blogum
Bizim Başbakanımız garip bir adamdır: “ İsrail devlet terörü uyguluyor” diyerek İsrail’i terörist ilan eder, sonra da aynı terörist devletin terörist faaliyetlerini daha güzel yapması için ihtiyaç duyduğu finansmana destek olarak altın tepsi içinde vatan toprağı ikram eder. Bizim Başbakanımız garip bir adamdır: Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanına “Siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz” diye meydan okur, ardından adam öldürme sanatını büyük bir ustalıkla uygulayan İsrail’e, Başbakanı olduğu ülkenin sınırını teslim etmek için ülkeyi birbirine katar. Bizim Başbakanımız garip adamdır: Ömrünün büyük bir bölümünü Siyonist sermayenin aleyhine konuşmalar yapmakla geçirir, ama son döneminde “paranın dini imanı yoktur” diyerek Siyonist sermayenin Türkiye’de hükümranlık kurmasına destek verir. Bizim Başbakanımız garip adamdır: Kendi partisine oy veren Hataylı köylüler “Bizim de toprağa ihtiyacımız vardır, ne olur mayınlardan temizlenen araziyi bize verin, bizi fukaralıktan kurtarın” diye yalvarırken o, İsrail çiftçisinin fukaralıktan kurtulması için sınır toprağını İsrail’e verme hazırlığı içindedir. Bizim Başbakanımız garip adamdır: Bir Başbakan olarak kendi köylüsünü “efendi, ağa, toprak sahibi” yapması gerekirken onlara “Buraları İsrail alırsa İzaklar çalışmayacak, Ahmetler, Mehmetler çalışacak” diye seslenir ve “Yeni ağanız İsrail’dir. Artık onun ırgatısınız!” demeye getirir. Bizim Başbakanımız garip adamdır: Dünyanın hiçbir ülkesinde hiçbir devlet (Afrika ve kabile devletleri dahil), hudut bölgelerini yabancı yatırım adı altında “patates, domates üretecekler, organik tarım yapacaklar” gibi saçma sapan gerekçelerle yabancılara devretmez, bizim başbakanımız bu “muazzam!” icraatını “para cıva gibidir!” gibi “çağlar üstü!” bahanelerle kamuoyuna izah etmeye çalışır. Bizim Başbakanımız garip adamdır: En önemli özelliklerinden birinin gür sesiyle şiir okumak olduğunun bilinmesiyle övünür. Bir yandan, İstiklal Marşı’nın “Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar/ Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var” dizelerini okur öbür yandan o serhat boylarını İsrail’e vermekle gurur duyar. Bizim “ dindar!” Başbakanımız garip bir adamdır: Milli Güvenlik Kurulu’nda karşı karşıya oturduğu generallere “ filan parti başkanı tarikatçıdır ,dindardır, sakallıdır, niye onun üzerine gitmiyorsunuz” diyerek “bir Müslüman siyasetçiyi” şikayet eder, sonra da Yahudi İsrail’e 650 bin dönüm vatan toprağını 44 yıllığına hediye etmekte beis görmez.
BAK HACIM!..Uzun zamandan beri etkisinde yaşadığın papaz büyülerinden ötürü ve duman altı olduğun kilise tütsülerinden dolayı geldiğin–getirildiğin vahim noktayı anlamakta zorlanıyorsun. Yarım asrı aşkın bir süredir senden “hizmet–himmet” diyerek para alan, adam yetiştiriyoruz diye caka satan kadronun bekledikleri adamları çoktan yetişmiştir. Bugün devletin her kademesinde, her köşe başında onların adamları vardır, yani senin paralarınla yetiştirilen adamlar… İşte o adamların yönetmekte olduğu canım ülkemden her gün yürek burkan haberlerle sarsılıyoruz. İşini–aşını kaybetmekten ötürü, borç batağına saplanmaktan ötürü cinnet geçiren ve aile katliamlarına imza atan katiller sayısı her gün artıyor. Ecnebi cephelerinden gelen her emri baş tacı yapıp hemen uygulamaya soktukları için, ecnebi cephelerinden gelen bütün emirler de milletimizi kul–köle yapmaya yönelik olduğu için her geçen gün dik duruşunu kaybeden bir millet olma yolunda çok hızlı ilerliyoruz. Bak hacım! Senin paralarınla yetiştirilen adamların yönettiği canım ülkemden acılar ve sancılar hiç eksik olmuyor. Bak hacım! Çeyrek asırdan beri bu milletin gencecik fidanlarını, sırf vatanı, sırf bayrağı, sırf namusu bekledikleri için acımasızca kurşunlayan alçaklar devletle masaya oturma aşamasına gelmişlerdir–getirilmişlerdir. Dünün bebek katilleri bugün devlete emirler yağdırma noktasına gelmiştir ve emirleri sözcüleri tarafından meclis kürsüsünden ilan edilmektedir. “Hizmet–himmet” diyerek topladığınız paralarla yetiştirilen adamlar, küresel güçlere teslim olmaya ayarlı yetiştirildiği için, okyanus ötesinden gelen emirlerin yerine getirilmesini takip etmektedirler. Hatta küresel eşkıyaların emirlerini tatbik noktasında yarışmaktadırlar. Onların lügatında en başarılı adam, en başarılı yönetici, vatan ve millet düşmanları tarafından dayatılan sinsi planları millete en kolay hazmettiren adamdır. Mayınlı arazileri temizleme meselesinde sergilenen yırtınmaları iyi takip etti isen fazla söze hacet yoktur. Ama hacım, senin paralarınla yetiştirilen ve bu “hizmetin” medya kısmında görev alan kalem ve kelam sahipleri de okyanus ötesinin yorumlarını sizlere hazmettirmekle görevli oldukları için sizin günleriniz de hazmetmekle geçiyor. Bak hacım! Gelinen nokta oldukça vahim ve bu eser sizin eseriniz. Bilmem aklınızda mı bu toprağın bir de altı var, hesap var, kitap var… Y.mesaj---TUNALIM...
