blogum

MİLLİ EKONOMİ 'in' KAPİTALİZM 'out'

 


Küresel krizden büyük darbe yiyen ülkeler çıkış kapısını Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nde arıyorlar. Şu ana kadar 40’ı aşkın ülke MEM’den istifade ederek teşvik paketi açıkladı.


40’ın üzerinde ülke MEM dedi
Dünya ülkeleri, bir yılı aşkındır dünyayı etkisi altına alan, derinliği hala belli olmayan ve de ekonomi yönetimlerini uykusuz bırakan küresel kriz için çare arıyorlar. Krizin Kapitalizmin yapısından kaynaklandığını farkeden ülkeler çareyi Kapitalizmin dışında arıyorlar. Bu noktada da karşılarına bir tek model çıkıyor: Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli. Tüketim yanlı tek model olan Milli Ekonomi Modeli’nin tüketimi teşvik uygulamaları ülkeler tarafından bir bir uygulanıyor. Şu ana kadar 40’ı aşkın ülke teşvik paketi açıkladı ve bu paketlerde tüketimin canlandırılmasına da önem verildi. Şimdi bu ülkelerden bazılarını sizlere aktaralım:

RUSYA: MEM’in 8 projesini hayata geçirdi
16 Mayıs 2006 tarihinde Rusya’nın başkenti Moskova’da, Rusya’nın 80 ayrı bölgesinden 457 akademisyen, işadamı ve siyasetçinin katılımıyla gerçekleşen Rusya’nın gelecek stratejilerini ve bugünkü durumunu değerlendirme toplantısında Milli Ekonomi Modeli, Rusya’nın 3 yıllık kalkınma planına alındı. Rusya MEM’den istifade ederek attığı adımlar şunlar:
1. Doğum yapan her kadına 9 bin dolar doğum yardımı vermeye başladı.
2. Ev hanımlarına emeklilik hakkı verildi.
3. Yer altı kaynaklarını devlet–millet ortaklığıyla işletmeye başladı.
4. Bazı stratejik ürünlerin ihracatında Rus Rublesi talep edilmeye başladı. Rusya ve Çin aralarında yapacakları ticarette dolar yerine kendi paralarını kullanma kararı aldı.
5. Asgari ücreti 2000 dolara çıkarma kararı aldı.
6. Maaşlara büyük oranlarda zamlar yapıldı. 2007 Eylül ayından 2008 Eylül ayına kadar olan dönemde Rusya’da ortalama maaş artışı yüzde 29.4 oldu.
7. Dar gelirliye vergi indirimi yapıldı.
8. Enerji, iletişim, savunma ile alakalı 42 sektörü stratejik ilan etti, yabancılara özelleştirilmesinin önünü kapattı.

Rusya Başbakan Birinci Yardımcısı İgor Şuvalov, ABD’de kasım ayında gerçekleştirilen G20 zirvesinden bir ay önce, “Dünyadaki mevcut uluslararası mali sistem bugün yaşadığımız koşullarla örtüşmüyor. Rusya Federasyonu, bu konuyu yıllardır gündeme getiriyor” dedi. Şuvalov, Rusya’nın kabul ettiği 2020 yılına kadar olan süreyi içeren bir ekonomik programı olduğunu ifade etti.

