blogum

AB ANAYASASI (!)

 

M.KEMAL ATATÜRK

M.KEMAL ATATÜRK
(Avrupa Birliğine girme hayalinde olanlara ithaf olunur )
             Sivil anayasa, çağdaş anayasa, falan filan derken yeni anayasanın temelleri hakkında ilk bilgiler Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek tarafından açıklandı. Herkes yeni anayasaya değişik tanımlar getirirken müsaadenizle bendeniz de bir tanımlama getireyim. Yeni anayasa; “AB anayasası” olacaktır. Bunu nereden mi çıkardım? Sayın Cemil Çiçeğin kamuoyuna yaptığı açıklamalarından

(!) Sayın Çiçeğin konuşmasından bir bölüm aktarayım; “Yeni anayasa rejim için bir tehlike arz etmeyecektir. Yönetim biçimimiz cumhuriyettir, milli marşımız istiklal marşımızdır. Bazı temel ilkelere asla dokunulmayacaktır. Ancak  yeni anayasa AB normlarına uygun bir anayasa olacaktır. Eğer Avrupa Biriliğine girmek istiyorsak, ki; mutlak hedeflerimiz arasındadır. O zaman yapılacak anayasa; Avrupa Birliğine uygun bir anayasa olacaktır. Kafanıza göre bir anayasa yapmanız mümkün değildir.”
Sayın Çiçek anlayana anlayacağı şekilde anlatmıştır. “Anayasa AB anayasası olacaktır.” Lafın tamamı kime söylenir?
Şimdi bu ifadelerden sonra siz olsanız yeni anayasaya ne ad verirdiniz..!


Zavallı vatandaşım, hacı efendiler, hoca efendiler, şeyh efendiler, hanım efendiler, beyefendiler; herkes kendince yeni anayasadan beklediklerini bekleye dursun, elinize geçecek sadece Hıristiyan batının normlarından müteşekkil, AB normlarına uygun, bir anayasa olacaktır. Yani yine onların(küresel güçlerin) merhametine kaldık. AB ve ABD  ne kadar  lütfederlerse o kadar hak(!) tabi ki adı da “tam demokrasi” olacak(!)

Şimdi yapılan anayasa hakkında bilgi almak isteyenlere tavsiyemiz; AB üye ülkelerinden birilerinin anayasasını alsınlar, okusunlar, anlamaya çalışsınlar. Genel mantık açıklanmıştır; “AB normlarına uygun bir anayasa”
AB de hak ve özgürlüklerin Türkiye’ye göre daha fazla olduğu yalanıyla aldatılan seçmen şimdi görecektir. Kime hak ve özgürlükler verilecektir? Çoğunluk, Müslüman Türk halkına mı? Azınlıklara mı?  

BOP la birlikte haritası, rejimi düşünce sistemi değiştirilmeyi bekleyen, 22 İslam ülkesi içerisinde adı geçen ve Ilımlı İslam projesiyle İslam’dan uzaklaştırılmaya çalışılan Türkiyede, Müslüman çoğunluk asla beklediği hak ve özgürlüklere kavuşamayacaktır. Bu işten en kârlı çıkacak azınlıklar ve Hıristiyan batı olacaktır. Lordlar kamarasında Ilımlı İslam projeleri çizilirken, zavallı saf Müslüman vatandaş kendi oylarıyla nelere vesile olduğunu çok geçmeden anlayacak ama iş işten çoktan geçmiş olacak. Telafisi mümkün olmayan “yola devam” projesinin genel koordinatları meydana çıkmıştır.
Ne yapalım sayın vatandaşlar, siz “yola devam dediniz” Hele biraz daha gidin! Yolun sonu nere varacak hep beraber göreceğiz!

Uğur kepekçi-Tunalım..

25 Eylül 2007 13:45 | yorum ekleyin

HACIM!…BİTTİMİ BÜTÜN SANCIN?…

Müslüman Türkün her şeyi güzeldir ve her şeyden güzeldir.
 