05 Haziran 2009 05:18 | yorum ekleyin
ABD Başkanı Obama’nın 1915 Tehciri ile ilgili yaptığı konuşmayı herkes bir köşesinden alıp yorumluyor. “Amerikancı kesim”, Obama’nın “soykırım” kelimesini kullanmadığını söyleyerek “başkancıklarına” toz kondurmama misyonlarını devam ettiriyorlar. Oysa Obama’nın konuşması baştan aşağı Türk ve Türkiye düşmanlığı kokuyor.Bugüne kadar Türk tarihi ile ilgili yapılmış en aşağılayıcı konuşma. Bakın neler diyor: “Her yıl, Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerinde 1,5 milyon Ermeni’nin katledilmesi veya ölüme yürümesini anıyoruz. Ermeni halkı bizim kalplerimizde yaşadığı gibi “ Meds Yeghern” bizim anılarımızda yaşamalı…1915 korkunç olayları, insanoğlunun kendi türüne insani olmayan tutumunun karanlık olasılığını hatırlatıyor…Ermeniler, son 94 yılda dinamizm, dayanıklılık ve yetenekleri sayesinde , kendilerini yok etmeye çalışanlara direndiler.” Obama’nın kullandığı Meds Yeghern kelimesi Ermenice soykırımı anlatmak için kullanılıyor ve “büyük felaket” anlamına geliyor. Obama’ya göre Türkler “katliam yapan, korkunç olaylar tezgahlayan, insanoğlunun kendi türüne yapacağı en büyük vahşeti yapan, Ermenileri yok etmeye çalışan, büyük felaketin yani soykırımın müsebbibi olan” bir millet! Obama’ya göre biz buyuz. Katliamcı, soykırımcı, katil, insanlık dışı bir milletiz. Obama’yı “büyük başkan!” “helal sana!” diye sömürge ülkesi medyasını andıran manşetlerle karşılayan medya, herhalde yüzlerine tüküren bu “muhteşem konuşmadan” büyük onur duymuşlardır. Obama’nın ağzından çıkan her kelimeyi yüce bir buyruk olarak telakki eden siyasetçilerimiz de kendilerine “katil” diyen bir liderin çizdiği yol haritasına uygun bir şekilde Ermeni sınırını açmaya çalışıyorlar. PKK’ya af çıkarmaya çabalıyorlar. Ruhban Okulu’nu bir an önce açmayı planlıyorlar. Afganistan mahşerine asker göndermeye hazırlanıyorlar. Öyle ya “bize katil diyen Yüce Obama” böyle buyurdu! Bu adam(!) Türkiye Büyük Meclisi’ne gelip yaptığı konuşma ile Türk dış politikasının ABD güdümünden asla çıkmamasını emredip giderken ona şapka çıkartanların “büyük şefe saygıda kusur etmeyenlerin” bugün ortaya çıkan tablo karşısında şikayete hiç hakları yoktur. Prof .Dr. Haydar Baş “Obama Sevr’in maddelerini okudu, bizimkiler alkışladı” deyerek tarihi bir gerçeği ortaya koyarken onu duymazdan gelenler, şimdi Obama’nın önlerine koyduğu yol haritası ile üstelik “katilsiniz, soykırımcısınız” küfürlerini de alıp yüzlerine sürerek yollarına devam ediyorlar. Üstelik bunlar arasında öyle pişkinler var ki “Obama, soykırımın İngilizcesi olan genocide kelimesini kullanmamış da Ermenice “Meds Yeghern” demiş, bu büyük bir adımmış! Yahu be zırtoplar, adam size ha İngilizce sözmüş ha Ermenice ne fark eder! Bu kadar aşağılık bir duruma nasıl düşebiliyorsunuz. Kaldı ki Obama’nın konuşmasının şu veya bu şekilde olması benim açımdan hiç önemli değil. Çünkü ABD eyaletlerinin neredeyse tamamı soykırımı resmen tanıyan kararlar aldılar. Alaska, Arizona, Arkansas, Kaliforniya, Colorado, Florida, Georgia, Connectıcut, Daleware, Güney Karolina, Idaho,Illinois, Kansas, Kentucky, Kuzey Dakota, Kuzey Karolina, Lousiana, Maine, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Missouri, Montana, Nebraska, Nevada, New Hamphisire, New Jersey, New Mexico, New York, Ohio, Oklahoma, Oregon, Pansilvanya, Rhode Island, Tennesesee, Utah, Washington, Vermont,Virjinya, Wisconsin eyaletlerinde 1915 olayları “soykırım” olarak kabul edilmiş durumda. Yani Obama’nın konuşmasından kelimeleri cımbızla çekip kendilerini avutacak bir şeyler bulmaya çalışanlar, ABD’nin her tarafından yükselen “soykırımcı Türkler” seslerini duymazdan geliyorlar. Obama’nın yaptığı ülkesinden gelen seslere tercüman olmaktan ibaret. O ses de “Türklere katil” diye haykırıyor. M.Bayraktar...TUNALIM...