ABD: Çabuk harcayacakların cebine para koydu
ABD (eski) Başkanı Bush, “çabuk harcayacakların cebine para koyma” amaçlı, yani tüketimi teşvik edici 168 milyar dolarlık bir ekonomi paketi devreye koydu (Ocak 2008). CNN televizyonuna demeç veren Bush, “piyasa ekonomisi sistemini kurtarabilmek için piyasa ekonomisinin kurallarını bir kenara bıraktım” dedi. Böyle bir şey yapmaktan ötürü “üzgün” olduğunu da itiraf eden Bush, “ekonominin çökmemesi için bu yola başvurduğunu” anlattı. (17.12.2008)
ABD Senatosu, mali kurtarmalar için ayrılan fonların harcanmayan 350 milyar dolarını serbest bıraktı. Bu paranın bir kısmı tüketimi teşvik, küçük işletmeler ve belediyelere kredi için kullanılacak. 50-100 milyarlık bölümü de el konulan ipotek altındaki ev sayısını azaltmak için değerlendirilecek (16.01.2009).
Obama’nın 825 milyar dolarlık tarihi boyuttaki paketinde 275 milyar dolara varan tüketimi teşvik amaçlı vergi indirimi ve muafiyetleri var. Paketin içinden 90 milyar dolar eyaletlerin sağlık harcamalarına 80 milyar dolar eğitime 43 milyar dolar da ulaşıma gidecek. (16.01.2009)
Obama’nın kurtarma planında yıllık geliri 200 bin doların altındakilere vergi indirimi yapılması, işe ek adam alan şirketlere de vergi kolaylıkları öngörülüyor. Çoğu işçi için 500, çiftler içinde bin dolarlık vergi indirimi öngören planda işletmeler için de 100 milyar dolarlık vergi indirimi planlandığı belirtiliyor. (07.01.2009)

VATİKAN: Ev hanımlarına maaş verilmesini önerdi
Vatikan, İtalyan hükümetine başvurarak ev kadınlarına maaş bağlanmasını önerdi. Bu öneri Eşit Fırsatlar Bakanı Mara Carfagna tarafından olumlu karşılandı. Papalığa bağlı Aile Konseyi Başkanı Kardinal Ennio Antonelli, evkadınlarının çocuk yetiştirip, bakıma muhtaç yaşlılara baktıklarını, eşlerine destek olduklarını hatırlatarak, “Ev kadınına maaş bağlamak bir görevdir, çünkü devletin yapması gerektiği atılımları ve yardımları tek başlarına yapmaya çalışmaktadırlar. Bunun için mali dengeleri sağlama yolu ile kendilerine maaş bağlanmasını öneriyoruz” dedi.

BREZİLYA: IMF ile bağlarını kopardı
Brezilya, 2005 MEM kongresinden bir ay sonra MEM’in çözümlerinden istifade ederek IMF ile bağlarını tamamen kopardı, milli politikalara ağırlık verdi ve neticesinde cari fazla veren, AB ve ABD’ye zerre kadar bağımlılığı kalmayan, istihdam problemini çözen bir ülke oldu.

VENEZUELA: Ekonomisini millileştirdi
Venezuela, Bakü’deki MEM kongresinden sonra Milli Ekonomi Modeli eserini talep etti. Venezuela o gün bugündür ekonomisini millileştirmeye çalışıyor.

ÇİN: İç talebi canlandırıyor
Çin hükümeti, iç talebi canlandırmaya yönelik 586 milyar dolarlık (4 trilyon yuan) teşvik paketi açıkladı. Başbakanlığın resmi internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, Çin’in, etkin bir mali politikayı benimseyeceği, 17,5 milyar dolarlık (120 milyar yuan) vergi yardımları sunulacağı ifade edildi. (10.11.2009)

ALMANYA: Herkesin cebine 500 Euro konulanacak
Almanya’da Merkel hükümetinde koalisyonun ortağı olan Sosyal Demokrat Parti SPD, krizden kurtulmanın tek yolunun herkesin cebine 500 euro para koymak olduğu görüşünü ortaya attı. SPD Genel Başkan yardımcısı Andrea Nahles, alışveriş yapmak şartıyla yetişkin olan her Alman vatandaşının cebine 500 euro para konulmasını önerdi. (04.12.2008)
Almanya’da koalisyon hükümetinin ortakları ekonomiye 50 milyar euro’luk kaynak ayıracak ikinci ekonomik paket üzerinde anlaşmaya vardı. 1 Temmuz’da sigorta primleriyle vergilerde indirim yapılacak, emekli maaşları da artırılacak. Bu paketle iki çocuklu bir ailenin yılda 400-500 euro avantaj elde edeceği açıklandı. (14.01.2009)