.Bilmem ki hatırlar mısın, uzun uzun konuşmuştuk.
Hem şahsi, hem ailevi hem de toplumsal olmak üzere dizi dizi dertlerin, alanlara sığmaz acıların, sicim gibi sancıların vardı ve bütün bu sancıların dinmesini sadece ve sadece bir adamın bir tepeye çıkış şartına bağlamıştın.
Hacım, şimdi dindi mi bütün sancın?
Kalp rahatsızlığından damar sertliğine, şeker hastalığından böbrek rahatsızlığına, kemik erimesinden görme–işitme kaybına kadar birkaç düzine hastalığın vardı, tüm geceler boyunca sancıdan kıvrandığını, o yüzden gecelerin haftalar kadar, hatta aylar kadar uzun olduğunu söylemiştin.
Beklediğin o adam, işaret ettiğin o tepeye çıktı, ya şimdi nasılsın?
Çocukların koca koca adam oldukları halde bir baltaya sap olamadıklarını, asla geçim–meçim derdine düşmediklerini, onların çocuklarına da kendi emekli maaşınızla baktığınızı, iş bulmak için hangi kapıyı çalmışsanız yüzünüze kapandığını nemli gözlerinizle anlatmıştınız da, onarlın yüzünden kendi dertlerinizi dahi unuttuğunuzu söylemiştiniz.
Hacım, dindi mi bütün sancın?
Evinizin sağ tarafındaki büyükçe tarlanın Fransızlar satıldığını, sol taraftaki birkaç dönümlük arsanın ise Yunanlılar tarafından alındığını, bölgenizde yüzlerce insana ekmek kapısı olan fabrikanın da özelleştirme kapsamında İngilizlere satıldığını ve kapısına kilit vurulduğunu yine yaşlı halinizle ve yaşlı gözlerinizle anlatmıştınız ve eklemiştiniz; o adam o tepeye çıkarsa bütün talanlar sona erecek. Şimdi nasılsın, sancıların dalga vuruşunda bir değişme var mı?
Bundan böyle o adam o tepede artık.
Her gün ülkenin dört bir yanına şehit tabutlarının gidişinden, her gün anaların, dul kalan genç eşlerin ve gözü yaşlı yetimlerin feryadından son derece rahatsız olduğunu, son zamanlarda bebek katilinin posterleri ile meydanlarda nümayişler yapılmasından ötürü adeta kahrolduğunuzu söylemiş ve de eklemiştiniz; o adam o tepeye çıkarsa bunlar da bitecek.
Bitti mi sancın hacım?
O adam o tepede şimdi, sen nerdesin ve sancılarından ne haber?
Yazan:Aziz Karaca….Tunalım..

16 Eylül 2007 16:59 | yorum ekleyin

BİLİMİN ÇÖZEMEDİĞİ 10 SIR..

 

 

Yüzyıllardır tartışılan 10 olgu var. Bunlara bilim yanıt bulamadı. İşte o sırlar;Amerikan LiveScience dergisi, bilim dünyasının açıklayamadığı 10 olguyu sıraladı.

1 - BEDEN / ZİHİN BAĞLANTISI : Bir efsaneye dönüşen ‘plasebo etkisi’ zihinle beden arasındaki muhteşem ilişkinin en basit kanıtı. Bu etki kendini şöyle gösteriyor: Sahte, yani aslında ilaç olmayan bir ilaç aldıklarından habersiz denekler, dertlerine derman olacak bir hap ya da şurup içtiklerini düşündüklerinden kendilerini daha iyi hissediyorlar. Üstelik etki kimi zaman bununla da kalmıyor, tıbbi belirtilerde de düzelme görülüyor. Plasebo deneklerine bakınca, insan ister istemez, zihin neye inanırsa bedeninin de onu yaşadığına hüküm getiriyor. Pek çok uzman, zihnin yardımıyla bedenin kendi kendini iyileştirebilme kabiliyetinin, modern tıbbın yaratabileceği bir ‘mucize’den kat be kat büyüleyici olduğuna inanıyor.