(Obama said TÜRK'LERE KATİL) U.S. President 1915 Obama'nın the talk about Tehciri from a corner and everyone is interpreting. "American client segments," Obama'nın "genocide" by saying do not use the word "president" dust placed there are continuing mission. However, the Turks and Turkey over Obama'nın speech hostility is related to Turkish history until the kokuyor.Bugüne most humiliating speech. Look what he says: "Every year, 1.5 million Armenians in the Ottoman Empire, the last day of the slaughter or death of an execution is not. Armenian people living in our hearts as "Meds Yeghern" we must live in our memories ... terrible events of 1915, humankind's own type of non-humanitarian attitude of the darkness is more likely to remember ... the Armenians in the last 94 years in the dynamism, strength and capabilities through their work to destroy those who have resisted. " Armenian genocide that Obama'nın Meds Yeghern word used to describe and "major disaster" means. According Obama'ya Turks' massacre of the terrible things up, the human race itself would be the largest type of violence that are trying to destroy the Armenians, the genocide of the major disaster müsebbip as "a nation! We are by this Obama'ya. Of massacres, of genocide, murder, inhumane we are a nation. Obama'nın "big chair" "helal sana!" Colonial countries would meet with the media headlines, the media shades, probably spitting in the face of this great call "big were honored. Every word out of mouth yüce Obama'nın as a command to telakki the politicians and their "killer" says a leader in a way appropriate to draw the road map is trying to open the Armenian border. Are struggling to remove the amnesty to the PKK. Are planned to open a moment before the Ruhban School. Prepared to send troops to Afghanistan Armageddon. So either "us supreme killer, Obama said" it said! This man (!) Turkey came to the United Assembly and the speech of the Turkish foreign policy guidance from the United States never ordered not to leave him when they uncover "big chief in respect of defects not" today in the face of the resulting table to the complaint does not have any rights. Prof. Dr. Haydar Baş "Sevres Obama's article was read, and applause was ours" The historical truth is put to heard from him, now Obama'nın put in front of the road map and even "You are killers, genocide" blasphemy also takes time to face the path is continued. Moreover, there are between them so that worldly "Obama, English as genocide the Armenian genocide did not use the word" Meds Yeghern "said this was a big step! Yahu be zırtoplar, man you ha ha Armenian English words what the difference was! How can a situation falls so snotty. Besides, in this way would be Obama'nın speech or of the following from my point of view it does not matter. Because nearly all U.S. states officially recognize the genocide that took decisions. Alaska, Arizona, Arkansas, California, Colorado, Florida, Georgia, Connecticut, Daleware, South Carolina, Idaho, Illinois, Kansas, Kentucky, North Dakota, North Carolina, Lousiana, Maine, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Missouri, Montana , Nebraska, Nevada, New Hamphisire, New Jersey, New Mexico, New York, Ohio, Oklahoma, Oregon, Pansilvanya, Rhode Island, Tennesesee, Utah, Washington, Vermont, Virginia, Wisconsin state events in 1915 "genocide" has been adopted as a case. So the words Obama'nın talk out their cımbızla trying to find something to cheer for the U.S. rising from all sides "the Turks of genocide," heard voices come. Sounds coming from the country as Obama'nın consists of an interpreter. His voice in the "killer of the Turks," he is screaming. M. Bayraktar ... TUNA LIM...
29 Nisan 2009 02:30 | yorum ekleyin
Baba bizim bayragımızda sizin zamanınızda Ay-yıldız varmıs neden simdi haç isareti ve anlamını bilmedigim renkler var? 2 arkadas okulda tavan arasında eski bir atlas bulmustuk, o atlasta gördük daha önce Edirne'den Kars'a kadar Türkiye topragı imis, simdi neden o haritanın 1/5'ine Türkiye diyoruz?
Eskiden her mahallede 1-2 cami varken, simdi neden her ilde bir cami var, dedem bahsetmisti daha önce ezan denen bir sey varmıs, günde 5 defa camilerden okunurmus simdi bu çan sesleri ne baba?