AVUSTRALYA: Düşük ve orta gelirlilere nakit verilecek
Avustralya hükümeti, küresel krizden korunmak için 26 milyar dolarlık (42 milyar Avustralya doları) teşvik paketi hazırlıyor. Paketin, 28,8 milyar Avustralya dolarlık kısmının altyapı yatırımları, okullar ve konutlar için kullanılacağı, 12,7 milyar Avustralya dolarının ise düşük ve orta gelirlilere Mart ayında ödenecek nakitten oluştuğu belirtildi (04.02.2009)

İNGİLTERE: Her bir işsiz için 2 bin 500 sterlin...
Başbakan Gordon Brown’un açıkladığı plana göre, her bir işsizin eğitimi ve yeniden iş sahibi yapılması için işverene 2 bin 500 sterlin ödenecek. İngiltere 754 milyon dolar harcayacak. İşsiz sayısının 3 milyona ulaşması beklenen İngiltere’de hükümet bu planla 500 bin kişiye yeni iş yaratmayı hedefliyor. Diğer yandan Küçük İşletmeler Federasyonu ek 400 bin kişilik istihdam yaratılması için ek bir plan yürürlüğe sokmaya hazırlanıyor. Buna göre indirilmiş vergi oranları gibi uygulamalar gündeme gelecek. (14.01.2009)

ŞİLİ: Yoksul çucuklara, düşük maaşlılara destek...
Şili, küresel ekonomik krizle savaşabilmek için 4 milyar dolarlık teşvik planı açıkladı. Paket, yoksul çocuklara ve düşük maaşlılara yardım yapılması, okulların ve kliniklerin onarılması gibi uygulamaları da içeriyor. Paket, bir defaya mahsus olmak üzere 18 yaşının altındaki yoksul çocuklara 63 dolar yardım yapılmasını öngörüyor. Ödemelerin, okulların eğitime başladığı mart ayında yapılması planlanıyor. Bu arada, 18 ile 24 yaş arasındaki düşük ücretlilere de maaşlarının yüzde 10’u oranında yardım yapılması öngörülüyor. (13.01.2009)

İTALYA: Mağdurlara vergi indirimi...
İtalya 80 milyar Euro harcayarak, daha fakir ailelere ve mortgage mağdurlarına vergi indirimleri sağlayacak. İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, 80 milyar Euro’luk kurtarma paketini açıklarken İtalyanları harcamaya davet etti. (30 Kasım 2008)

JAPONYA: Tüketimin artması için bütçe...
Japonya 2. teşvik paketini de onayladı. 54 milyar dolarlık ekstra bütçe, Başbakan Taro Aso’nun partisi ile muhalefet bloku arasında saatler süren kavgadan sonra onaylandı.  Paket, küçük işletmeler için kredi olanaklarını genişletmeyi ve 22.3 milyar doları ise tüketici harcamalarını artırmak için vergi verenlere nakit ödeme yapılmasını içeriyor. Bu paketle, ev sahipleri için vergi kesintilerinin finanse edilmesine yardımcı olmak, küçük iş yerlerine kredi vermek ve işten çıkarılanlara yardım etmek amaçlanıyor. (29.01.2009)

GÜNEY KORE: Paketin dörtte biri talebi canlandırmak için
Güney Kore hükümeti ekonomiyi canlandırmak için piyasalara yaklaşık 11 milyar dolar pompalayacağını açıkladı. Paranın hemen hemen dörtte üçü büyük kamu projelerinde kullanılacak. Kalan dörtte biri ise tüketicileri yeniden alış verişe ısındırmak için vergi indirimi olarak düşünülüyor. (03.11.2008)

PORTEKİZ: Kurumlarını millileştiriyor
Portekiz Maliye Bakanı Fernando Teixeira dos Santos, Portekiz bankası Banco Portugues de Negocios’un (BPN) iflasa çok yaklaşması nedeniyle bankanın millileştirileceğini açıkladı. (03.11.2008)

