blogum

EKONOMİK İDEOLOJİ

 

Her felâketin, her belânın terbiye edici, düşündürücü, yeni ufuklar açıcı bir tarafı bulunabilir. Küresel ekonomik krizde de böyle olmuştur. Bu kriz olmasaydı, birçok kimse liberalizmi, daha geniş anlamda Batılı ekonomik modelleri tartışmayacaktı. Nitekim tartışmıyorlardı. Temelleri sakat, kuralları tutarsız, birçok sorun karşısında çözümsüz ve çaresiz kalan bu modeller, kesin doğrular gibi kabul görüyorlardı. Şimdi ise sadece Batılı ekonomi modelleri değil, topyekün Batı medeniyeti tartışılıyor. Tartışanlar arasında o medeniyetin asıl sahipleri de var. İşte, işin ilginç ve önemli yanı burası. Küresel kriz sebebiyle Batılı ekonomistler, yazarlar, siyaset, bilim ve işadamları fikir beyan ettiler, halen  de ediyorlar.
Beyan edilen fikirler içerisinde en dikkat çekici ünlü milyarder James Goldsmith’inki oldu. Goldsmith şöyle diyor: “Tamamen değişen şartlara rağmen benimsemiş olduğu ekonomik ideolojinin geçerliliğini sorgulamayan medeniyetin kendi kendini yok etmesini seyretmek, ne kadar da şaşırtıcı bir şey”. Demek ki, bugüne kadar Batıda uygulanan ve dünyaya dayatılan ekonomi modelleri bilimsel ve evrensel gerçekler değilmiş, ekonomik ideolojilermiş. Dahası, Batı medeniyeti bunların üzerine bina edilmiş. Eğer bunlar çökerse "ki çöküyor- o zaman Batı medeniyeti de çökecektir. Burada akla şu soru gelebilir: “Peki, ideolojiler bilimsel ve evrensel değil mi?”. Hemen cevap verelim. Değil, ideolojiler, Batı dünyasında belli bir sınıfın, özellikle de egemen, sömürücü sınıfın gerçeğidir. Bu anlaşılınca Batılılar, ideolojileri bilimsel kılıflara soktular ve ardından da “ideolojiler öldü” diyerek toplumları kandırmaya çalıştılar, büyük oranda da kandırdılar.
Rahmetli Cemil Meriç, bu konuda şunları söyler: “İdeolojilerin zevali nazariyesi, dünyamızdaki ilerleme hamlelerini durdurmak için başvurulan son hile belki de. Kimse toplum yapısını değişiştirmeye kalkmasın diye, babadan kalma tutucu ideoloji yepyeni bir hüviyetle sahneye çıkarılmaktadır. Filhakika kalabalıkların ideolojilerden soğuması, kurulu düzenin çok işine gelmektedir ve tevekküle götüren bir soğuma. Tenkit zihniyetini boğan bir ruh iklimi geliştirmektedir”. (Bkz. Kırk Ambar, c.2, s. 299-300). Goldsmith’in sözleri, bu gerçeğin itirafı mahiyetindedir. Batı medeniyetinin çökmekte olduğunu söyleyen Batılı yalnız Goldsmith değil. Aklı başında olan her Batılı bunun farkındadır. Bunlardan biri de BM İnsan Hakları Danışma Kurulu Üyesi Jean Ziegler’dir. Ziegler, küresel ekonomik krizin bir ‘medeniyet krizi’ olduğunu söylüyor.
Batı medeniyetinin çökmekte olduğunu, küresel kriz çıkmadan, yıllar önce de söyleyenler  vardı. Meselâ, Fransız filozof Rene Guenon, Batı medeniyetinin sürekli kriz doğurduğunu ve çökeceğini haber verenlerdendir. Geunon, “Çağdaş Dünyanın Bunalımı” adlı eserinde şöyle diyor: “Bitecek olan bugünkü şekliyle Batı medeniyetidir. Batı medeniyetini dünyanın bütünü sayanlar, onun için kıyamet kopacakmış gibi telâşa düşüyorlar. Aslında bir devrin sonu bu, daha doğrusu kozmik bir devrenin. Mazide kavimler, ırklar, medeniyetler silinmiş tarih sahnesinden, silinecek de. Ne var ki, bu defaki kapsamlı, etkilerini bütün dünyaya hissettirecek bir değişiklik” (A.g.e., c.2, s. 443). Batı medeniyetin yıkılmasıyla, dünya yıkılmaz. Bir medeniyetin yıkılması, yeni bir medeniyetin müjdecisidir. İyi de, bu medeniyet hangi medeniyet olabilir?  Bu soruya cevap verebilmek için tekrar Goldsmith’in sözüne dönmek gerekir. Goldsmith’e göre, Batı medeniyetinin temeli, geçerliliğini yitirmiş ekonomik ideoloji değil miydi?  O halde yeni medeniyetin müjdecisi, bilimsel gerçeklere dayanan yeni bir ekonomi modeli olmalıdır. Bu da, ‘Milli Ekonomi Modeli’ adıyla ortaya konulan modeldir. Gerçekten krizden çıkmak, krizi fırsata dönüştürmek isteniliyorsa, tek çare ‘Milli Ekonomi Modeli’ni uygulamaktır. Gerisi,  bataklıkta debelenmektir.