Filistinlilerin zamanında topraklarını parça parça satarak israil'in kurulmasına sebep olduklarını hiç mi bir yerde okumadınız da, topraklarımızı sattırıp simdi bu ufacık alana bizi hapsettiniz. Siz atalarınızdan böyle mi aldınız bu toprakları, emaneti böyle mi korudunuz. Günden güne topraklarımız satılırken siz uyuyor muydunuz baba? Baba küçükken herkesin beni Aysegül diye çagırdıgını hatırlar gibiyim simdi neden bana Angel diyorlar, beni kulagıma Angel ismini ezanla sen mi söyledin? Bizim evin önünden tanklarla geçen Amerikan askerleri kim baba? Her gün bize hakaret ederek ve sizi her gördükleri yerde coplayarak demokrasi! mi getirdiler baba? Bize okulda demokrasinin tanımını daha farklı ögrettiler sanki.
Elime geçen gün bir kitap geçti baba, senin gençliginden kalan. Biz Ankara'ya tasınmamızdan önce memleketimizin ismi Gaziantep'mis ve 6317 sehit vererek 'Gazi' lik ünvanını kazanmıs. Neden simdi oraya kürdistan diyorlar baba. Baba hani sizlere Kürtlerle Türkler kardestir demisler, peki kardeslerim neden bizi öldürüp ülkemizde ayrı devlet kurdular. Baba o kitapta Atatürk diye birinden de bahsetmisti. O her kimse 1933'te Bursa'da bir nutuk vermis, ben simdi bile ne kastettigini anlayabiliyorken, sizin gençliginiz bu kadar mı cahildi de o uyarıları dikkate almadınız.
simdiki kürdistan topragında yer alan Süleymaniye'de askerimizin basına çuval geçirmisler ve sen o dönemde gençtin, hiç mi kanın donmadı baba. Neden hesap sormadınız bunları görmezden gelen yöneticilerinize?
O az önce bahsettigim Atatürk size bir hitabe yazmıs ve sizi hain yöneticilere ve tuzaklara karsı uyarmıs ve hitabenin sonunda da 'Muhtaç oldugun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.' demis. Baba kanınız o kadar bozuk mu ki ülkemizi bu hale getirenlerin yakasına yapısmadınız.
Baba Türkiyeli ne demek, biz Türk çocugu degil miyiz, soyumuz belli degil mi bizim, o kitapta okumustum 'Ne mutlu Türküm diyene' yazıyordu. Peki, baba ben neden mutlu degilim. Türküm demek suçsa ve kötü bir seyse siz eskiden neden söylerdiniz. Baba biz Kurtulus Savası denen bir sey yasamısız, kitaba göre dünyanın gördügü en sanlı savasmıs ve osavasta 4 milyon sehit vermisiz. Madem bu vatandan bu kadar kolay vazgeçecektiniz de neden o kadar sehit verdiniz. Hiç mi kitap okumadınız, hiç mi sizi uyaran olmadı, hiç mi göremediniz ülkemizin peskes çekildigini, eger farkında olduysanız ve duygusuzca evinizde oturduysanız sizin o hainlerden ne farkınız kaldı. Allah'ın huzuruna hangi yüzle çıkacaksınız baba. 'Vatan sevgisi imandandır' diye bir hadis varken hadi diyelim ki Türklügünüzden vazgeçtiniz bari islam'ın emrine uysaydınız. Senin eski cd'lerden dinledim baba, bizim de bir Istiklal Marsı'mız varmıs, o marsı yalnızca körü körüne ezberlediniz mi? Atalarımız sizi her fırsatta uyarmıs, demis ki 'Ey Türk titre ve kendine dön.'Baba ne zaman titreyeceksiniz, Ankara'yı da kaybettikten sonra mı? Bundan 13 yıl önce titremediyseniz eger artık hiç birsey titretemez sizi. Baba sen son bagımsız olan Türkiye Cumhuriyetini gördün. 'Ya devlet basa, ya kuzgun lese' diyebilecek bir Hasan Tahsin, bir sehit sahin, bir Sütçü imam yok muydu aranızda? Yazıklar olsun baba sizin gençliginize!
Bu günleri görecegime hiç dogmasaydım baba. Türklügünüzden utanmadınız hiç olmazsa insanlıgınızdan utansaydınız baba. Bu vatan göz göre göre altınızdan kayarken hiç olmazsa SEREFINIZLE ÖLEMEDINIZ MI?'