2 - HAYALETLER : Hayaletlerin varlığı hakkında ciddi bir kanıt olmamakla birlikte, onları gördüğünü, onlarla konuştuğunu, onların fotoğraflarını çektiğini ısrarla anlatan -içten ya da değil- şahitler, pek çok insan var. Ancak bilim henüz yanıtı bulamadı.

3-3 - DEJA VU : Fransızca bir kelime olan ‘déjà vu’, Türkçede ‘daha önce görülmüş’ anlamını taşıyor. Açıklamak istediği durum ise şu: Özel bir anı ya da birtakım koşulları, aynı şekilde daha önceden de yaşamış olduğunuzu hissetme hali. Herkesin hayatında bir ya da birkaç kez yaşadığı bu duygu, şaşırtıcı, anlaşılmaz, gizemli ve evet ürkütücüdür. Araştırmacılar ‘déjà vu’ ile ilgili bazı açıklamalar yapmaya çalışsalar da, bu tuhaf hissin nedeni, bir gizem olmayı sürdürüyor.

4 - TAOS UĞULTUSU : ABD’nin New Mexico eyaletinde bulunan küçük Taos kentini ziyaret eden bazı turistler ve vatandaşlar, yıllardır, çöl havasında gizemli, güçsüz, düşük frekansa sahip bir uğultu ve titreşim duyduklarını anlatıyorlar. Bu iddiada bulunanlar, Taos vatandaşlarının sadece yüzde ikisini oluşturuyor. Bazıları bunun çöldeki garip birtakım akustik sorunlarından kaynaklandığını düşünürken, bazıları da bir çeşit kitle histerisi ya da uğursuz bir sır olduğuna inanıyor. Duyulduğu iddia edilen sese ister vızıltı, ister uğultu, ister titreşim deyin; ister psikolojik, ister doğal, ister doğaüstü olduğuna inanın… Hakkında bilinen bir tek gerçek var: O da şimdiye kadar hiç kimsenin bu garip sesin kökenini ortaya çıkaramadığı.

5 - DUYU ÖTESİ ALGI : Hem Doğu, hem de Batı toplumlarında, bazı insanların bir çeşit psişik güçleri olduğuna inanılıyor. Bugüne dek psişik güçleri olduğunu iddia eden kişiler, araştırmacılar tarafından pek çok teste tabi tutuldu. Ancak elde edilen sonuçlar her seferinde ya olumsuz ya da muğlak ve şüpheliydi. Altıncı hissin gücüne inanan pek çok kişi, psişik güçlerin test edilemeyeceğini, çünkü bir nedenle kendilerine şüpheyle yaklaşanların ya da bilim adamlarının yanında azaldığını vurguluyor.

6 - ÖNSEZİ : Psikologlar bu durumu açıklarken insanların bilinçaltlarında, farkında olmadan çevremizdeki dünya hakkında bilgi topladığını vurguluyorlar. Bu şekilde biz aslında sadece ‘görünüşte bilmediğimiz’ bazı şeyleri biliyor ya da hissediyoruz. Ancak söz konusu bilgiler bilinçaltımızın derinliklerinde yaşadığı için, bunun nasıl olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Bu açıklama kimileri için tatmin edici olsa da pek çok araştırmacıya göre önsezi, kanıtlanması ve üstünde çalışılması zor bir konu.

7 - ÖLÜMDEN SONRA HAYAT : Hayatlarında bir kez ölüme yakın deneyim geçirmiş kişilerin bazıları, karanlık bir tünelde yol alıp, sonunda beyaz bir ışık huzmesine kavuştuklarına dair hikâyeler anlatır. Bunlar arasında sevdiklerinize kavuşmak, garip bir huzur hissetmek gibi daha renkli öyküler de mevcuttur. Bu deneyimler son derece etkileyici olmakla beraber, maalesef kimse ‘öbür taraf’tan elinde bir kanıtla ya da doğrulanabilir bir bilgiyle geri dönmeyi başaramadı. ‘Öbür dünya’ meselelerine kuşkuyla yaklaşanlar, söz konusu deneyimlerin travma geçirmiş bir beynin gördüğü halüsinasyonlar olduğunu vurguluyorlar. Tabii bu nedenle de son derece doğal ve açıklanabilir olduklarını… Ölüp de geri dönen olmadığına göre, bu konu gizemini koruyacak.