Güney Kıbrıs Rum Kesimi
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, ekonominin güçlenmesi amacıyla alınan yeni önlemleri açıkladı. Hristofyas, Rum hükümetinin göçmenler için yeni evler, yeni okullar ve sosyal yardımla ilgili yeni binalar inşaa edilmesi yönünde karar aldığını duyurdu. Hristofyas, yerel turizmi güçlendirmeye ilişkin bir planı ve inşaat sektörü için düşük ve orta gelirli çiftler için yeni bir kredi planını uygulamaya karar verdiğini kaydetti. (04.02.2009)

MACARİSTAN: Taksit ödeyemeyenlere yardım yapacak
Macaristan Başbakanı Ferenc Gyurcsany, krizin yaşanmaması için hükümetlerinin var gücüyle çalıştığını, dövizle ev kredisi alan ve taksitleri yükselen vatandaşlara da yardımda bulunacaklarını açıkladı.  (06.02.2009)X


“Modelin sahibinden bahsetmiyorlar”
Bakü Devlet Üniversitesi İktisat Teorisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Xosrov Kerimov, dünya ekonomi yönetimleri üzerinde ciddi etkileri olan birçok bilim adamının Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nden alıntı yaptığını ama modelin isminden ve sahibinden bahsetmediklerini belirtti. Prof. Dr. Kerimov açıklamasında şunları söyledi:
“İktisat konusunda son yazılan eserleri incelediğimde yazarların Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli tezinden etkilendiklerini görüyorum. Mesela Bogomolov ve onunla beraber Rusya’nın iki görkemli âlimi, Buzgalin ve Kavganov ve yahut da Nobel ödüllü Stiglitz’in fikirleri var. Tüm bu fikirlerde Haydar Baş’ın tezlerine yakınlaşmaya başladıklarını görüyoruz. Bütün bu gerçekler, Haydar Baş’ın fikirlerinin hayati fikirler olduğunu ve yaşayan fikirler olduğunu bize haber vermektedir. Geleceği olan fikirlerdir. Ama beni üzen bir mesele var. Hocamızın fikirlerinden istifade ediyorlar ama onun adını dile getirmiyorlar. Prof. Dr. Haydar Baş’ın adını anlamalarına egoizmleri engel oluyor. Ama eminim ki bu uzun sürmeyecek ve hepsi itiraf edeceklerdir”  M.Çabas---TUNALIM...

08 Şubat 2009 06:42 | yorum ekleyin

DAVOS'TA GÖSTERİLEN TAVRIN İÇİ DOLDURULMALI


Davos’ta düzenlenen Gazze ile ilgili panelde Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği tavır, Türkiye’de ve dünyada geniş yankı buldu.

Özellikle Türkiye’de büyük heyecana sebep oldu, takdir topladı.

Öncelikle bu olay milletimizin nasıl bir dış politika izlemesi gerektiğini gösteriyor.

Buna göre milletimiz;

- Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada dik durmasını istiyor, söz sahibi olmasını istiyor.
- Baş olmasını, uydu olmamasını istiyor.
- Ezilmemesini, ezenlere destek olmamasını istiyor.
- Mazlumlara sahip çıkmasını istiyor.
- Kendi yolunu, kendi bağımsız ve hür iradesiyle çizmesini istiyor.

Davos olayının en önemli mesajı budur. Mesajın iyi okunması gerekmektedir.

Ancak bu Davos tavrının samimi olduğundan hareket edersek şu iki soruya cevap bulmamız zaruridir.

Kamu vicdanında sorulan bu soruya AKP iktidarının ve özellikle sayın başbakanın cevap vermesi gerekir.

Soru 1: Eğer Davos tavrı esas ise o zaman 6 yıllık AKP iktidarları döneminde İsrail ve ABD ile stratejik müttefiklik, İsrail ile siyasi, askeri ve ekonomik işbirliği ve dayanışmanın sorgulanması gerekmez mi?

Soru 2: İsrail katliamı ilk defa mı yapıyor?

2 yıl önceki Lübnan katliamına neden böyle bir tepki gösterilmedi?