EKONOMİK TEROR ORGÜTLERİ:Dünya Bankası, Dünya Ticaret -rgütü ve IMF… gibi uluslararası kuruluşları, ‘Ekonomik Terör -rgütleri’ olarak nitelendirenlerin sayıları her geçen gün artıyor. Diyeceksiniz ki, “bu kuruluşlarda çalışan binlerce eleman var.  Politikalarını savunan ve uygulayan hükümetler var. Peki, onları nasıl adlandıracağız?”. Söz konusu kuruluşlarda çalışmış bazı kişiler, itirafta bulunuyor ve yaptıkları işin, ‘Ekonomik Teröristlik’ veya ‘Ekonomik Tetikçilik’ olduğunu söylüyorlar. Ekonomik teröristlik kavramı, ülkemizde de tartışma konusu oldu. TİM Başkanı Oğuz Satıcı, “yapacağımız çalışmalarla ekonomik terör ortamını önlemek istiyoruz” dedi. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz bu eleştiriye, “ekonomik terörist değiliz” diyerek cevap verdi. Bu tartışma şunu gösteriyor: Demek ki, kimilerine göre, ekonomik terör örgütlerinin politikalarını uygulayanlar,  ekonomik terörist tanımına dahildir. Aslında, adam öldüren, suikast ve katliam yapan, şiddete başvurun teröristlerle, ekonomik teröristlerin yaptıkları arasında temelde ve amaçta bir farklılık yoktur. Dünyada, her gün 24 bin insanın açlıktan ölmesine sebep olan ekonomik teröristlerin, silâhla insan  öldüren teröristlerden  farkı var mı? Tek fark şudur: Birisi silâhla, diğeri aç bırakarak öldürüyor. Ama sonuç aynı. Her ikisi de öldürüyor.
Ekonomik terör örgütleri ve ekonomik teröristler,  yaptıklarını açıklık içerisinde gizliyorlar. Daha doğrusu, yardım yapma rolü oynuyorlar. Görünüşte, sahiden yardım da yapıyorlar. Ama karşılığında bazı politikalar dayatıyorlar. Meselâ, borçlanmaya ve dışa açılmaya dayalı ekonomi politikaları gibi. Bu politikaları benimseyen ülkelerin,  borçları ve bağımlılıkları artıyor. Birkaç örnek sunalım: Gana, 2002 yılında IMF ile anlaştı. IMF, bilinen politikalarını dayattı. Tarım ve sanayide devlet desteğini kaldır. Kamu harcamalarını kıs. Yatırım yapma. Gümrük duvarlarını yık, ithalatı kolaylaştır. Devlet kuruluşlarındaki memur ve işçi sayısını azalt. -zelleştirmeye devam et. Gana, denilenleri yaptı. Avrupa Birliği’nden gelen ithal mallar Gana’yı istilâ etti. Ganalı çiftçiler, ekemez, dikemez, biçemez duruma düştüler. Sözün özü, aç kaldılar. IMF, Zambia’ya da aynı oyunu oynadı. Zambia’ya yerel giyim sanayiyi korumaya yönelik gümrük vergilerini kaldırttı. Zambia, ucuz, kalitesiz tekstil ürünleriyle doldu taştı. Haliyle yerli firmalar üretimi terk etti. Peru’da da aynısı oldu. IMF, Peru’ya hububat üzerindeki gümrük vergilerini aşağı çektirdi. Tabii olarak, Peru çiftçisi, yılda 40 milyar dolarlık destek alan ABD çiftçisiyle rekabet edemedi. Peru borçlandırıldı, borcunu ödemek için bakır ve fosfat madenlerinin işletmesini yabancılara devretmek zorunda kaldı.
IMF ile anlaşan ve IMF programlarını uygulayan ülkelerin durumu hep böyle olur.  Bu inkâr edilemez gerçek ortada iken, birileri çıkıyor, “IMF ile anlaşmanın ülkemize güven ve güç getireceğini” söyleyebiliyor. Gerçeğin, bu kadar ters yüz edilmesi insanı şaşırtıyor. Halbuki güvenli ve güçlü hiçbir ülke IMF ile anlaşmaz, IMF programlarına asla iltifat etmez. Doug Henwood, bunu şöyle anlatıyor: “Birleşik Devletler, sıradan bir ülke olsa, yapısal ayarlamanın en birincil adayı olurdu. Kendi servetimizin çok ötesinde bir yaşam sürüyoruz, muazzam ve gittikçe daha da büyüyen dış borçlarımız var, devasa bir bütçe açığına sahibiz ve hükümetler bu konuda bir şeyler yapmaya en ufak bir ilgi göstermiyor. Birleşik Devletler eğer sıradan bir ülke olsaydı, IMF kapımızda belirir ve ekonomik durgunluk yaratmamızı, dış hesapları dengelememizi, daha az tüketmemizi, daha fazla yatırım ve tasarruf yapmamızı isterdi bizden. Ama Birleşik Devletler bildiğimiz Birleşik Devletler olduğundan böyle bir şey elbette ki gerçekleşmeyecek. O reçete bizim için değilse, başkaları için nasıl oluyor da o kadar şifa verici kabul ediliyor” (Bkz. Steve Hiatt, Küresel Kriz ve Büyük Resim, s. 36-37). Bir yabancının, bu itirafları karşısında duralım ve düşünelim. “IMF bağımlısı olmak, ayrılmayı göze alamamak, neyi ortaya koyuyor? Acaba, bu kişiler, farkında olmadan ekonomik teröristlik mi yapıyorlar? İşte, tartışılması gereken en temel sorunlarımızdan birisi de budur.  Bu ve bunun gibi birçok temel sorunun, temel çözümü ‘Milli Ekonomi Modeli’nde. Ama görecek göz gerek.

