğimiz gibi demokrasi getireceğiz” sözleri hala kulaklarımızda yankılanmaktadır. Terörü önleme noktasında batı insanına da bazı görevler düşmektedir. Devlet politikalarının işgale yönelik tavır ve politikadan arındırılmasını sağlayıcı faaliyet yürütmelidir. Sivil toplum örgütleri kendi devletlerini teröre sebebiyet vermekten vazgeçirmelidir. Batıda halk önce kendini, sonra da devlet politikalarını sorgulamak zorundadır. İşgal faaliyetlerine son verdirmenin yollarını bulmalıdır. İnsanlık niyet olarak barışı gönlüne koymalı ve gayretlerini bu yönde sarfetmelidir. Tunalım... The SOURCE WHO TERRORISM? :What happens when a terrorist, but almost all big and fancy to the words of terror are anathema to the race. Recent events in London were similar scenes. "Terrorism must be crushed in the head", "common action plan to be terror," must necessarily Teröröristler "," Terrorists must be punished in the most severe a situation "... Measures, a series of statements, to condemn, etc.. etc ... The result still the same: a profound silence, and other terrorist incidents until provakatörlerin playing play people you do hit state explosion continues. In fact, to do, is analysis of all aspects of terrorism. Terror of the social dimension of terrorism since then in a social poblemdir be addressed aspects of the diagnosis should be treated. The source of crime rather than terrorist measures, dry ways should be explored from the sociological perspective. Looking at recent events that happen the world about terrorism, it is possible to achieve a rich source of information. Osmanlı'nın hâkimiye-world After a kind of tin rose to the face of humanity is a fact undeniable. That day is this day, west of humanity is living under constant tehtidi. Massacres, torture and occupation is always originate from the west. Then we may have to clear these provisions: Whether in the West, whether in the East, a world where terrorism has been the west of the source, "Terror is the western source. Why? Mainly to the U.S. is not a show of hands of global power can do? Humanity is under occupation and the ongoing global powers tehtidi. The nation is under occupation as a liberation struggle to give the right. May not always go on the path of struggle. Sometimes I wonder measurements, and sometimes povakatörler is engaged. Sedition is mixed, appear to be justified in the fight for humanity begins to be threatened. Terrorism is a crime of humanity. But at least it will give rise to terrorism are guilty. West, with crimes against humanity did not stop the invasion of continuous terror, is the trigger. The impact of global forces agents, society, engineers, interior of the country against a fuss there would confuse and continuously, making the need to work for peace and happiness. Global powers of humanity, take over the bloody hands, unless, of terror for all of humanity will continue to be the trouble starts. Most of the time to access the global ambitions of power bad for your hands free to find their own country did not even bleeding. When the world is a multifaceted look at the London event to find a channel and a new ground invasion preparations are also appreciable. Register for this job is very convenient, you know. You know the boss of global power "in the Middle East, Iraq and bring democracy to Afghanistan just as we will bring," he is still echoed in our ears. Terörü prevention to the people of the west at the point that some tasks have fallen. Attitudes and policies of the occupation of government policy is free from provider must conduct activities. Civil society organizations must wean itself to give rise to terror of the state. Himself before the people in the West, then the state is obliged to question the policies. Must find ways to put an end to the activities of the occupation. Humanity as a faith of peace in the hearts and efforts in this direction should put sarfetmelidir. Tuna 's ...
|
12 Nisan 2009 13:25 | yorum ekleyin
Son zamanlarda yaşanan olayları güzel tarif eden “bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete” sözünü sizlerin de tefekkür etmesini istiyorum değerli dostlar. Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar entrikalar öyle hızlandı, öyle çoğaldı ki baş döndürücü bir hâl aldı. İnsanımız, medyamız, siyasetçimiz baş döndürücü bu hız karşısında sanki beyni donmuş, olası tehlikeleri asla düşünmeden, varsa yoksa başkalarının çizdiği gündemlerde figüran olma yarışına girmişler. Dün vatanın bütünlüğü milletin selameti için zararlı görülenler, bugün faydalı görülmeye, dün, düşman görülenler bugün dost görülmeye başlanmış; dini ve milli bütünlüğümüz hiçe sayılır hale gelmiştir. Çok kısa bir zaman dilimine sığdırılan ve üzerimizdeki hesapların yoğunluğu altında (dışarıda) G-20 zirvesi, NATO genel sekreterliği, (içeride) Obama ziyareti, Medeniyetler ittifakı 2.Forumu toplantıları, gerçekleşti… Yoğun geçen bu toplantıları bize verilen kıymetten zannedenlerin aksine, üzerimizdeki hesaplar nedeniyle; sanki kurtlar sofrasında paylaşılacak konuma düşürülmeye çalışıldığımız hissi daha ağır basmaktadır.