İsrail’in gerçek müttefiki ABD’nin Irak’ta yaptığı 1,5 milyon insanın şehit edilmesine neden tepki gösterilmedi, tam tersi lojistik ve siyasi destek verildi?

Neden daha önce İsrail ile yapılmış anlaşmalar yürürlüğe konuldu?

Üstüne üstlük AKP döneminde de tarım, enerji ve askeri sahada bir çok yeni anlaşmaya imza atıldı.

TBMM’inde ağırlanıp, konuşma yaptırılan, Davos’ta tartıştığınız İsrail Cumhurbaşkanı Peres değil miydi?

Gazze katliamından çok kısa bir müddet önce imzalanan 167 milyon dolarlık roket alımı anlaşması ve görüşmeleri halen süren 8 Heron uçağı anlaşması nasıl izah edilebilir?

Davos olayından sonra sayın Başbakan’ın “tavrım moderatöredir, İsrail ile ilişkilerimiz bozulmaz” açıklaması bu tavrın samimiyetine gölge düşürmektedir.

Sayın Başbakan eğer Davos tavrında samimi ise, bu tavrın bir siyasi eyleme dönüşmesi gerekmektedir..

Hiç değilse İsrail büyükelçisini gönderebilir veya İsrail büyükelçimizi geri çekebilirdi.

Gazze katliamı ortadayken, yahudi kongresinin kendilerine verdiği üstün cesaret madalyası neden hala iade edilmemektedir?

Davos’ta bu anlamlı tepkiyi ortaya koyan başbakan, “ölü doğdu” dediği Büyük Ortadoğu Projesinin eş başkanlığı görevine hala devam edecek midir?

Sonuç itibariyle Davos tavrı, milletimizin takdirini kazanmıştır. Ancak şimdi kamuoyu 6 yıllık iktidar döneminde İsrail'le sürdürülen ilişkilerin sorgulanmasını beklemektedir.

Daha önemlisi bundan sonra Türkiye-İsrail ilişkileri nasıl seyredecektir?

Türkiye, ABD’de Obama’nın da göreve başladığı bu dönemde, bölgesinde ve dünyada kendi milli görüşü doğrultusunda ortaya tutarlı bir dış politika koyacak mıdır?

Millet bunu bekliyor.

Bundan sonraki süreç bir samimiyet testi olacaktır..

Eğer bu tavır içi doldurulamayacak, siyasi bir projeye dönüşmeyecekse, Davos tavrı seçimlerin de yaklaştığı bir dönemde bir şov olmaktan öteye geçemeyecektir.

Unutmayalım ki, Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu şu esas, Türkiye’nin istikbalini belirleyecektir.

Uluslararası ilişkiler karşılıklı menfaat ve zarar esasına dayanır.

Güçlü ve caydırıcı olmak, bölge ve dünyada insiyatif kullanmak Türkiye’nin hedefi olmalıdır.
Tarih boyunca insan hak ve hürriyetlerinin teminatı olmuş milletimiz bugün dahi bu misyonun sahibidir.

Zulme destek olmamak, mazlumu korumak Türk Milleti'nin şiarıdır.

Şimdi sayın Başbakan'dan ve AKP iktidarından bu doğrultuda yeni bir siyasi çizgi belirlemesini bekliyor, yüce milletimizin hissiyatını paylaşıyoruz.
TUNALIM....


02 Şubat 2009 23:52 | yorum ekleyin

DAVOS’TA KAFA KARIŞTIRAN DAVRANIŞLAR

 