8 - UFO’LAR… : UFO deyince genelde insanların aklına uçan daireler, kısacası uzay gemileri gelse de UFO’nun açılımı ‘Tanımlanamayan Uçan Nesne’… Ve bu nedenle evet UFO diye bir şey var. Çünkü dünyanın her tarafında, gökyüzünde ne olduğunu tanımlayamadıkları birtakım objeleri gördüğünü söyleyen insanlar var. Ancak bu obje ve ışıklar, aslında uçak mıdır, meteor mudur yoksa gerçekten Marslıların son model uzay gemisi midirş Bu bir türlü açıklığa kavuşamıyor.

9 - ASLA BULUNAMAYAN KAYIPLAR : İnsanlar bazen kaybolur. Bazıları yaşadıkları hayattan kaçar, bazıları büyük çaplı ve cesetlerin tanınamadığı kazalarda yitip gider, bazıları cinayet kurbanı olur. Kayıplar ölü ya da diri bulunur. Ancak bazı insanlar vardır ki adeta buharlaşırlar. 1872′de Portekiz yakınlarında bulunan ‘hayalet gemi’ Marie Celeste’in mürettebatı, Amerikan işçi lideri Jimmy Hoffa bu şekilde kayıplara karışanlardan sadece bazıları.

10 - BÜYÜK AYAK : Bu gizem de Amerika’dan… Yeni Kıta’da yıllar boyunca, insana benzeyen, bol tüylü, son derece iri, ‘Büyük Ayak’ adlı bir yaratığı gördüğünü iddia eden sayısız insan ortaya çıktı. Tüm kıta çevresinde kaydedilen iddialar eğer doğruysa, aslında binlerce Büyük Ayak’ın yaşıyor olması gerekirdi. Ancak bugüne kadar bu korkunç yaratığa ait tek bir ceset bile bulunamadı. Ortada belirsiz fotoğraflar, video kayıtları ve tanıkların açıklamalarından başka bir şey yoktu. Görünen o ki, Büyük Ayak da, İskoçya’nın varlığı bir türlü kanıtlanamayan ünlü Loch Ness canavarı gibi gizemler dünyasındaki yerini koruyacak....Tunalım..

23 Ağustos 2007 09:59 | yorum ekleyin

NASIL BİR HOŞGÖRÜ?

 

Asrımızın bir çok hastalıkları arasında kavram kargaşası hastalığının önemli bir yer teşkil ettiğini belirtmiş, bu konuda da; “kavramlara yüklenen yanlış manalar” adı altında bir makale yazmış, şu tespitlerde bulunmuştuk;
“Ülkemizde oluşturulmaya çalışılan en büyük kargaşa nedir; diye sorulsa, hiç şüphesiz “kavram kargaşasıdır” derim. Çünkü gerek şahsi meselelerde ve gerekse toplum hayatını ilgilendiren en ciddi mevzularda, kavramlara yüklenen yanlış manalar, meseleyi asıl maksadının dışına çıkarmaktadır. Kavramlar gerçek anlamının dışında kullanılmaya başladığı zaman da, meseleler içinden çıkılmaz bir kargaşa ortamına dönüşmektedir.

İşte, milletin birliği ve devletin bütünlüğü için tehdit sayılabilecek unsurlar bu kavram kargaşasıyla toplum hayatına empoze edilmektedir. Meseleler doğru tespit ve teşhis edilmediği için, alınacak tedbir ve uygulanacak tedavi de maalesef cevap vermemektedir.
Özellikle son günlerde insanımızın en mukaddes değerleri etrafında estirilen fırtınalar, suni tartışmalar, kavram kargaşasının yol açtığı tehlikeli boyutları en bariz biçimde ortaya koymaktadır. Dinî ve millî konuların uluorta konuşulması ve "ağzı olan konuşuyor" kabilinden meselenin özüne vâkıf olmayanların en ciddi mevzuları bile tartışma zeminine sürüklemesi, işi farklı mecralara doğru saptırmaktadır. Ne yazık ki, bu konuda çok ciddi hataların sergilendiğini müşahede etmekteyiz.”