Biraz irdelemeye çalışalım: Danimarka Başbakanı Rasmussen’in NATO genel sekreterliğine seçilmesi öncesinde estirilen “2. Davos ruhu” saçmalıkları yaşandı... Neticede, Türkiye’nin itibarı zedelenmiştir... Gerek Başbakan ve gerekse de Cumhurbaşkanımız, Ramussen’in adaylığına itiraz etme gerekçesini kamuoyuyla paylaşırken türibinlere oynandığı açıkça meydandaydı. Medeniyetler İttifakı toplantıları öncesinde Müslüman dünyasının düşman ilan ettiği bir liderin NOTO genel sekreteri yapıldığı taktirde, Müslümanların tepkileri ile karşılaşılmasından çekinildiği, Sayın Başbakanın bu tavrının çok yerinde olduğu demeçleri verildi. Sonrasında ABD başkanı Obama’nın garantörlüğünde meselenin çözüldüğünü, Rasmussen’in Müslümanlardan özür dileyeceği, Roj TV’nin kapatılma sözünün verildiği ve netice olarak Rasmussen’in NATO Genel sekreterliğinin kabul edildiği açıklandı.. Böylece bir taşla üç kuş vuruldu: hem Obama puan kazandı, hem Başbakan Erdoğan NATO fatihi ilan edildi, hem de Rasmussen temize çıkarıldı. Çok geçmeden Medeniyetler İttifakı 2. Forumu düzenlendi… Ne Rasmussen özür diledi, ne de Obama garantörlükten söz etti. Türk milleti gene maalesef ayakta uyutuldu ve tiyatro istenilen şekilde sahnelendi. Obama’nın ’Hüseyin’ adı kasıtlı olarak sürekli öne çıkarıldı, Müslüman’ın gözünde ’gizli Müslüman’ hissiyatı oluşturuldu… Obama, meclisimizde millet vekillerimizin ve devlet erkanının gözüne baka baka milli bütünlüğümüzü yok edici tavsiyelerde bulundu; Ruhban okulunu açın, Ermenilerle ilişkilerinizi geliştirin, Ermeni soykırımı konusunda tarihinizle yüzleşin, farklı din ve görüş sahiplerine daha sıcak, daha özerk davranın v.s. tavsiyelerde bulundu. Bol bol alkış aldı, medyanın da pohpohlamasıyla “millet olarak Obama’yı sevdik” mesajı verildi… Yağlı ballı günler yaşadık vesselam (!)
Aman Ya Rabbi, âhir zaman fitnesi bu süreçte olsa gerek... Yüce Peygamberimiz “Deccalın en önemli vasfının, sureti haktan görüneceğini, hakkı batıl, batılı hak göstereceğini” buyurmakla bu günleri haber vermiş sanki… Hadis-i Şerifte: “Şu bir gerçek ki, ümmetim adına korktuğum en önemli şey, dalalete sapmış ve saptıran yöneticiler ve önderlerdir. Ümmetimden bazı gruplar (Hak din olan İslam’dan saparak) müşriklere ve ehl–i kitaba iltihak edeceklerdir, onların dinlerine dahil olacaklardır” buyurulmuştur. (Ebu Davud, Sünen, Fiten, 1; İbn Mace, Sünen, Fiten, 9). Bunlar herkesin gözü önünde cereyan ediyor ve meselelere bu mantıkla bakanlar ’azın azı’ hükmünde kalıyor… “Ya Rabbi bizleri Sırat-ı Müstakimden (doğru yoldan) ayırma” diye dua etmekten başka şimdilik çaremizde yok gibi. Allah sonumuzu hayreyleye…
Tunalm
10 Nisan 2009 18:06 | yorum ekleyin
 Başbakan Erdoğan, AB üyeleri ile ABD’nin baskılarına direnemeyerek 27 NATO üyesinin desteklediği Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliği’nin önünü açtı. NATO’nun 3-4 Nisan tarihlerinde 60. yılını kutladığı Strasbourg - Kehl Zirvesi’nde genel sekreter üzerinde uzlaşma sağlandı. Davos Zirvesi’ndeki çıkışıyla dikkatleri üzerinde toplayan Başbakan Erdoğan, bu kez yelkenleri fora ederek, Avrupa ülkelerinin adayı Danimarka Başbakanı Rasmussen’e destek verdi. ABD ise Türkiye’ye yumuşak baskı yaptı. NATO üyesi 28 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarını bir araya getiren zirve, önceki akşam sona erdi.