Öncelikle şunu açık bir şekilde ifade etmeliyim ki Başbakan R.T.Erdoğan’ın Dovos’taki  Gazze oturumunda, İsrail Cumhurbaşkanı Peres’e karşı davranışını taktirle karşılıyorum…
Yıllardır dışa bağımlı ve teslimiyetçi tavırlar sergileyen Türk siyaseti sayesinde, sindirilmiş halkımız ve özellikle de  İslam alemindeki halklar, böyle bir davranışa destek çıkmakla, Türkiye’den bekleyen misyonun altını çizmiştir. Sokakların gece yarılarında miting havasına bürünmesi, halkımızın bu konudaki beklentisini ortaya koymuştur…
Yapılan bu davranışın içerde siyasete alet edilmesi halinde, elmalarla armutların toplanmaya kalkışılması gibi yanlış bir iş olur…
Davos’daki davranışın anlamını; Başbakanın bundan sonraki tavırları ve iktidarın ortaya koyacağı icraatlar belirleyecektir…

Gazze Oturumunda ortaya konan tavırdan sonra yapılan açıklamalar kafa karıştırmıştır.
Başbakan, Peres’e yönelerek ve vücut dilini dahi güzel kullanarak; “Benden yaşlısın biliyorum. Sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Benim sesim bu kadar çok yüksek çıkmayacak. Bunu böyle bilesin. Öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok  iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum. Ülkenizde Başbakanlık yapmış 2 kişinin bana çok önemli lafları vardır.  Filistin'e, tankların üstünde girdiği zaman, “kendimi bir başka mutlu addediyorum” diyen Başbakanlarınız var. Tankların üzerine çıkıp da “Filistin'e girince mutlu oluyorum” diyen Başbakanlarınız var...” şeklinde konuşmuştur.
Ve Başbakan salonu hiddetle terk etmiştir..
Bu davranış sayesinde de hak ettiği taktiri toplamıştır.

Türkiye’deki seçmen ağırlıklı vatandaşlar, bu tavırdan dolayı teşekkürlerini dile getirmiştir. Ancak kısa bir süre sonra plak ters dönmüştür…
Öncelikle ortaya konan haklı davranış, İsrail Cumhurbaşkanı Peres’e karşı ortaya konmuş olmasına rağmen, hemen sonra yapılan açıklamayla; yapılan bu davranışın,  Peres’e ve İsrail’e karşı yapılmamış, oturumu yöneten moderatöre karşı yapılmış olduğu  şeklinde düzeltmeye gidilme ihtiyacı duyulmuştur.
Bundan sonra İsrail ilişkilerinin nasıl olacağı sorulduğunda da; İsrail ile ilişkilerin eskisi gibi devam edeceği açıklanmıştır…
Açıkça söylemek gerekirse; sonradan yapılan açıklamalar, ortaya konan davranışa gölge düşürmüştür…

Davos Krizini anlamaya çalışırken, Meltem Televizyonunda gazeteci yazar İsmail Çetin’in sunduğu Kum Saati Programında Araştırmacı Yazar Ali Değirmenci Beyin yorumlarını dinliyorum. Gerçekten de Davos’ta kafa karıştıran tavırlar sergilenmiştir…
Sayın Değirmencinin tespitlerini paylaşayım sizlerle;
“Başbakanın ortaya koyduğu tavıra karşı Türk Milletinin ortaya koyduğu sevinç ve destek; Türk Milletinin kendine has dik bir duruş sergilemesi gerektiği mesajıdır…
Bu tavrın bütün dünyada yankı uyandırmasının sebebi Türkiye’nin misyonunun ne kadar önemli olduğunun işaretidir.
Ortaya konan tavrın şahsi bir öfkeden mi, yoksa siyasi bir tavırdan mı olduğunu,  bundan sonraki ilişkilerden anlayacağız.
Bu yapılan hareketin içinin doldurulmadığı, İsrail ile ilişkilerin yeniden ele alınmadığı, yapılan önceki yanlış anlaşmaların askıya alınmadığı, Yahudi lobilerinden alınan cesaret madalyasının iade edilmediği, hiç bir şey olamamış gibi yola devam edildiği taktirde; bu tavrın içeriye dönük bir şovdan öteye geçmeyeceğini akıllardan çıkarmamak lazımdır…”

Görelim bakalım…
Başbakanın Davos tavrının içi dolumu, fos mu? Ne demiş büyükler; kişinin ianesi iştir, lafa bakılmaz..!

