blogum

21 ASRA MÜHRÜNÜ TÜRKLER VURACAK EMİN OLUN!...

                                             Türkçüler başaracak emin olun!

Batı’nın 20’nci yüzyıl başındaki en büyük korkusu “Turan” idi. Öyle ki İngiliz gizli servisi, uzmanlarını göndererek, bütün Türk Dünyası’nda araştırma yaptırmış ve bir rapor hazırlatmıştı. Bu rapor, gizliliği kalktıktan sonra Erdoğan Aslıyüce’nin yönettiği Yesevi Yayıncılık tarafından yayınlanmıştır.
Rapor, Türkler arasında bir Turan devleti kurulamayacağı görüşü ile son buluyordu. Nitekim Birinci Dünya Savaşı’nda Enver Paşa ve Rus devrimi sırasında Sultangaliyev bunu başaramadı.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman gizli servisleri, gözlerini diktikleri Orta Asya enerji kaynaklarına ulaşmak için Turancılığı kullanmayı plânladı. Bu amaçla ağırlığını Kırım Türkleri’nin oluşturduğu bir Turan Ordusu Başkomutanlığı kurmak ve başına Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Kıllıgil Paşa’yı geçirmek istedi. Nuri Paşa, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün bilgisi dahilinde Almanya’ya gitti. Önerilen görevi kabul etmek için Almanya’nın Türk halklarının bağımsızlığının tanıyacağını ilân etmesini istedi. Almanlar buna yanaşmayınca Türkiye’ye geri döndü.
Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ise İnönü’nün bilgisi dahilinde, Türkleri ayaklandırmak için Rusya’ya, zeplinle Türk casusları gönderdi. Hepsi yakalandı ve kurşuna dizildi.
Savaştan sonra Stalin, Kars ve Ardahan ile Boğazlar’da üs talebini Gürcistan ve Rus basını üzerinden dile getirince, Türkiye, petrol bekçiliği görevi ile Amerika’ya yanaştı. Oysa Yalta’da dünya paylaşılmış, Türkiye zaten Amerikan etki alanına bırakılmıştı. Belki de Stalin, Türkiye’yi Amerika’ya itmek için bu taleplerin seslendirilmesini istemişti.
Nihal Atsız’ın temsil ettiği Türkçüler ve Turancılar ise o dönemde küçük bir dergi çevresinde toplanmıştı. Almanya ile hiçbir ilgileri yoktu. Almanya ile birlikte hareket eden, doğrudan Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve ekibi idi!
Fakat Stalin’in talepleri hepsini öyle korkutmuştu ki, Türkçüleri tabutluklara doldurdular! İşkenceden geçirdiler. Sonunda hepsi beraat etti.

Bugün, Turan’dan bahseden pek kalmadı. Siyasal milliyetçilerin genel başkanı, milliyeti sadece vatandaşlığa indirgedikten sonra Turancılık yapacak değildi. İngiliz Lordlar Kamarası’nda ise Turancılık yapılmaz!
Fakat tabiat boşluk kaldırmayacağı için 10 yıldır emperyalizme karşı bir dip dalgası şeklinde “ulusalcılık” diye bir akım gelişti. İçeriden ve dışarıdan istihbarat operasyonları ile bu fikir hareketini ele geçirmek mümkün olmayınca, geçmişte Turancılara yapıldığı gibi karalama ve suçla özdeşleştirme yoluna gidildi.
Öyle ki ne kadar milli kavram varsa bu operasyonla birlikte kirletildi!
Artık herkes biliyor ki operasyonun düğmesine 5 Kasım 2007 günü yapılan Bush-Erdoğan görüşmesinde basılmıştır.
Demek ki, Batı için en tehlikeli grup dün Turancılar ise bugün Ulusalcılardır!
Lafı dolandırmaya gerek yok. Ulusalcılık milliyetçiliktir, Türkçülüktür. Bazı solcular, ulusalcılığı da Anadoluculuk gibi sınırlandırmak istiyorlar ama bunlara hiçbir solcu inanmasın. Attilâ İlhan, bütün Türk Dünyası’nı esas alıyordu. Bu yetmez mi?

* * *

Dinciler maalesef ABD’ye ve Haçlı politikalarına esir olmuştur ama belki bir şokla uyanabilirler!
“Küreselleşme” ye sığınan yeni emperyalizm karşısında bütün dünyada tek alternatif milliyetçiliktir. Zaten onun için “Hayatta yegane fahri servetim Türk olarak dünyaya gelmiş olmamdır” diyen tarihin en büyük Türkçüsü Bozkurt Atatürk’e ve eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’ne saldırıyorlar!
Biliyorlar ki, milletin direncini hâlâ Atatürk’ün manevi şahsiyeti ve özellikle Türkçülüğü ayakta tutuyor.
O, ne yapacağını bilen bir adam olduğu için başardı.
Ne yapacağımızı bilirsek biz de başarırız, emin olun!
O halde, Atsız’ın dediği gibi; “Selâm yarına!”