HER GÜNÜM CENAZE HER GÜNÜM SEHIT BUNLARIN SEBEBI BIR IT OGLU IT UYAN TÜRK EVLADI UYUMA UYAN OTUZ KUPONA ALINMADI BU VATAN PKK'YA KARSI BIR DAMLA BILE OLSA DÜSMANLIGIN VARSA BU MESAJI HERKSE ILET
Savas resmen baslamıs bulunmaktadır!!!hala bogazından coca-cola geçebiliyorsa hala mcdonald s ta hamburger yiyebiliyosan hala marlboro içiyosan!! LANET ET KENDINE!! Kökenin ne olursa olsun SEHITLERIMiZE üzülüyosan Amerika ya para verip pkk'ya silah yolllamalarına izin verme!! Toplu boykot hareketi zamanı hepimiz birlik olalım!!! eger biraz vatanını seviyosan sehitlerimiz için bunu herkese gönder!!! Not: Sevgili dostlar;bu yazıyı webde göördüm ve okudum,inanın çok etkilendim ve sizinle bu yazıyı paylaşmak istedim.Saygılarımla...Tunalım...Kaynak(http://blog.ekolay.net/m.ipek1986/Default.aspx)
24 Nisan 2009 01:14 | yorum ekleyin
SEVGİLİ DOSTLAR;Milli kimlik ve şuuruna sahip olamayan milletlerin yok olmaları, yahut başka milletlerin boyunduruğu altında yaşamaları kaçınılmazdır. Bu itibarla; çocuklarımıza ve gençlerimize herşeyden önce öz benliğimizi ve de kimliğimizi öğretmemiz; vatanını, bayrağını, sancağını, dinini ve devletini canından aziz bilen bir MüslümanTürk genci modeli yetiştirmemiz şarttır. Cumhuriyetimizin kurucusu bakın Türk milletine ne diyor;“Çocuklarımıza vereceğimiz öğrenimin sınırı ne olursa olsun onlara esas olarak şunları öğreteceğiz; Milletine, Türkiye Devleti’ne, TBMM’ne, düşman olanlarla mücadele; bu mücadelenin sebep ve vasıtaları ile donatılmayan bir millet için yaşama hakkı yoktur.” MUSTAFA KEMAL ATATÜRK.
1-Milli Egemenlik:
Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu milli egemenliktir; milletin kayıtsız şartsız egemenliğidir. Toplumda en yüksek hürriyetin, en yüksek eşitliğin ve adaletin sağlanması, istikrarı ve korunması ancak ve ancak tam ve kesin anlamıyla milli egemenliği sağlamış bulunmasıyla devamlılık kazanır. Bundan dolayı hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası milli egemenliktir. (1923)
2-Milli Bağımsızlık:
Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından mahrumiyeti demektir. (1921)
Türkiye devletinin bağımsızlığı mukaddestir. O ebediyen sağlanmış ve korunmuş olmalıdır. (1923)
3-Milli Birlik ve Beraberlik:
Millet ve biz yok, birlik halinde millet var. Biz ve millet ayrı ayrı şeyler değiliz. (1919)
Biz milli varlığın temelini, milli şuurda ve milli birlikte görmekteyiz. (1936)
Toplu bir milleti istila etmek, daima dağınık bir milleti istila etmek gibi kolay değildir. (1919)
4-Yurtta Sulh (Barış), Cihanda Sulh:
Yurtta sulh, cihanda sulh için çalışıyoruz. (1931)
Türkiye Cumhuriyeti’nin en esaslı prensiplerinden biri olan yurtta sulh, cihanda sulh gayesi, insaniyetin ve medeniyetin refah ve terakkisinde en esaslı amil olsa gerekir. (1919)
Sulh milletleri refah ve saadete eriştiren en iyi yoldur. (1938)
5-Çağdaşlaşma:
Milletimizi en kısa yoldan medeniyetin nimetlerine kavuşturmaya, mesut ve müreffeh kılmaya çalışacağız ve bunu yapmaya mecburuz. (1925)
Biz batı medeniyetini bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz. (1926)
6-Bilimsellik ve Akılcılık:
a) Bilimsellik: Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir. (1924) Türk milletinin yürümekte olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet bilimdir(Pozitif Bilim, Fen, Science) (1933)
b) Akılcılık: Bizim, akıl, mantık, zekâyla hareket etmek en belirgin özelliğimizdir. (1925) Bu dünyada her şey insan kafasından çıkar. (1926)
7-İnsan ve İnsanlık Sevgisi:
İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzülünecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegâne vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. (1931) ”Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız. ”M.Kemal Atatürk …..Tunalım…
REPUBLIC OF TURKEY integral PRINCIPLES friends; national identity and consciousness are not the nation can not have, or live under the yoke of other nations is inevitable. In this regard, our children and young people above all to teach our identity and our self-self; homeland, the flag, the flag, religion and the state can model the saints who knows a boy MüslümanTürk must educate them. Founder of the Republic of the Turkish nation to see what he says, “we give to our kids learning the limits of what they are, as a basis for them, you will teach; Nations, the Government of Turkey, TBMM’ne, those who oppose the fight and this fight and the reason the agency is not equipped for a nation the right to life is no . “MUSTAFA KEMAL ATATÜRK. Sincerely … Turkish Republic integral PRINCIPLES 1-National Sovereignty:
The structure of the new government of Turkey is the spirit of national sovereignty, the sovereignty of nation unconditionally. Freedom of the highest in society, ensuring the highest equality and justice, stability and protection only in full and final meaning of national sovereignty, have provided continuity to the wins. Hence the freedom, and equality, and justice is the mainstay of national sovereignty. (1923)
2-National Independence:
When it is in complete independence, of course, political, financial, economic, judicial, military, cultural, and so on every issue is full independence and complete freedom. This lack of independence in any say, the true meaning of the whole nation and country is the lack of independence. (1921)