TUNALIM….  ( http://tunalim17btp.socialgo.com/home.html )

26 gün önce | yorum ekleyin

BİZİM BAŞBAKANIMIZ GARİP ADAMDIR..



Bizim Başbakanımız garip bir adamdır:
“ İsrail devlet terörü uyguluyor” diyerek İsrail’i terörist ilan eder, sonra da aynı terörist devletin terörist faaliyetlerini daha güzel yapması için ihtiyaç duyduğu finansmana destek olarak altın tepsi içinde vatan toprağı ikram eder.
Bizim Başbakanımız garip bir adamdır:
Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanına “Siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz” diye meydan okur, ardından adam öldürme sanatını büyük bir ustalıkla uygulayan İsrail’e, Başbakanı olduğu ülkenin sınırını teslim etmek için ülkeyi birbirine katar.
Bizim Başbakanımız garip adamdır:
Ömrünün büyük bir bölümünü Siyonist sermayenin aleyhine konuşmalar yapmakla geçirir, ama son döneminde “paranın dini imanı yoktur” diyerek Siyonist sermayenin Türkiye’de hükümranlık kurmasına destek verir.
Bizim Başbakanımız garip adamdır:
Kendi partisine oy veren Hataylı köylüler “Bizim de toprağa ihtiyacımız vardır, ne olur mayınlardan temizlenen araziyi bize verin, bizi fukaralıktan kurtarın” diye yalvarırken o, İsrail çiftçisinin fukaralıktan kurtulması için sınır toprağını İsrail’e verme hazırlığı içindedir.
Bizim Başbakanımız garip adamdır:
Bir Başbakan olarak kendi köylüsünü “efendi, ağa, toprak sahibi” yapması gerekirken onlara “Buraları İsrail alırsa İzaklar çalışmayacak, Ahmetler, Mehmetler çalışacak” diye seslenir ve “Yeni ağanız İsrail’dir. Artık onun ırgatısınız!” demeye getirir.
Bizim Başbakanımız garip adamdır:
Dünyanın hiçbir ülkesinde hiçbir devlet (Afrika ve kabile devletleri dahil), hudut bölgelerini yabancı yatırım adı altında “patates, domates üretecekler, organik tarım yapacaklar” gibi saçma sapan gerekçelerle yabancılara devretmez, bizim başbakanımız bu “muazzam!” icraatını “para cıva gibidir!” gibi “çağlar üstü!” bahanelerle kamuoyuna izah etmeye çalışır.
Bizim Başbakanımız garip adamdır:
En önemli özelliklerinden birinin gür sesiyle şiir okumak olduğunun bilinmesiyle övünür. Bir yandan, İstiklal Marşı’nın “Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar/ Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var” dizelerini okur öbür yandan o serhat boylarını İsrail’e vermekle gurur duyar.
Bizim “ dindar!” Başbakanımız garip bir adamdır:
Milli Güvenlik Kurulu’nda karşı karşıya oturduğu generallere “ filan parti başkanı tarikatçıdır ,dindardır, sakallıdır, niye onun üzerine gitmiyorsunuz” diyerek “bir Müslüman siyasetçiyi” şikayet eder, sonra da Yahudi İsrail’e 650 bin dönüm vatan toprağını 44 yıllığına hediye etmekte beis görmez.