***

Kavramlar yerli yerince kullanılmadığı zaman;  her isteyen istediği gibi besledikleri niyetlerini kavramlara yüklüyor, neticede de onarılmaz yaralar açılmaktadır.
Kavram kargaşasına kurban giden, ya da kasıtlı olarak milletimize yutturulmaya çalışılan terimlerden biri de hoşgörüdür.
Hoşgörü; “Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans” manasında kullanılır.(TDK.Sözlük)

***
Burada dikkat edilirse müsamaha ve tolerans kavramı kullanılmaktadır. Yani belli bir konuda toleranslı müsamahalı(ölçülü) davranmaktan bahsedilmiştir. Demek ki hoşgörünün belli bir ölçüsünün olması şarttır. Çok önemli ve hassas olan hoşgörü mevzusunu  kişilerin eline bırakır, sınır ve ölçü tanımaz hale koyarsanız; nefsin oyuncağı ve çeşitli oyunların figüranı olur, hem kendinizi hem de toplumu yanlışa sürüklersiniz.

Hoşgörünün de belli bir sınırı, belli bir ölçüsü olmak zorundadır. Dinimiz İslam ifrat ve tefritten uzak, itidali seçmiştir. Yani orta yol. Ne ileri ne geri orta hal tercih edilmiştir. Mesela; Çocuğun bütün arzularını yerine getirmeye çalışırken yaptığı yanlışlara göz yummak, ya da her istediğini yerine getirmek için  eline aldığı bir ateşle evi barkı yakmasına müsaade etmek hoşgörü olmayacağı gibi, belli bir ölçü dahilinde davranıp, çocuğun ateşle oynamasına engel olmanız da aslında hoşgörüsüzlük değildir.

***
O zaman; dini, ahlaki, hukuki ve insani davranışlarda mutlaka bir sınır ve ölçü konmalıdır. Yapılan yanışların hoşgörü mantığı içerisinde bize sunulması milli ve dini bütünlüğümüzü ne hale getirdiğini söylemeye hacet yoktur sanırım.

Hoşgörü; ama nasıl ve ne kadar hoşgörü? Mutlaka belli bir ölçü dahilinde ve işin kimyasını bozmamak şartıyla oluşacak bir davranış biçimi olmalıdır. Hoşgörü  adı altında; belli kuralları bozacak davranışlar sergilemek asla hoşgörü kavramı içerisinde değerlendirilmemelidir. Yoksa; “ayıkla pirincin taşını” durumuna düşeriz.(!)

UĞUR KEPEKÇİ
TUNALIM....

10 Ağustos 2007 00:10 | yorum ekleyin

M.KEMAL ATATÜRK(sarı saçlım,mavi gözlüm)

ATATÜRKÜ ANLATMAYA ZATEN GEREK YOK ONU TÜM CİHAN TANIYOR

  • Aristide Briand
    Fransız Başbakanı, 1921

    Yeni Türk Devleti ile Ankara Andlaşması’nın imzalanması nedeniyle; “Bizi arkadan vurdu, dağ başındaki haydutlarla, Mustafa Kemallerle anlaştı” diyenlere Fransız Başbakanının Mecliste verdiği cevap: “Dağ başındaki haydutlar diye isimlendirdiğiniz kahraman Mustafa Kemal ve O’nun tüm askerleri burada olsalardı, teker teker hepsinin heykellerini dikerdik. Böylesine kahraman bir andlaşma imzalamaktan gurur duyuyorum.”
  •  Vladimir İliç Lenin
    Rus İhtilali Lideri, 1921

    Mustafa Kemal sosyalist değildi. Fakat görülüyor ki iyi bir teşkilatçı, yüksek anlayışlı, ilerici, iyi düşünceli ve akıllı bir önderdir. O, soygunculara karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. Emperyalistlerin gururunu kıracağına ve Sultanı da yaranıyla birlikte alt edeceğine inanıyorum.
  • David Lloyd George
    İngiltere Başbakanı, 1922