TUNALIM

01 Şubat 2009 05:49 | yorum ekleyin

ORTADOĞU BİZİM KARARLILIĞIMIZI BEKLİYOR. 9 MADDELİK ÖNERİ

 

   İsrail’e koltuk değneği olunmasın
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş konuşmasının sonunda Türkiye ABD, AB ve İsrail’e “Ben tek taraflı olamam, konumum gereği adil olmam gerekir” diyerek Filistinlilerin mağduriyetini gidermek için aşağıda dikkat çektiğimiz hususları hayata geçirmelidir” dedi.

Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi:

“Aksi takdirde Ortadoğu’da BOP eş başkanlığının manası, ABD’ye ve İsrail’e koltuk değneği olmaktır.

Bu ise, güçlünün, zalimin yanında, mazlumun ise karşısında yer almaktır ki, bu durum Türkiye ve Türk milleti tarafından asla kabul edilemez. Bugün Filistin’e oynanan oyun, yarın Türkiye’ye de PKK gerekçesi ile oynanacaktır.

O halde Türk coğrafyası üzerinde hesabı olmayan, medeniyetimiz, kültürümüz, siyasetimiz ile birlikteliği olan millet ve devletlerle işbirliği yaparak, bu tehditleri karşılamaya hazırlanmamız şarttır.”

Bunları yapın katliam dursun
Konuşmasının son bölümünde Filistin sorununun çözümü konusunda Türkiye’nin üzerine düşen sorumlulukları dile getiren BTP Genel Başkanı hükümete seslenerek, “elbette siz de Filistinlileri düşünüyorsunuz.

O halde yapacağınız iş” diyerek madde madde atılması gereken adımları sıraladı.

İşte Prof. Dr. Haydar Baş’ın sözleriyle Filistin’de akan kanı durduracak çözüm önerileri:

1-Erbakan’ın İsrail’le imzaladığı anlaşmayı iptal edin…
“Cumhuriyet tarihinde ilk defa Sayın Erbakan’ın 1996’da İsrail ile gizlice yaptığı anlaşmaları, ADL teşkilatı tarafından size takdim edilen cesaret madalyanızı da bir kenara bırakarak, askıya almanızdır.

İsrail’e, “Bakınız ben bu anlaşmaları askıya alıyorum, silahların yenilenmesi, donanım satışı, ortak üretim, istihbarat paylaşımı, ticaret ve eğitim anlaşmasını askıya alıyorum” demelisiniz.

Özellikle Eğitim Anlaşması ile İsrail pilotları, Anadolu üzerinde uzun menzilli uçuşları ve dağlık alanda uçuşları öğrenmektedir. İsrail için bu uçuşlar, herhangi bir ülkeye yapılacak muhtemel operasyonlar için çok iyi bir eğitim mahiyetindedir.

Bu konuda gizli anlaşmaların mahiyetinin gizli kalması ile ilgili şu notu da takdirlerinize sunalım…

29 Ağustos 1996 tarihli Hürriyet gazetesi, “İsrail’le gizli imza” başlığıyla verdiği haberde şunları aktardı:

“Dışişleri Bakanlığı Basın sözcüsü Ömer Akbel, anlaşmanın dün sabah Ankara’ya gelen İsrail Savunma Bakan Yardımcısı Müşteşarı David Ivry ve Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarı Korgeneral Tuncer Kılınç tarafından imzalandığını açıklandı.

Ancak Erbakan, anlaşmaya şartlı onay verdi.

Refah Partili seçmenin tepkisini düşünerek kesinlikle gizli kalmasını istedi.”

2- BM’de daha etkin olunmalı
“Türkiye, 1 Ocak 2009’dan itibaren BM Güvenlik Konseyinin geçici üyesi olmuştur.

Ancak hükümet, Filistin’deki kıyımı bir önerge ile Güvenlik Konseyi’ne getirememiştir.

“Yapılanlar soykırımdır, insanların canına, malına, namusuna ve din emniyetlerine,

katliam yoluyla müdahale etmektir” diyememiştir. Bu önergeyi Libya vermiştir.”