Arslan Bulut---TUNALIM...

"Gönlündeki yaraların kanını dindir/

 Yüzde yüz Türk olduğun gün cihan senindir."

10 Ocak 2009 06:25 | yorum ekleyin

İSRAİL'DEN İSLAM DÜNYASINA TEŞEKKÜR

 

 





























 





TUNALIM...

07 Ocak 2009 04:28 | yorum ekleyin

ABD IRAK İŞGALİNE DESTEK VERENLER İSRAİL'E DE

 

 Bunların hayallerine gizli ve açık destek olanları tarih bir gün mutlaka yargılayacaktır.Hele uluslararası savaş kurallarını hiçten sayıp,çocukları ve kadınları kadlederek insanlığa zulmedenlerin sonu  abad olmayacaktır.Çünkü ''Zulümle abad olanın sonu acad(hüsran)olur.''Tarih bunun ibret verici örnekleriyle doludur.

ABD, Irak’ı işgal etmekte tereddüt yaşamıştı.
Nereden mi biliyoruz bu tereddüdü yaşadığını?
Bizzat dönemin ABD Savunma Bakanı Yardımcısı Paul Wolfowitz itiraf etmişti.
ABD Savunma Bakan yardımcısı Paul Wolfowitz, :
Irak işgalinden üç ay önce Türkiye’ye yaptığı bir ziyaret esnasında “Biz ırak’a müdahale konusunda tereddüt ediyorduk, Türkiye bize cesaret vermiştir” demişti.
ABD devam eden Irak işgaline malumunuz olduğu üzere 2003 yılında başlamıştı.
Türkiye’ye Amerikalı yetkililerin biri gidip biri geliyordu o dönemde.
Kapalı kapılar ardında saatler süren gizli toplantılar yapılıyor ve konuşulanlar milletten ısrarla saklanıyordu.
İşte bu sürecin sonunda ABD kanlı Irak işgaline başladı.
Irak’ı işgal edecek cesareti bu görüşmeler sonucunda Türkiye’den bulmuştu ABD.
Türkiye’yi yöneten hükümetten cesaret alınmıştı.
‘Cesur olun biz sizin arkanızdayız’,
‘Sizinle bu konuda eş başkanlık yapmaya bile hazırız’ demişti hükümet yetkilileri Amerikalılara.
Hatta Irak işgalinin resmi adı olan BOP projesinde, “Diyarbakır bu projede bir yıldız olabilir” diye açık çek bile verilmişti hatırlarsanız.
Şimdi durduk yere çoktan unutulmuş bu meseleyi neden gündem ediyorum diye düşünüyor olabilirsiniz.
İsrail günlerdir Gazze’ye bomba yağdırıyor.
Binlerce ton bomba yağmur gibi yağıyor Filistinli Müslümanların üzerine.
Ölenler 400’e, yaralılar 2000’e yaklaşmış durumda.
Bu saldırıdan önce Türkiye’ye gelen İsrail Başbakan’ı Ehud Olmert üst düzey Türk siyasilerle tam beş saat süren görüşmede bulunmuştu.
İster istemez ABD’ye Irak’ı işgal etmek için cesaret veren malum siyasiler, İsrail’e de Filistin’İ vuracak, Gazze’ye bomba yağdıracak cesareti vermiş olabilirler mi diye bir şüphe oluştu bende.
Aklımdan bu şüpheleri kovmaya çalıştımsa da düşündükçe daha da dallanıp büyüdü bu şüpheler.
Conilerin Irak’ta yaptıklarına göz yuman ve onları lojistik olarak destekleyen ve hatta “kahraman(!) Amerikan askerlerinin sağ salim ülkelerine dönmeleri için dua ediyorum” diyebilecek kadar ileri giden siyasiler neden İsrail’e de aynı desteği vermesinler?
Verebilirler ve sonuca bakılırsa da çoktan verdiler…
ABD’ye Irak’ta sağladıkları destekten daha büyük bir destek olmaz bence bu cesareti İsrail’e verdilerse…
Ne konuşulduğunu bilmediğimiz beş saat süren görüşmede siyasiler gerçekten İsrail’le neyin pazarlığını yaptılar tam olarak bilemiyoruz ama gerçek olan bir şey var ki, Türkiye üstüne düşeni tam olarak yapsaydı ne Irak’taki zulüm devam edebilirdi ne de İsrail bu derece canavarca katliamlarını yıllardan bu yana sürdürebilirdi.
www.yenimesaj.com.tr ..... TUNALIM

06 Ocak 2009 22:44 | yorum ekleyin

MİLLETİMİZİN''OYUNU BOZMA''ŞANSI VARDIR...