İttifakla seçiliyor Yeni genel sekreterin tüm üye ülkelerin desteğini alması gerekiyordu. Türkiye, Rasmussen’in adaylığına İslam dünyasında tepkilere yol açan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e yönelik karikatürlü saldırıda takındığı tutum ve Danimarka’dan yayın yapan PKK yanlısı Roj TV’yi engellememesi gerekçeleriyle karşı çıkıyordu. Ancak, Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Obama’nın garantör olması nedeniyle Rasmussen üzerindeki çekinceleri kaldırdı.
AB’den Türkiye’ye tehdit Önceki gün Strasbourg’da görüşmeler devam ederken, Genişlemeden Sorumlu AB Komisyonu üyesi Olli Rehn, Finlandiya’da bir televizyon kanalına “apar topar” verdiği demeçte, “Türkiye, çok beğenilen Rasmussen’i desteklemeyerek hata yapıyor” diyerek, Ankara’ya baskı yaptı. Öte yandan, Alman Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) Genel Sekreteri Alexander Dobrindt de, Türkiye’nin, Rasmussen’in NATO genel sekreterliğine seçilmesini engellemesi nedeniyle Türkiye’yle sürdürülen AB üyelik müzakerelerinin bir an önce sona erdirilmesini istedi. Dobrindt, Bad Staffelstein kentinde parti yönetiminin yaptığı bir toplantıda, “Kendi kendime Türkiye’ye her zaman anlayış mı göstermemiz gerektiğini soruyorum. Üyelik müzakerelerini hemen kesmek daha dürüstçe olacaktır. İslami propagandayı NATO’nun geleceğinin ve Avrupa değerler düzeninin üzerinde tutanların AB içinde yeri yoktur” ifadesini kullandı.
Erdoğan’dan sert fren AB üyelerinin tehditleri, ABD’nin yumuşak devre yapmasının ardından Başbakan Erdoğan Danimarka Başbakanı Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliği’ne koyduğu çekinceyi kaldırdı. Türkiye’ye verilen taahhütler konusunda da bilgi veren Erdoğan, şunları söyledi: “Danimarka’da Roj TV’nin yayınının durdurulması, İslam ülkeleriyle, İslam Konferansı Örgütü’yle (İKÖ) NATO arasında bir irtibatın kurulabilmesi, Genel Sekre-ter’in birinci derecede yardımcıları arasında bir Türk’ün bulunması ve komuta kademesinde üst düzey yönetimlerde bizim askerlerimizin bulunması...” “Bu konuda bir taahhüt aldınız mı?” sorusuna “Evet” cevabınıı veren Erdoğan, Türkiye adına NATO’da görev alacak isim konusunda herhangi bir açıklama yapmadı. ----(EARLY THEATER Done .. ) Prime Minister Erdogan, EU members could not resist to the pressure exerted by the U.S. to support the 27 NATO members, NATO Secretary-General Rasmussen'in opened the front. NATO's April 3-4 in 60th to celebrate the year in Strasbourg - Kehl Summit, the general consensus was achieved on a secretary. Davos Summit, the Prime Minister Erdoğan in the output collected on the note, and unfurl the sail, this time, the European countries support the island Rasmussen'e gave Prime Minister of Denmark. The United States has been pressuring Turkey to the soft. 28 heads of state and government of NATO member countries, the summit brings together the previous evening ended. Nem con is selected New general secretary of the support of all member countries was supposed to receive. Turkey, the Islamic world Rasmussen'in candidacy caused the reaction Efendimiz Prophet Hz. Insert the attack to the cartoons of Muhammad and the stance of pro-PKK Roj TV from broadcasting from Denmark and the reasons was not blocked. However, Prime Minister Erdogan and President Gul, President of the United States because of guarantor Obama'nın Rasmussen was removed on the reservation. Threat to Turkey from the EU In Strasbourg the day before, while negotiations continue, without enlargement of the EU Commission member responsible Olli Rehn, a television channel in Finland to the "bundle" in the statement, "Turkey, a very popular error Rasmussen'i do not support the" well, the pressure has to Ankara. On the other hand, the German Christian Social Union Party (CSU) General Secretary Alexander Dobrindt, and Turkey's NATO general secretary Rasmussen'in being elected to continue with Turkey are due to EU membership negotiations as soon as possible you want to end. Dobrindt, the Bad Staffelstein At a meeting of city party rule, "Turkey to my self every time you need to show understanding of asking you. Membership negotiations will be fair to cut off immediately. NATO and Europe for the future of the Islamic propaganda of the order on hold is no place in the EU "was the phrase used. Erdoğan's hard brake Threats of the EU members, USA Following the Prime Minister Erdoğan's soft to the Prime Minister of Denmark has set out to remove Rasmussen'in was NATO Secretary-General. Turkey is committed to also provide information about the Erdogan, said: "Roj TV in Denmark to stop the publication of the Islamic countries, Islamic Conference Organization in the (İKO) NATO liaison between the establishment of the General Sekre-ter of the first degree A search for help in finding and command of the senior management level in the are of our soldiers ... "" In this regard, you have received a commitment? "questions" Yes "give cevabınıı Erdogan, Turkey's behalf in the NATO mission in the name will make any public announcement did not . TUNALIM..