Turkey is a sacred state of independence. He must be protected in perpetuity and the right. (1923)
3-National Union and the draw:
Nations, and we do not have unity in the nation. We and the nation are not separate things. (1919)
We are the foundations of the national assets, including one on the national consciousness and national. (1936)
Invading a nation to a collective, always sporadic to invade a nation is not easy. (1919)
4-at home, peace (Peace), Cihan the Magistrates:
At home, peace, work for peace in the world. (1931)
Republic of Turkey which is one of the most fundamental principle of peace at home, peace in the world-minded, and progressive insaniyet and prosperity of civilization is the most fundamental need amil. (1919)
Peace and prosperity of the nation is the best way to reach happiness. (1938)
5-Çağdaşlaşma:
Our nation from the shortest path to meet blessings of civilization, I will try to make happy and prosperous, and we are compelled to do so. (1925)
Let’s make a mimicry of Western civilization as we do not. We see him as well, to have found suitable to our own structure, level of civilization in the world are adopted. (1926)
6-Bilimsellik and rationalism:
a) Bilimsellik: everything for the world, for civilization, for life, for success is the true lodestar of science, is science. (1924) conducted by the Turkish nation is to progress and civilization in the way, holds the torch in his hand and head, is a positive science (Positive Science, Science, Science) (1933)
b) rationalism: us, the mind, logic, to act with intelligence is the most significant features. (1925) people in this world everything out in the head. (1926)
7-Man and Humanity Love:
I’ll be happy as people slaughter them to each other and extremely remote from humanity is a system üzülünecek. People will be happy only means, they are closer to each other, love each other by their mutual financial and emotional needs for the movement and energy is available. (1931)”We are not anyone’s enemy. The enemies are the enemies of humanity is alone. ”M. Kemal Atatürk
Tunalım...
22 Nisan 2009 03:51 | yorum ekleyin
Vote in local council elections in 2004 increase compared to yoğun Independent Turkey Party growing out of 4 new municipal elections to win. March 29 local elections as the organization of the weight given to certain pilot regions of the Independent Turkey Party (BTP) in 2004 in this place votes in local elections, compared to the very large increases caught. Istanbul's district is important to hasebiyle at a rate of 0:10 per cent vote in local elections Çatalca'da 2004 BTP areas, 4.4 percent rate in March 29 to 44 times the increase was voted by removing Çatalca'da. In 2004 the vote 1:53 Artvin Şavşat'ta rate increased 13 times by 19.9 per cent in the BTP interests, votes in Tunceli Şanlıurfa and 3 times 4 times increased. 17.6 percent voted in BTP'ye Çınar Kilis-center vote 27 times by increasing the ratio 3:04 from 9 per cent, in Kale District of Malatya to vote 10 times by increasing the rate of 1.86 '19 percent increase from the BTP Cinar district of Diyarbakir in the 250 floor votes at a rate of 17.6 percent by increasing support was needed. Trillion from the state financial support for the field you can see the party dissolved in the 29 March elections BTP, and the number of council votes and 4 had increased. Summer town of Konya, Manisa Bozköy town's Sancaklı, Aydın Yazıkent town's mayor and the town of Bursa Tahtaköprü took the Independent Party of Turkey. BTP hive second party With 10.3 percent voting rate of 44 times in a car Gaziantep, Elazığ with 61 floor votes Barrel 22 per cent rate increase vote BTP, Bol 3.9 percent of the vote by the county Göynük votes has increased 39 times. Agri-Center, Adana-Kozan, Bursa-Osmangazi, Trabzon-Şalpazarı, Isparta-Gelendost, Artvin-Hopa, Kocaali Sakarya, Siirt-Eruh and Erzurum-Turkey Party Independent vote in Oltu experienced large increases were balediyelerden. TURKEY'S FUTURE INDEPENDENT TURKISH PARTY''''is The elections ended in a row of negative economic data are explained. According to Turkey the last quarter of 2008 to figure TURKSTAT the economy shrinking 6.2 per cent was. Turkey Exporters Assembly (TIM) data, according to March 2009 exports of 127 million to $ 7 billion to decrease 34.92 percent fell. The export sectors of the automotive sector, the first locomotive 2009'un down 53.8 per cent in three months fell 3 billion 73 million dollars. Consumer confidence index fell by 9.1 percent in March, declined to 65.46 levels. No trust in the economy six to more than 100 consumers are revealed. Device companies stopped production in Brisa; Tofaş'da to a stop, then starts, stops again after a short time, there is a complete instability; Sifaş net, factory closed; Toyota gave Turkey vacation. İzmir Atatürk Organized Industrial Zone in February, closing only the number of factories increased to 32. Dismissal and the number is increased from 6 thousand to the dismissal of the plant increased 62'ye rate. The company declined 30.75 percent in the first quarter of 2009'un institutions, 16 per cent increase in the number of liquidation was. And dozens of discrepancies in official data negativity in the