BAK HACIM!..Uzun zamandan beri etkisinde yaşadığın papaz büyülerinden ötürü ve duman altı olduğun kilise tütsülerinden dolayı geldiğin–getirildiğin vahim noktayı anlamakta zorlanıyorsun.
Yarım asrı aşkın bir süredir senden “hizmet–himmet” diyerek para alan, adam yetiştiriyoruz diye caka satan kadronun bekledikleri adamları çoktan yetişmiştir. Bugün devletin her kademesinde, her köşe başında onların adamları vardır, yani senin paralarınla yetiştirilen adamlar…
İşte o adamların yönetmekte olduğu canım ülkemden her gün yürek burkan haberlerle sarsılıyoruz.
İşini–aşını kaybetmekten ötürü, borç batağına saplanmaktan ötürü cinnet geçiren ve aile katliamlarına imza atan katiller sayısı her gün artıyor.
Ecnebi cephelerinden gelen her emri baş tacı yapıp hemen uygulamaya soktukları için, ecnebi cephelerinden gelen bütün emirler de milletimizi kul–köle yapmaya yönelik olduğu için her geçen gün dik duruşunu kaybeden bir millet olma yolunda çok hızlı ilerliyoruz.
Bak hacım!
Senin paralarınla yetiştirilen adamların yönettiği canım ülkemden acılar ve sancılar hiç eksik olmuyor.
Bak hacım! Çeyrek asırdan beri bu milletin gencecik fidanlarını, sırf vatanı, sırf bayrağı, sırf namusu bekledikleri için acımasızca kurşunlayan alçaklar devletle masaya oturma aşamasına gelmişlerdir–getirilmişlerdir.
Dünün bebek katilleri bugün devlete emirler yağdırma noktasına gelmiştir ve emirleri sözcüleri tarafından meclis kürsüsünden ilan edilmektedir.
“Hizmet–himmet” diyerek topladığınız paralarla yetiştirilen adamlar, küresel güçlere teslim olmaya ayarlı yetiştirildiği için, okyanus ötesinden gelen emirlerin yerine getirilmesini takip etmektedirler. Hatta küresel eşkıyaların emirlerini tatbik noktasında yarışmaktadırlar.
Onların lügatında en başarılı adam, en başarılı yönetici, vatan ve millet düşmanları tarafından dayatılan sinsi planları millete en kolay hazmettiren adamdır.
Mayınlı arazileri temizleme meselesinde sergilenen yırtınmaları iyi takip etti isen fazla söze hacet yoktur. Ama hacım, senin paralarınla yetiştirilen ve bu “hizmetin” medya kısmında görev alan kalem ve kelam sahipleri de okyanus ötesinin yorumlarını sizlere hazmettirmekle görevli oldukları için sizin günleriniz de hazmetmekle geçiyor.
Bak hacım!
Gelinen nokta oldukça vahim ve bu eser sizin eseriniz.
Bilmem aklınızda mı bu toprağın bir de altı var, hesap var, kitap var…
Y.mesaj---TUNALIM...

30 gün önce | yorum ekleyin

OBAMA TÜRK'LERE KATİL DEDİ...

 