    1922′de Türk ordularının zaferi neticesi Anadolu’daki emelleri gerçekleşmeyen İngiltere’nin Türk düşmanı olarak bilinen Başbakanı Lloyd George, Parlamento’da kendisine yöneltilen suçlama ve tenkitleri şöyle cevaplandırmıştır: “Arkadaşlar, yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki o büyük dahi çağımızda Türk Milleti’ne nasip oldu. Mustafa Kemâl’in dehasına karşı elden ne gelirdi.”
  • Ernest Hemingway
    Amerikalı Romancı, Yazar, 1922

    Marmara kıyısındaki sıcak, toz toprak içinde, eciş bücüş yollu ikinci sınıf kıyı kasabası Mudanya’da, Batı ile Doğu karşı karşıya geldiler. İsmet Paşa’yla görüşecek Müttefik generallerini taşıyan İngiliz sancak gemisi “Iron Duke”ın kül rengi öldürücü kulelerine rağmen, Batılılar buraya barış dilenmeye geliyordu; yoksa barış istemeye, ya da şartlarını dikte ettirmeye değil… Bu görüşmeler, Avrupa’nın Asya üzerindeki egemenliğinin sonunu gösteriyor. Çünkü Mustafa Kemal, herkesin bildiği gibi, Yunanlıları silip süpürmüştü.

  • Sir Charles Townshend
    İngiliz Generali, 1922

    Ben şimdiye kadar on beş hükümdar ve cumhurbaşkanı ile özel ve resmi konuşmalar yaptım. Bu geceki kadar ezildiğimi hatırlamıyorum. Mustafa Kemal’de büyük bir ruh kudretinin esrarı var.
  • Claude Farrere
    Fransız Romancı ve Diplomat, 1930

    Sevr’den sonra Türkiye’nin öldüğünü sanmıştım. Ama Türkiye yaşıyor; hem, Mustafa Kemal başına geçeli beri öylesine canlı yaşıyor ki; bir L’loyd George’un bütün çabaları, bütün imkânları, sağduyuya meydan okuyan bu şiddetli yaşama isteğinin karşısında erimekten başka bir şey yapamıyor…
  • Claude Farrere
    Fransız Romancı ve Diplomat

    Eğer savaşı kazanmış ve daha da kazanacaksa, O, barışı da yapacaktır. Sözüme inanın ve sizlere önceden haber vereyim ki, O bunu iyi yapacak, herkesin düşündüğünden daha eksiksiz ve şimdiye kadar kimsenin ulaşamadığı bir başarı ile yapacak.
  • Edouard Herriot
    Fransa Eski Başbakanı, 1933

    Paşa, size nasıl hayran olmayayım? Ben Fransa’da laik bir hükümet kurmuştum. Bu hükümeti Papa’nın Paris’teki temsilcisinin yardımı ile papazlar devirdi. Sizse bir Halifeyi kovdunuz ve gerçek anlamıyla laik bir devlet kurdunuz. Siz, bu taassup içinde laikliği bu topluma nasıl kabul ettirdiniz? Dehanızın büyük eseri laik bir Türkiye yaratmak olmuştur.
  • Eleftherios Venizelos
    Yunanistan Başbakanı, 1933

    Bir ulusun hayatında bu kadar az sürede bu denli kökten değişiklik pek seyrek gerçekleşir… Bu olağanüstü işleri yapanlar, hiç kuşkusuz kelimenin tam anlamıyla büyük adam niteliğine hak kazanmışlardır. Ve bundan dolayı Türkiye övünebilir.
  • Franklin Roosevelt
    ABD Başkanı, 1937