3- İKÖ harekete geçirilmeli
“Yine Türkiye, İslam Konferansı Teşkilatı’nın 3 Ocak’ta yaptığı toplantıda somut bir karar çıkaramamıştır.

Oysa İslam Konferansı Teşkilatının Genel Sekreteri Türk’tür. Türkiye, İKÖ’yü harekete geçirmelidir.”

4- Ateşkes derhal sağlanmalı
“Derhal ateşkesin ilanını temin etmelidir.

Bir daha o toprakların kuşatma altına alınmaması için gerekli şartlar sağlanmalıdır.”

5- Türkiye, Tel Aviv büyükelçimizi geri çekmelidir.

6- İsrail Büyükelçisi vasıtasıyla, İsrail ikaz edilmelidir.

7- Türkiye barış gücü gönderebilir
“Afganistan’a giden Türk birliklerinin Barış Gücü olarak bu bölgeye gitmesine gayret edilmelidir.”

8- ABD uyarılmalı
“ABD’ye, Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanlığının ne anlama geldiği anlatılmalıdır; eş başkanı olduğu sürece, bu katliam ve işgallerin mesuliyetini taşıyamayacağı belirtilmelidir.”

9- Filistin’le ticaret anlaşması yapılmalı
“İsrail ile 1996 yılında Erbakan Hükümeti tarafından yapılan Türkiye-İsrail Serbest Ticaret Anlaşması askıya alınarak; bugün aç, susuz ve ilaçsız bırakılan Filistin Devleti ile Serbest Ticaret Anlaşması yapılmalıdır....


TUNALIM...

17 Ocak 2009 10:56 | yorum ekleyin

BARIŞIN KENTİ ÇANAKKALE

 

Bütün savaşlara hayır diyerek
Barış için çalışanlar Merhaba
Sevgi gömleğini eyne giyenler
Barış için çalışanlar Merhaba  

Barışa, sevgiye katkı koyanlar
İnsanlığa olmalıdır beyanlar
Emperyalizime nefret duyanlar
Barış için çalışanlar merhaba 
 

Merhaba sizlere güzel insanlar
Merhaba barışa susayan canlar
Barış için dolup taşsın meydanlar
Barış için çalışanlar merhaba 
 

İçimizde nefretleri öldürüp
Barış ile insanlığı güldürüp
Yeryüzünden silahları kaldırıp
Barış için çalışanlar merhaba 
 

Nedendir? Niçindir? bu savaş, sorak
Arap petrolüne etmeyip merak
Bütün silahları kırıp atarak
Barış için çalışanlar merhaba

Merhaba savaşa karşı çıkanlar
Barış için engelleri yıkanlar 

Sevgi ile meydanlara akanlar

Barış için çalışanlar merhaba


  
 
Barışın kenti Çanakkale -Barış kültürümüz olsun...
 


 


FotoğraflarlaÇanakkale
Çanakkale Çanakkale Kordon Boyu
Binlerce araç Avrupadan Asyaya geçiyor...  Çanakkale Şehitler Abidesi
Piri Reis Anıtı Asos
Çanakkale tarihi saat Kulesi Kordonda Fayton Sefası

FotoğraflarlaÇanakkale
Çanakkale Balıkçı Barınağı Bozcaada
Çanakkale Boğazı Kilitbahir
Çanakkale Feribotu Çanakkale Genel Görünüm
Lapseki Nusrat Mayın Gemisi

  Çanakkale Şehitlerine (video)

  Kınalı Ali Destanı  (video)
 Adi Türk'tür bu vatanin,Türk kalacaktır.
 
  
  Bozcaada

TUNALIM... 


10 Ocak 2009 10:48 | yorum ekleyin


< Geri     1 2 3 4 5 6 7 8 9 10     İleri >

son yorum alan yazılarım

reklamlar

ark siteler:  nedir ne demek,  türkçe dil araçları,  Tasda

biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 9.0.973