ABD Başkanı Obama’nın  1915 Tehciri ile ilgili yaptığı konuşmayı herkes bir köşesinden alıp yorumluyor.  “Amerikancı kesim”, Obama’nın “soykırım” kelimesini kullanmadığını söyleyerek “başkancıklarına” toz kondurmama misyonlarını devam ettiriyorlar.
Oysa Obama’nın konuşması baştan aşağı Türk ve Türkiye düşmanlığı kokuyor.Bugüne kadar Türk tarihi ile ilgili yapılmış en aşağılayıcı konuşma.
Bakın neler diyor:
“Her yıl, Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerinde 1,5 milyon Ermeni’nin katledilmesi veya ölüme yürümesini anıyoruz. Ermeni halkı bizim kalplerimizde yaşadığı gibi “ Meds Yeghern” bizim anılarımızda yaşamalı…1915 korkunç olayları, insanoğlunun kendi türüne insani olmayan tutumunun karanlık olasılığını hatırlatıyor…Ermeniler, son 94 yılda dinamizm, dayanıklılık ve yetenekleri sayesinde , kendilerini yok etmeye çalışanlara direndiler.”
Obama’nın kullandığı Meds Yeghern  kelimesi Ermenice soykırımı anlatmak için kullanılıyor ve “büyük felaket” anlamına geliyor.
Obama’ya göre Türkler “katliam yapan, korkunç olaylar tezgahlayan, insanoğlunun kendi türüne yapacağı en büyük vahşeti yapan, Ermenileri yok etmeye çalışan, büyük felaketin yani soykırımın müsebbibi olan” bir millet!
Obama’ya göre biz buyuz.
Katliamcı, soykırımcı, katil, insanlık dışı bir milletiz.
Obama’yı “büyük başkan!” “helal sana!” diye sömürge ülkesi medyasını andıran manşetlerle karşılayan  medya, herhalde yüzlerine tüküren bu “muhteşem konuşmadan” büyük onur duymuşlardır.
Obama’nın ağzından çıkan her kelimeyi yüce bir buyruk olarak telakki eden siyasetçilerimiz  de kendilerine “katil” diyen bir liderin çizdiği yol haritasına uygun bir şekilde Ermeni  sınırını açmaya çalışıyorlar.
PKK’ya af çıkarmaya çabalıyorlar.
Ruhban Okulu’nu bir an önce açmayı planlıyorlar.
Afganistan mahşerine asker göndermeye hazırlanıyorlar.
Öyle ya  “bize katil diyen Yüce Obama” böyle buyurdu!
Bu adam(!) Türkiye Büyük Meclisi’ne gelip yaptığı konuşma ile Türk dış politikasının  ABD güdümünden asla çıkmamasını emredip giderken ona şapka çıkartanların “büyük şefe saygıda kusur etmeyenlerin” bugün ortaya çıkan tablo karşısında şikayete hiç hakları yoktur.
Prof .Dr. Haydar Baş “Obama Sevr’in maddelerini okudu, bizimkiler alkışladı” deyerek tarihi bir gerçeği ortaya koyarken onu duymazdan gelenler, şimdi Obama’nın önlerine koyduğu yol haritası ile üstelik “katilsiniz, soykırımcısınız” küfürlerini de alıp yüzlerine sürerek yollarına devam ediyorlar.
Üstelik bunlar arasında öyle pişkinler var ki “Obama, soykırımın İngilizcesi olan  genocide kelimesini kullanmamış da Ermenice “Meds Yeghern” demiş, bu büyük bir adımmış!
Yahu be zırtoplar, adam size ha İngilizce sözmüş ha Ermenice ne fark eder!
Bu kadar aşağılık bir duruma nasıl düşebiliyorsunuz.
Kaldı ki Obama’nın konuşmasının şu veya bu şekilde olması benim açımdan hiç önemli değil. Çünkü ABD eyaletlerinin neredeyse tamamı  soykırımı resmen tanıyan kararlar aldılar. Alaska, Arizona, Arkansas, Kaliforniya, Colorado, Florida, Georgia, Connectıcut, Daleware, Güney Karolina, Idaho,Illinois, Kansas, Kentucky, Kuzey Dakota, Kuzey Karolina, Lousiana, Maine, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Missouri, Montana, Nebraska, Nevada, New Hamphisire, New Jersey, New Mexico, New York, Ohio, Oklahoma, Oregon, Pansilvanya, Rhode Island, Tennesesee, Utah, Washington, Vermont,Virjinya, Wisconsin eyaletlerinde 1915 olayları “soykırım” olarak kabul edilmiş durumda.
Yani Obama’nın konuşmasından kelimeleri cımbızla çekip kendilerini avutacak bir şeyler bulmaya çalışanlar, ABD’nin her tarafından yükselen “soykırımcı Türkler”  seslerini duymazdan geliyorlar.
Obama’nın yaptığı ülkesinden gelen seslere tercüman olmaktan ibaret.
O ses de “Türklere katil” diye haykırıyor.
M.Bayraktar...TUNALIM...
(Obama said TÜRK'LERE KATİL) U.S. President 1915 Obama'nın the talk about Tehciri from a corner and everyone is interpreting. "American client segments," Obama'nın "genocide" by saying do not use the word "president" dust placed there are continuing mission.
However, the Turks and Turkey over Obama'nın speech hostility is related to Turkish history until the kokuyor.Bugüne most humiliating speech.
Look what he says:
"Every year, 1.5 million Armenians in the Ottoman Empire, the last day of the slaughter or death of an execution is not. Armenian people living in our hearts as "Meds Yeghern" we must live in our memories ... terrible events of 1915, humankind's own type of non-humanitarian attitude of the darkness is more likely to remember ... the Armenians in the last 94 years in the dynamism, strength and capabilities through their work to destroy those who have resisted. "
Armenian genocide that Obama'nın Meds Yeghern word used to describe and "major disaster" means.
According Obama'ya Turks' massacre of the terrible things up, the human race itself would be the largest type of violence that are trying to destroy the Armenians, the genocide of the major disaster müsebbip as "a nation!
We are by this Obama'ya.
Of massacres, of genocide, murder, inhumane we are a nation.
Obama'nın "big chair" "helal sana!" Colonial countries would meet with the media headlines, the media shades, probably spitting in the face of this great call "big were honored.
Every word out of mouth yüce Obama'nın as a command to telakki the politicians and their "killer" says a leader in a way appropriate to draw the road map is trying to open the Armenian border.
Are struggling to remove the amnesty to the PKK.
Are planned to open a moment before the Ruhban School.
Prepared to send troops to Afghanistan Armageddon.
So either "us supreme killer, Obama said" it said!
This man (!) Turkey came to the United Assembly and the speech of the Turkish foreign policy guidance from the United States never ordered not to leave him when they uncover "big chief in respect of defects not" today in the face of the resulting table to the complaint does not have any rights.
Prof. Dr. Haydar Baş "Sevres Obama's article was read, and applause was ours" The historical truth is put to heard from him, now Obama'nın put in front of the road map and even "You are killers, genocide" blasphemy also takes time to face the path is continued.
Moreover, there are between them so that worldly "Obama, English as genocide the Armenian genocide did not use the word" Meds Yeghern "said this was a big step!
Yahu be zırtoplar, man you ha ha Armenian English words what the difference was!
How can a situation falls so snotty.
Besides, in this way would be Obama'nın speech or of the following from my point of view it does not matter. Because nearly all U.S. states officially recognize the genocide that took decisions. Alaska, Arizona, Arkansas, California, Colorado, Florida, Georgia, Connecticut, Daleware, South Carolina, Idaho, Illinois, Kansas, Kentucky, North Dakota, North Carolina, Lousiana, Maine, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Missouri, Montana , Nebraska, Nevada, New Hamphisire, New Jersey, New Mexico, New York, Ohio, Oklahoma, Oregon, Pansilvanya, Rhode Island, Tennesesee, Utah, Washington, Vermont, Virginia, Wisconsin state events in 1915 "genocide" has been adopted as a case.
So the words Obama'nın talk out their cımbızla trying to find something to cheer for the U.S. rising from all sides "the Turks of genocide," heard voices come.
Sounds coming from the country as Obama'nın consists of an interpreter.
His voice in the "killer of the Turks," he is screaming.
M. Bayraktar ... TUNA LIM...