    Mustafa Kemal hakkındaki bilgiyi, O’nu çok iyi tanıyan birisinden edindim. SSCB’nin Dışişleri Bakanı Litvinof’la görüşürken, onun fikrince bütün Avrupa’nın en değerli ve ilgi çekici devlet adamının bugün Avrupa’da yaşamadığını, Boğazların gerisinde, Ankara’da yaşadığını, bunun Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olduğunu söyledi.
  • Franklin Roosevelt
    ABD Başkanı, 1938

    Beyaz Saray’daki görevim tamamlanınca ilk yapmak istediğim şey, zamanımızın bu en dikkate değer şahsiyetini ülkesinde ziyaret etmekti. Kader buna izin vermedi… Bu çapta insanlar dünyaya sık gelmezler.
  • Winston Churchill
    İngiltere Başbakanı, 1938

    Savaşta Türkiye’yi kurtaran, savaştan sonra da Türk Ulusu’nu yeniden dirilten Atatürk’ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de en büyük kayıptır. Her sınıf halkın O’nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahramana ve modern Türkiye’nin Ata’sına layık bir tezahürden başka birşey değildir.
  • W. Somerset Maugham
    İngiliz Romancı, Yazar, 1953

    Bir insanın değerinin en belirli ölçüsü kendi alanındaki üstünlüğünü dostuna düşmanına kabul ettirebilmesindedir. İşte Atatürk bu yüceliğe ermiş dâhilerden biridir. Bir ihtilâlci olarak modern Türkiye’yi yaratmış, davasında muzaffer olmuş ve yüzyılımızın büyük devlet adamları arasına katılmıştır.
  • Dwight D. Eisenhower
    ABD Başkanı, 1953

    Kemal Atatürk için daimi bir anıt tesisi münasebetiyle Türkiye’ye tebriklerimi arz ile gurur duyuyorum. O’nun gösterdiği yolda yürüyen büyük ulusunuz çok önemli başarılar elde etmiştir. Türk birliğinin ve ilerleyişinin mimarı Atatürk’ün hatırasını anmak için yapılan tören, dünyanın her tarafından hür insanlara ilham kaynağı olmuş zâtâ çok yerinde bir saygıdır.
  • Muhammed Ali Cinnah
    Pakistan’ın Kurucusu, 1954

    O, Türkiye’yi kurmakla bütün dünya uluslarına Müslümanların seslerini duyuracak kudrette olduğunu ispat etti. Kemal Atatürk’ün ölümüyle Müslüman dünyası en büyük kahramanını kaybetmiştir. Atatürk gibi önder önlerinde bir ilham kaynağı olarak dikildiği halde Hint Müslümanları bugünkü durumlarına hala razı olacaklar mı?
  • İkbal
    Pakistan Millî Şairi, 1958

    Bizim aslımız rengi uçmuş bir kıvılcım iken O’nun bakışıyla cihanı kaplayan ve aydınlatan bir güneş haline geldik.
  • Lord Kinross
    İngiliz Devlet Adamı, 1960

    Atatürk, tarih boyunca gelip geçmiş en büyük devlet adamlarından biridir. Hiç bir zaman yaşadığı zamanın üzerinde durmamış, ileriyi görerek ona göre iş yapmıştır. Atatürk’ü Mussolini ve Hitler gibi yöneticilerden ayıran nokta işte bu niteliktir. Onlar her yaptıklannda kendilerini düşünerek hareket ediyorlardı. Atatürk, kendisinden ötesini, 20-30 yıl ilerisini görerek hareket ederdi.
  • Muhammed Eyüp Han
    Pakistan Devlet Başkanı, 1963

    Kemal Atatürk yalnız bu yüzyılın en büyük liderlerinden biri değildir. biz Pakistan’da O’nu, gelmiş geçmiş bütün çağların en büyük adamlarından biri olarak görüyoruz. O, yalnız sizin ulusunuzun sevgili önderi değildir. Dünyadaki bütün Müslümanlar gözlerini sevgi ve hayranlık duygularıyla O’na çevirnişlerdir.
     