economy, while to describe the trend is bad, but I think this much is enough. Strange side of the business before the elections there was a bad table, but unfortunately, very few voters live in the economic evaluation was based on problems. Consequently, the power and the economic table of the Government party to be responsible for first-degree up to 40 per cent voted. Every time I would phrase, unfortunately, voters in Turkey are still available from the economy of power, politics is responsible for the concept, not understood. Our nation, this makes the economy will curse those who curse the curse that the game will still give the costs. We're always saying, when our nation will vote determines the way they live and the game uses real solution from the side, the country will be quite mileage. At least it will not create tables Garabet. Another important issue is the existing political system, the solution to the obstacle that will come to the fore ... Have no solution other than the ruling party and the IMF already mentioned the negative statements in the economy of the IMF imposed the condition that the policy behind the product. No power or is it the solution, the main opposition party in parliament and other solution do you have? They do not. Although the case will move into the media, which reflects the cockpit to the screen, people will get up to, we will sleep with them. This is the benefit of the state as not yet to this party will do. So that does not have any solution to this party any more than the opportunity presented itself to the nation is not a real solution, although this possibility is not to be abandoned to their fate. Nobody is a product of this political understanding of democracy tell, because no relevance. If all these constraints, decisions are not democratic and never Despite these negative political environment, one can increase the party vote, four-fold the number of municipalities to be able to really appreciate this is a great success. Place to specify it, I see the benefits, Independent Turkey Party (BTP) there is such a party. Rally expressed Onbinlerle do, even though the IMF is outside the solution, although one party, the solution revealed today by 52 countries, despite the reference, a frame color media, color press has not given a line. BTP Nevertheless, without a penny of state support of seven major sand dug by the example of sacrifice and difficulty adeta nail fight today was a great success. Entered with a municipal election, has won four municipalities. Votes has increased. Ocean is beyond the power of the wind was very comfortable with the BTP, but it was not the name of the BTP. Today, it gradually increased in steps of BTP is assured, but the nation with the wind ... Residential wind power in the ocean end of the transnational never been better, but in spite of everything from sitting to power the nation's wind has been enthroned, and every time is not never step back. Briefly stated, it BTP'dir future of Turkey.
BAĞIMSIZ TÜRKİYE PARTİSİ BÜYÜYOR
2004 yerel seçimlerine kıyasla yoğunlaşılan belediyelerdeki oylarını artıran Bağımsız Türkiye Partisi 4 yeni belediye kazanarak seçimlerden büyüyerek çıktı.
29 Mart yerel seçimlerinde teşkilatlar olarak ağırlığını belli pilot bölgelere veren Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) bu yerlerdeki oylarında 2004 yılında yapılan yerel seçimlere kıyasla çok büyük artışlar yakaladı. İstanbul'un ilçesi olması hasebiyle önemli olan Çatalca'da 2004 yerel seçimlerinde yüzde 0.10 oranında oy alan BTP, 29 martta bu oranı yüzde 4.4'e çıkararak Çatalca'da oylarını 44 kat artırmış oldu. Artvin Şavşat'ta 2004 yılında 1.53 olan oy oranını 13 kat yükselterek yüzde 19.9'a çıkaran BTP, Şanlıurfa'da 4 kat ve Tunceli'de oylarını 3 kat artırdı.
Çınar'da BTP'ye yüzde 17.6 oy
Kilis-Merkez'de oy oranını 27 kat artırarak 3.04'den yüzde 9'a, Malatya'nın Kale ilçesinde ise oy oranını 10 kat artırarak 1.86'dan yüzde 19'a yükselten BTP Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde oylarını 250 kat artırarak yüzde 17.6 oranında destek aldı. Devletten trilyonlarca maddi destek alan partilerde erimelerin görüldüğü 29 mart seçimlerinde BTP, hem oylarını artırdı hem de belediye sayısını 4'e çıkardı. Konya'nın Yazla beldesi, Manisa'nın Sancaklı Bozköy beldesi, Aydın'ın Yazıkent beldesi ve Bursa'nın Tahtaköprü beldelerinde belediye başkanlıklarını Bağımsız Türkiye Partisi aldı.
Kovancılar'da BTP ikinci parti
Gaziantep Araban'da yüzde 10.3 oy oranıyla 44 kat, Elazığ Kovancılar'da yüzde 22 oy oranıyla 61 kat oylarını artıran BTP, Bolu'nun Göynük ilçesinde ise yüzde 3.9 oy alarak oylarını 39 kat yükseltti. Ağrı-Merkez, Adana-Kozan, Bursa-Osmangazi, Trabzon-Şalpazarı, Isparta-Gelendost, Artvin-Hopa, Sakarya Kocaali, Siirt-Eruh ve Erzurum-Oltu'da Bağımsız Türkiye Partisi'nin oylarında büyük artışlar yaşanan balediyelerden oldu. ''TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ BAĞIMSIZ TÜRKİYE PARTİSİDİR'' Seçimler bitti olumsuz ekonomik veriler arka arkaya açıklanıyor.
TÜİK'in rakamlarına göre Türkiye ekonomisi 2008'in son çeyreğinde yüzde 6.2 daraldı.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, 2009 yılı Mart ayı ihracatı yüzde 34.92 düşüşle 7 milyar 127 milyon dolara düştü.