29 Nisan 2009 02:30 | yorum ekleyin

Yıl 2020,kızım 17,ben 45 yaşındayım

Baba bizim bayragımızda sizin zamanınızda Ay-yıldız varmıs neden
simdi haç isareti ve anlamını bilmedigim renkler var?
 
2 arkadas okulda tavan arasında eski bir atlas bulmustuk, o atlasta gördük daha önce Edirne'den Kars'a kadar Türkiye topragı imis, simdi neden o haritanın 1/5'ine Türkiye diyoruz?

Eskiden her mahallede 1-2 cami varken, simdi neden her ilde bir cami var, dedem bahsetmisti daha önce ezan denen bir sey varmıs, günde 5 defa camilerden okunurmus simdi bu çan sesleri ne baba?

Filistinlilerin zamanında topraklarını parça parça satarak israil'in kurulmasına sebep olduklarını hiç mi bir yerde okumadınız da,
topraklarımızı sattırıp simdi bu ufacık alana bizi hapsettiniz. Siz atalarınızdan böyle mi aldınız bu toprakları, emaneti böyle mi korudunuz. Günden güne
topraklarımız satılırken siz uyuyor muydunuz baba?
 
Baba küçükken herkesin beni Aysegül diye çagırdıgını hatırlar gibiyim simdi neden bana Angel diyorlar, beni kulagıma Angel ismini ezanla sen mi söyledin? 
 
Bizim evin önünden tanklarla geçen Amerikan askerleri kim baba? Her gün bize hakaret ederek ve sizi her gördükleri yerde coplayarak demokrasi! mi getirdiler baba? Bize okulda demokrasinin tanımını daha farklı ögrettiler sanki.

Elime geçen gün bir kitap geçti baba, senin gençliginden kalan. Biz Ankara'ya tasınmamızdan önce memleketimizin ismi Gaziantep'mis ve 6317 sehit vererek 'Gazi' lik ünvanını kazanmıs. Neden simdi oraya kürdistan diyorlar baba. Baba hani sizlere Kürtlerle Türkler kardestir demisler, peki kardeslerim neden bizi öldürüp ülkemizde ayrı devlet kurdular. 
 
Baba o kitapta Atatürk diye birinden de bahsetmisti. O her kimse 1933'te Bursa'da bir nutuk vermis, ben simdi bile ne kastettigini anlayabiliyorken, sizin gençliginiz bu kadar mı cahildi de o uyarıları dikkate almadınız.

simdiki kürdistan topragında yer alan Süleymaniye'de askerimizin basına çuval geçirmisler ve sen o dönemde gençtin, hiç mi kanın donmadı baba. Neden hesap sormadınız bunları görmezden gelen
yöneticilerinize?

O az önce bahsettigim Atatürk size bir hitabe yazmıs ve sizi hain yöneticilere ve tuzaklara karsı uyarmıs ve hitabenin sonunda da 'Muhtaç oldugun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.' demis. Baba kanınız o kadar bozuk mu ki ülkemizi bu hale getirenlerin yakasına yapısmadınız.

Baba Türkiyeli ne demek, biz Türk çocugu degil miyiz, soyumuz belli degil mi bizim, o kitapta okumustum 'Ne mutlu Türküm diyene' yazıyordu. Peki, baba ben neden mutlu degilim. Türküm demek suçsa ve kötü bir seyse siz eskiden neden söylerdiniz. 
 
Baba biz Kurtulus Savası denen bir sey yasamısız, kitaba göre dünyanın gördügü en sanlı savasmıs ve osavasta 4 milyon sehit vermisiz. Madem bu vatandan bu kadar kolay vazgeçecektiniz de neden o kadar sehit verdiniz.
 