"Gönlündeki yaraların kanını dindir/

 Yüzde yüz Türk olduğun gün cihan senindir."

Önümüzdeki yerel seçimlerde hem AKP hükümetine, hem de bugüne kadar birçok defa işbaşına gelmelerine rağmen devlet ve millet hayrına elle tutulur bir iş görmeyen muhalefet partilerine, milletimizin ders vermesi gerekiyor.
Cümlesinin ortak katkılarıyla devlet bu halde…
Hazine borç batağında… Dış ticaret açığı ve cari açık almış başını gitmiş…
Millet işsiz… Tüketim sıfırlanmış… Piyasada yaprak kımıldamıyor.
Tarımda, sanayide üretim ve imalat bitmiş… Fasonculuk devri bile kapanmış.
Ankara’dakiler, bakalım bu gidişat nerede patlayacak diye bekler vaziyette! AKP hükümetinin, devlet ve millet hayrına yapabilecek bir şeyi olmadığı da ortada.
Devlet ve milleti bu derece vahim vaziyete sürükleyen iktidar ve muhalefet partilerine, şayet halk ders vermez ise… Partiler de, hiç birşey yapmasak da yine milletten oy alırız diye hesap yapıyor iseler; Türkiye’nin beli bir daha doğrulmaz. Kırk yıl da geçse milletimizin yüzü gülmez!
Seçim üzeri vatandaşa, iki çuval kömür dağıtırız... İki paket makarna veririz; oylarını alırız, koltukları kaparız diye hesap edenler seçim sonrasında 4 yıl-5 yıl zarfında hergün bayram yapar. Koltuğa ilişenlerin yüzü güler. İstedikleri kişileri milletin başına konuşlandıran yerli ve yabancı lobilere her gün bayram olur… İki paket makarnaya tav olursa vatandaş; gelecek seçime kadar tonlarca buğdayını kaybeder, hasatını kaybeder, toprağını kaybeder, işini kaybeder.
İki çuval kömüre tav olursa vatandaş; gelecek seçime kadar madenlerini, sermayesini, kaynaklarını, işletmelerini ecnebiye kaptırır… Ellerini ovuşturur.
Bu seçimde Türk milleti bu oyunu bozmak durumundadır. Halkımız, devlet ve millet hayrına projesi ve programı olana destek vermelidir.
Bu bağlamda görünen şu ki, projesi ve programı var olan tek parti BTP’dir. Şayet milletimiz oyunu bozacak ise BTP’ye tam destek vererek bozacaktır… BTP’den gayrısına destek vermek, olsa olsa demokratik oyunun bir parçası olmaktır.
Demokrasi adına yüce milletimize oynanan bu oyun, yine demokratik teamüllerle bozulmalıdır ki, onun yeri ve vakti de önümüzdeki yerel seçimdir.
Türkiye’nin sürüklendiği vaziyete bakılırsa; artık bu bir lüks değildir, zarurettir… Çünkü bıçak kemiğe dayanmıştır.
AKP hükümeti, öncekiler gibi, bugüne kadarki icraatlarıyla ecnebiyi sevindirmiştir. Azınlıkları sevindirmiştir. Ermenileri, hepimiz Ermeni’yiz diyenleri sevindirmiştir.
AB ve IMF şeflerini sevindirmiştir. İşgalci ve BOP’çu Amerikan stratejik ortaklarını sevindirmiştir.
Apo’yu sevindirmiştir… Hatta sevincini sürekli kılmak için çabalamaktadır. Apo, içte ve dıştaki sözcüleriyle voleybol sahası istemekte, takım kurup oyun oynayacağı kodes arkadaşı talep etmektedir… AKP hükümeti, bu hazırlıkların telaşı içindedir.
AKP, tefecileri, rantiyeyi ve birkaç yandaşını sevindirmiştir… vs… Ama bu kadar!
Geriye kalan milyonlar sevinememiştir.
70 milyonluk halkımızın vaziyeti vahimdir. Milletimizin vaziyeti haraptır, bitâptır. Milletimiz, işsizdir, aşsızdır, başsızdır.
Irak halkının vaziyeti vahimdir. Filistinlinin vaziyeti vahimdir. Balkanlardaki kardeşlerimizin vaziyeti iç açıcı değildir.
Bu vahim vaziyetlerden AKP hükümeti başta olmak üzere tüm etki ve yetki sahipleri mesuldür.
Türk milleti, önümüzdeki seçimde bu faturayı ilgililerin önüne koymak durumundadır… Millet olarak bütün bunların faturasını önlerine koymazsak; korkarım sonrasında, ülkemiz ve bölgemiz namına daha büyük faturalar, daha ağır şartlar ve daha ağır işler önümüze gelecektir. Tam bu noktada bugün Türk milletinin, BTP diye bir şansı vardır; bu şansını heba etmemelidir.