08 Nisan 2009 05:01 | yorum ekleyin
Filistin’in kaderini yaşamayalım Ekonomi ağırlıklı bir konuşma yağan Prof. Dr. Baş oldukça dikkat çekici mesajlar verdi. Türk tarımının ABD ve IMF politikalarıyla bilinçli olarak bitirildiğini ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş, “bunun sonucu olarak vatandaş toprağını satmaya başladı” dedi ve çok önemli bir uyarı yaptı. BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Güneydoğu’da binlerce dönüm arazi bir anda elimizden çıktı. Ne oldu? İsrailli insanların eline geçti. Filistinli insanlar da zamanın da böyle yapmıştı. Vallahi de billahi de yarın kaderimiz aynısı olabilir. Onun için lütfen kendimize gelelim. Ülkemize sahip çıkalım. Toprağımızın bir karışını değil, bir santiminin bile satılışına asla müsaade etmeyelim.”
Peşkeşçilere ders verilmeli Türkiye’nin yer altı kaynakları bakımından dünyanın en zengin ülkesi olduğunun altını çizen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, değeri 3 katrilyon doları aşan bu madenlerin yok pahasına yabancı firmalara satıldığını ifade etti. Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Bunlar bu madenleri işletmek yerine ne yaptılar biliyor musunuz? Kanada ve Amerikan şirketlerine bedavaya terk ettiler. Şimdi seçim geldi adamlar tır dolusu para gönderecek, o paraları dağıtacak ve iktidar olacaklar. Bizi iktidar etsin de Türkiye’nin yer altı kaynakları kime giderse gitsin diyorlar. Bunlara 29 Martta ders vermeye var mısınız? Şu insanların haline bakın. Kıyamet sabahına kadar Türk milletine yetecek maden rezervine sahip olmamıza rağmen beceriksizliklerinden, anlamazlıklarından, cehaletlerinden ve gafletlerinden dolayı IMF’ye gidip, el açıp dileniyorlar. Bunlara niçin ders vermiyoruz.”
BTP’den başka proje sunan yok Daha sonra sözü küresel ekonomik krize getiren Prof. Dr. Haydar Baş kapitalist sistemin çöktüğü şu ortamda dünyanın Milli Ekonomi Modeli’ne yöneldiğini ifade etti. BTP Genel Başkanı, “Milletime maaş vereceğim dedim, güldüler. Siz de güldünüz. Öyle değil mi? Allah aşkına söyleyin. Ama şimdi dünya öyle bir noktaya geldi ki, kurtulmak için Haydar Hoca’nın projelerini hayata geçirmesi şart. E kardeşim sen hep 10 yıl sonra mı Haydar Hoca’ya geleceksin? Bunlar mı bizi idare edecek? Horoz dövüşü yapıyorlar. Şu tabloya bak. Hani sizin projeleriniz? Bizi kalkındırmak için karnımızı doyurmak için, sırtımızı giydirmek için, açlığı ve fakirliği yok etmek için hani projeleriniz?” diye sordu.
Öğleden sonra GÜNAYDIN. 2001 YIlından beri haydar baş bu konuda 8 tane uluslar arası kongre düzenledi ve çözüm üretti. ama siz buna kulak tıkadınız. Şimdi dünya haydar baş ın sözüne geldi Milli Ekonomi Modeli TÜKETİM analiz endeksli bir proje okuyun görün Tüketimi desteklemeden ekonomi olaaz...
OKUYUN BU HABERLERİ : Tüzmen: Merkez Bankası para bassın http://yenisafak.com.tr/arsiv/2001/aralik/05/e...
Enflasyon tahminlerinin tutmadığını ileri süren Kürşat Tüzmen, Merkez Bankası'nın bayram ve yılbaşında para basması önerisinde bulundu. Dış Ticaret Müsteşarı Kürşad Tüzmen de enflasyon tahminlerinin tutmadığını ifade ederken, reel sektörün desteklenmesi anlamında Merkez Bankası`nın bayram ve yılbaşında biraz para basması önerisinde bulundu.
- http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=82279... TUNALIM...
20 Mart 2009 21:25 | yorum ekleyin
|
|