Hiç mi kitap okumadınız, hiç mi sizi uyaran olmadı, hiç mi göremediniz ülkemizin peskes çekildigini, eger farkında olduysanız ve duygusuzca evinizde oturduysanız sizin o hainlerden ne farkınız kaldı. Allah'ın huzuruna hangi yüzle çıkacaksınız baba. 'Vatan sevgisi imandandır' diye bir hadis varken hadi diyelim ki Türklügünüzden vazgeçtiniz
bari islam'ın emrine uysaydınız.
 
Senin eski cd'lerden dinledim baba, bizim de bir Istiklal Marsı'mız varmıs, o marsı yalnızca körü körüne ezberlediniz mi? Atalarımız sizi her fırsatta uyarmıs, demis ki 'Ey Türk titre ve kendine dön.'Baba ne
zaman titreyeceksiniz, Ankara'yı da kaybettikten sonra mı? Bundan 13 yıl
önce titremediyseniz eger artık hiç birsey titretemez sizi. Baba sen son bagımsız olan Türkiye Cumhuriyetini gördün.
 
  'Ya devlet basa, ya kuzgun lese' diyebilecek bir Hasan Tahsin, bir sehit sahin, bir Sütçü imam yok muydu aranızda? Yazıklar olsun baba sizin gençliginize!

Bu günleri görecegime hiç dogmasaydım baba. Türklügünüzden utanmadınız hiç olmazsa insanlıgınızdan utansaydınız baba. Bu vatan göz göre göre altınızdan kayarken hiç olmazsa SEREFINIZLE ÖLEMEDINIZ MI?'

HER GÜNÜM CENAZE HER GÜNÜM SEHIT
BUNLARIN SEBEBI BIR IT OGLU IT
UYAN TÜRK EVLADI UYUMA UYAN

OTUZ KUPONA ALINMADI BU VATAN PKK'YA KARSI BIR DAMLA BILE OLSA DÜSMANLIGIN VARSA BU MESAJI HERKSE ILET


Savas resmen baslamıs bulunmaktadır!!!hala bogazından coca-cola
geçebiliyorsa hala mcdonald s ta hamburger yiyebiliyosan hala marlboro
içiyosan!! LANET ET KENDINE!! Kökenin ne olursa olsun SEHITLERIMiZE üzülüyosan Amerika ya para verip pkk'ya silah yolllamalarına izin verme!! Toplu boykot hareketi zamanı hepimiz birlik olalım!!! eger biraz vatanını seviyosan sehitlerimiz için bunu herkese gönder!!!   Not:   Sevgili    dostlar;bu yazıyı webde göördüm ve okudum,inanın çok etkilendim ve sizinle bu yazıyı paylaşmak istedim.Saygılarımla...Tunalım...Kaynak(http://blog.ekolay.net/m.ipek1986/Default.aspx)

24 Nisan 2009 01:14 | yorum ekleyin

TÜRKİYE CUMHURİYETİ BÜTÜNLEYİCİ İLKELERİ

 

  SEVGİLİ DOSTLAR;Milli kimlik ve şuuruna sahip olamayan milletlerin yok olmaları, yahut başka milletlerin boyunduruğu altında yaşamaları kaçınılmazdır. Bu itibarla; çocuklarımıza ve gençlerimize herşeyden önce öz benliğimizi ve de kimliğimizi öğretmemiz; vatanını, bayrağını, sancağını, dinini ve devletini canından aziz bilen bir MüslümanTürk genci modeli yetiştirmemiz şarttır. Cumhuriyetimizin kurucusu bakın Türk milletine ne diyor;“Çocuklarımıza vereceğimiz öğrenimin sınırı ne olursa olsun onlara esas olarak şunları öğreteceğiz; Milletine, Türkiye Devleti’ne, TBMM’ne, düşman olanlarla mücadele; bu mücadelenin sebep ve vasıtaları ile donatılmayan bir millet için yaşama hakkı yoktur.” MUSTAFA KEMAL ATATÜRK.

1-Milli Egemenlik:

Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu milli egemenliktir; milletin kayıtsız şartsız egemenliğidir. Toplumda en yüksek hürriyetin, en yüksek eşitliğin ve adaletin sağlanması, istikrarı ve korunması ancak ve ancak tam ve kesin anlamıyla milli egemenliği sağlamış bulunmasıyla devamlılık kazanır. Bundan dolayı hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası milli egemenliktir. (1923)

2-Milli Bağımsızlık:

Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından mahrumiyeti demektir. (1921)

Türkiye devletinin bağımsızlığı mukaddestir. O ebediyen sağlanmış ve korunmuş olmalıdır. (1923)

3-Milli Birlik ve Beraberlik:

Millet ve biz yok, birlik halinde millet var. Biz ve millet ayrı ayrı şeyler değiliz. (1919)