M.Emin Koç--TUNALIM...

05 Ocak 2009 22:32 | yorum ekleyin

ASRIN SOYKIRIMINI DÜŞÜNÜN...

 

        Devletler, siyasi menfaatler uğruna İsrail ve onun destekçisi ABD yi büyüttüler ve dünyanın başına bela ettiler. Baş belası zalimler de canlarının istediği zaman istedikleri yeri işgal etmekte, istediği yeri kana bulamakta, istediği zaman soykırım yapabilmektedirler. İsrail bir yerde son asrın soykırımını gerçekleştirirken aynı zamanda da ABD nin tetikçiliğini yapmaktadır.
Çünkü; ABD bırakın İsrail’in soykırımını kınamayı, destek bile çıkmaktadır. ABD den gelen resmi açıklamaya bakınız. neymiş efendim; “Filistin halkının geleceğinde rol oynamak istiyorsa Hamas terörist faaliyetlerini bitirmeli” imiş…
Kadın erkek, genç ihtiyar ve kundaktaki bebekleri bile acımadan katleden İsrail’in, yaptığı soykırım ile ilgili, Başbakan Olmert de yaptığı açıklamada; ''Filistin halkıyla değil Hamas ile savaşıyoruz'' ifadesini kullanarak hayasızlıklarına hayasızlık, zalimliklerine zalimlik katmaya devam etmektedir.

Zalimler zalimliklerini her fırsatta yapacaktır, önemli olan mazlumların, haklıların, Hakk’ı savunanların özelikle de Müslüman’ın duracağı saftır. Sergileyeceği duruştur, tavırdır. Eğer bir avuç zalimin karşısında insanlıktan nasibi olanlar birlik olsalardı, yaşadığımız dünya bugün bu halde olmazdı. Sadece zalimler değil, zalimin zulmü karşısında suskunluk sergileyenler de er ve geç cezalarını ödeyeceklerdir. İlahi adalet elbet bir gün tecelli edecektir…

Hak dinden sapan, Allah’ın laneti ile lanetlenen Yahudi ve Hıristiyanların insanlığa dost olması asla mümkün değildir. Onlar fırsat bulduğu her an insanlığı katletmek için hesaptadırlar, tuzaktadırlar…
Yüce Kitabımız Kur’an bizleri onlara karşı çok net bir şekilde uyarmasına rağmen hoşgörü ve diyalog adına Allah’ın ayetleri ile oynanarak, dost olmaları imkansız olanlar bize dost muş gibi gösterilmeye çalışıldı. Medeniyetler ittifakı adı altında tezat organizasyonlarla Müslümanlar tuzağa düşürüldü. Neticede de gelinen nokta meydandadır…

Ne buyurmuştu yüce Allah(cc);
“Sen dinlerine uymadıkça ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar... Eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.” (Bakara/120)
“Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır.”
(Mâide /51)

Şimdi ey Müslümanlar imanınızı tekrar gözden geçirin…
Kim dost, kim düşmanmış; onu iyi belleyin…
Allah’ın düşmanlarıyla dost olanları, içimizdeki taşeronlarını, aymazlarını iyi tanıyın…
Asrın soykırımını da gece gündüz düşünüp, kendinizi derin bir muhasebeye çekiniz.
Kendinizi mazlum Filistinlinin yerine koyunuz. Paramparça olan bedenlerinin sizden birine, evladınıza, kardeşinize, eşinize, dostunuza ait olduğunu düşünün… Allah için yapın bu muhasebeyi…
Onlarla olamıyorsunuz, bari duacı olun, göz yaşı dökün, insan olmanın gururunu böylece yaşayın.
Allah’ın dostlarıyla dost, düşmanlarıyla düşman olunuz, ki felaha eresiniz…
Allah’ın laneti zalimlerin, rahmeti ise inanan mazlumların üzerine olsun. Amin...TUNALIM

05 Ocak 2009 22:30 | yorum ekleyin


< Geri     1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11     İleri >

son yorum alan yazılarım

reklamlar

ark siteler:  nedir ne demek,  türkçe dil araçları,  Tasda

biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 9.0.740