Lokomotif sektörlerden otomotiv sektörünün ihracatı 2009'un ilk üç ayında yüzde 53.8 azalarak 3 milyar 73 milyon dolara düştü.
Tüketici güven endeksi Mart ayında yüzde 9.1 düşerek, 65.46 seviyesine geriledi. 100'ün altı tüketicinin ekonomiye hiç güvenmediğini ortaya koyuyor.
Dev şirketlerden Brisa'da üretim durdu; Tofaş'da bir duruyor, sonra başlıyor, kısa bir zaman sonra tekrar duruyor, tam bir istikrarsızlık var; Sifaş tül, fabrikasını kapattı; Toyota Türkiye üretime ara verdi.
İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesinde sadece Şubat ayında kapanan fabrika sayısı 32'ye yükseldi. İşten çıkarılanların sayısı ise 6 bine yükseldi ve işten çıkarma yapan fabrikaların oranı yüzde 62'ye yükseldi.
Şirket kuruluşları 2009'un ilk çeyreğinde yüzde 30.75 azaldı, tasfiye olanların sayısı ise yüzde 16 arttı. Ve daha onlarca resmi veri ekonomideki olumsuzluğu tutarsızlığı, kötü gidişatı anlatmak için sıralanabilir, ama bu kadarı kafidir zannediyorum.
İşin garip tarafı bu kötü tablo seçim öncesi de vardı, ama maalesef çok az sayıda seçmen yaşadığı ekonomik sıkıntıları baz alarak değerlendirme yaptı. Neticede iktidarda bulunan ve bu ekonomik tablodan birinci dereceden sorumlu olan Hükümetin partisine yüzde 40'a varan oy verdi. Her zaman ifade ediyorum, maalesef Türkiye'deki seçmen hala ekonomiden mevcut iktidarın, siyasetin sorumlu olduğunu kavramış, anlamış değil.
Milletimiz, ekonomiyi bu hale getirenlere söver söver sonra gider yine o sövdüklerine oyunu verir. Her zaman söylüyoruz, milletimiz ne zaman yaşadıklarından yola çıkarak oy vereceğini belirler ve oyunu gerçekten çözümü olandan yana kullanırsa, ülkemiz oldukça yol kat edecektir. En azından böyle garabet tablolar oluşmayacaktır. Bir diğer önemli husus ise, mevcut siyasi sistemin, çözümü olanların ön plana çıkmasına engel teşkil etmesi...
İktidar partisinin IMF dışında hiçbir çözümü yok ve zaten ekonomide bahsettiğimiz olumsuz tablo işte bu peşinde koşulan IMF'nin empoze ettiği politikaların ürünü.
İktidarın çözümü yok da peki, ana muhalefet ve diğer meclis içi partilerin çözümü var mı? Onların da yok.
Durum böyle olmasına rağmen medya bunları gündeme taşır, bunların horoz dövüşlerini ekrana yansıtır, milletimiz bunlarla yatar bunlarla kalkar.
Bu da yetmiyormuş gibi devletin para yardımı da bu partilere yapılır.
Yani hiçbir çözümü olmayan bu partilere her türlü kendini millete takdim etme imkanı fazlasıyla verilirken, gerçek bir çözümü olduğu halde bu imkanları olmayanlar ise kendi kaderine terk edilir. Kimse bu siyasi anlayışın demokrasinin bir ürünü olduğunu söylemesin, çünkü alakası yok.
Eğer bütün bu kısıtlamalara, karartmalara ve asla demokratik olmayan bu olumsuz siyasi ortama rağmen, bir parti oylarını arttırabiliyor, belediye sayısını dörde katlayabiliyorsa bu gerçekten takdir edilmesi gereken büyük bir başarıdır.
Yeri gelmişken belirtmekte fayda görüyorum, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) işte böyle bir partidir. Onbinlerle ifade edilen mitingler yapmasına rağmen, IMF dışında çözümü olan tek parti olmasına rağmen, ortaya koyduğu çözüm bugün 52 ülke tarafından referans gösterilmesine rağmen, renkli medya bir kare, renkli basın ise bir satır yer vermemiştir.
Yine BTP, bir kuruş devlet desteği olmadan sevenlerinin büyük fedakârlıklarıyla adeta çiviyle kum kazar misali zorluklarla mücadele ederek bugün büyük bir başarı elde etmiştir.
Seçime bir belediyeyle girmiştir, dört belediye kazanarak çıkmıştır. Oylarını arttırmıştır. Okyanus ötelerinin rüzgarıyla BTP çok rahat iktidara gelirdi, ama onun adı BTP olmazdı. Bugün BTP emin adımlarla belki yavaş yavaş yükseliyor, ama tamamen milletin rüzgarıyla...
Okyanus ötesinin rüzgarıyla iktidara oturanların sonu asla hayırlı olmamıştır, ama her şeye rağmen milletin rüzgarıyla iktidara oturanlar her zaman baş tacı olmuştur ve asla geri adım atmamıştır.
Kısaca ifade etmek gerekirse, Türkiye'nin geleceği BTP'dir.
Tunalım...
17 Nisan 2009 04:49 | yorum ekleyin
|
|