Biz milli varlığın temelini, milli şuurda ve milli birlikte görmekteyiz. (1936)

Toplu bir milleti istila etmek, daima dağınık bir milleti istila etmek gibi kolay değildir. (1919)

4-Yurtta Sulh (Barış), Cihanda Sulh:

Yurtta sulh, cihanda sulh için çalışıyoruz. (1931)

Türkiye Cumhuriyeti’nin en esaslı prensiplerinden biri olan yurtta sulh, cihanda sulh gayesi, insaniyetin ve medeniyetin refah ve terakkisinde en esaslı amil olsa gerekir. (1919)

Sulh milletleri refah ve saadete eriştiren en iyi yoldur. (1938)

5-Çağdaşlaşma:

Milletimizi en kısa yoldan medeniyetin nimetlerine kavuşturmaya, mesut ve müreffeh kılmaya çalışacağız ve bunu yapmaya mecburuz. (1925)

Biz batı medeniyetini bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz. (1926) 

6-Bilimsellik ve Akılcılık:

a) Bilimsellik: Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir. (1924) Türk milletinin yürümekte olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet bilimdir(Pozitif Bilim, Fen, Science) (1933)

b) Akılcılık: Bizim, akıl, mantık, zekâyla hareket etmek en belirgin özelliğimizdir. (1925) Bu dünyada her şey insan kafasından çıkar. (1926)

7-İnsan ve İnsanlık Sevgisi:

İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzülünecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegâne vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. (1931) Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız. ”M.Kemal Atatürk …..Tunalım…

 

REPUBLIC OF TURKEY integral PRINCIPLES friends; national identity and consciousness are not the nation can not have, or live under the yoke of other nations is inevitable. In this regard, our children and young people above all to teach our identity and our self-self; homeland, the flag, the flag, religion and the state can model the saints who knows a boy MüslümanTürk must educate them. Founder of the Republic of the Turkish nation to see what he says, “we give to our kids learning the limits of what they are, as a basis for them, you will teach; Nations, the Government of Turkey, TBMM’ne, those who oppose the fight and this fight and the reason the agency is not equipped for a nation the right to life is no . “MUSTAFA KEMAL ATATÜRK. Sincerely …
           Turkish Republic integral PRINCIPLES
1-National Sovereignty:

The structure of the new government of Turkey is the spirit of national sovereignty, the sovereignty of nation unconditionally. Freedom of the highest in society, ensuring the highest equality and justice, stability and protection only in full and final meaning of national sovereignty, have provided continuity to the wins. Hence the freedom, and equality, and justice is the mainstay of national sovereignty. (1923)

2-National Independence:

When it is in complete independence, of course, political, financial, economic, judicial, military, cultural, and so on every issue is full independence and complete freedom. This lack of independence in any say, the true meaning of the whole nation and country is the lack of independence. (1921)

Turkey is a sacred state of independence. He must be protected in perpetuity and the right. (1923)

3-National Union and the draw:

Nations, and we do not have unity in the nation. We and the nation are not separate things. (1919)

We are the foundations of the national assets, including one on the national consciousness and national. (1936)

Invading a nation to a collective, always sporadic to invade a nation is not easy. (1919)

4-at home, peace (Peace), Cihan the Magistrates:

At home, peace, work for peace in the world. (1931)

Republic of Turkey which is one of the most fundamental principle of peace at home, peace in the world-minded, and progressive insaniyet and prosperity of civilization is the most fundamental need amil. (1919)

Peace and prosperity of the nation is the best way to reach happiness. (1938)

5-Çağdaşlaşma:

Our nation from the shortest path to meet blessings of civilization, I will try to make happy and prosperous, and we are compelled to do so. (1925)

Let’s make a mimicry of Western civilization as we do not. We see him as well, to have found suitable to our own structure, level of civilization in the world are adopted. (1926)

6-Bilimsellik and rationalism:

a) Bilimsellik: everything for the world, for civilization, for life, for success is the true lodestar of science, is science. (1924) conducted by the Turkish nation is to progress and civilization in the way, holds the torch in his hand and head, is a positive science (Positive Science, Science, Science) (1933)

b) rationalism: us, the mind, logic, to act with intelligence is the most significant features. (1925) people in this world everything out in the head. (1926)

7-Man and Humanity Love:

I’ll be happy as people slaughter them to each other and extremely remote from humanity is a system üzülünecek. People will be happy only means, they are closer to each other, love each other by their mutual financial and emotional needs for the movement and energy is available. (1931)”We are not anyone’s enemy. The enemies are the enemies of humanity is alone. ”M. Kemal Atatürk

Tunalım...

22 Nisan 2009 03:51 | yorum ekleyin


< Geri     1 2 3 4 5 6 7     İleri >

son yorum alan yazılarım

reklamlar

ark siteler:  nedir ne demek,  türkçe dil araçları,  Tasda

biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 27.1.095