  • Nikita S. Kruşçev
    Sovyetler Birliği Başkanı, 1963

    Yakın ve Orta Doğu’da ilk cumhuriyet, doğuşunu O’na borçludur. Bu cumhuriyet, birçok ulusun milli özgürlük savaşalarına ışık tutmuştur. Atatürk’ün yönetimindeki Türkiye’nin uluslararası otoritesi yükselmiş ve ülkesi dünya siyasetinde önemli bir rol oynamaya başlamıştır.
     
  • John F. Kennedy
    ABD Başkanı, 1963

    Atatürk adı insana bu yüzyılın büyük insalarından birinin tarihi başarılarını, Türk ulusuna ilham veren önderliğini, modern dünyayı anlayışındaki ileri görüşlülüğü ve bir askeri önder olarak kudret ve cesaretini hatırlatmaktadır. Şüphesiz ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşu ve o zamandan beri Atatürk’ün ve Türkiye’nin giriştiği derin ve geniş devrimler kadar bir ulusun kendisine olan güvenini daha başarı ile belirten bir başka örnek gösterilemez.
     
  • Jawaharlal Nehru
    Hindistan Başkanı, 1963

    Kemal Atatürk veya bizim O’nu o zamanlar tanıdığımız ismiyle Kemal Paşa, gençlik günlerimde benim kahramanımdı. Büyük devrimlerini okuduğum zaman çok duygulandım. Türkiye’yi modernleştirme yolunda Atatürk’ün giriştiği genel çabayı büyük bir takdirle karşıladım. O’nun dinamizmi, yılmaz ve yorulmak bilmezliği insanda büyük bir etki yaratıyor. O, Doğu’da modern çağın yapıcılarından biridir. O’nun en büyük hayranları arasında bulunmakta devam ediyor.
  • Ludwig Erhard
    Batı Almanya Başkanı, 1963

    Bütün dünya 10 Kasım’da, biz Almanların da dostluk ve saygı ile bağlı olduğumuz bir insanın hayatını ve eserlerini takdirle anmaktadır. Atatürk, daima Türkiye ile Avrupa arasında sık bağlar kurmaya çalışmıştır.
     
  • Joseph Luns
    Hollanda Dışişleri Bakanı, 1963

    Çağımızda; uzak görüşlü, cesur, siyasi ve ekonomik reformlarla Türkiye’yi bugünkü modern cumhuriyet durumuna getiren Atatürk’tür. Aynı zamanda bugün Türkiye’nin Avrupa Ortak Pazarı’na girebilecek güce erişmesini sağlayan modern ekonominin temelini hazırlayan da yine O’dur.
  • General Douglas Mac Arthur
    ABD Uzak Doğu Kuvvetleri Başkomutanı, 1963

    A sker-devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biri idi. Kendisi, Türkiye’nin en ileri memleketler arasında hakettiği yeri almasını sağlamıştır. Yine O, Türklere, bir milletin büyüklüğünün temel taşını oluşturan, kendine güvenme ve dayanma duygusunu vermiştir. Ben Atatürk’ün sadık arkadaşlarından biri olmakla büyük övünç duyuyorum.
  • Kurt Georg Kiesinger
    Federal Almanya Başbakanı, 1968

    Ben Türk - Alman dostluğunu yakından tanıyan bir neslin çocuğuyum. Küçük yaşımda bir adamın kahramanlıklarını, yaptığı hizmetleri, ülkesi için giriştiği özverileri gördüm. Bu adam Mustafa Kemal’di. Bugün daha iyi kavrıyorum ki, o insan büyük bir devlet adamıydı. Büyüktü, çünki, ölçüyü korumasını her zaman bildi ve eserini tehlikeye sokacak sınırları aşamadı. Yürekliliğin ve kendi yürekliliğinin sınırlarını da çizebilecek kadar anlayışlıydı.

          made by Ofergulmade by Ofergulmade by Ofergulmade by Ofergulmade by Ofergulmade by Ofergulmade by Ofergul

19 Ocak 2007 18:32 | yorum ekleyin


< Geri     1 2 3 4 5 6 7 8 9     İleri >

son yorum alan yazılarım

-

reklamlar

blog etiketlerim

ark siteler:  nedir ne demek,  türkçe dil araçları

biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 16.1.109