blog, şiirler ile ilgili yazılar (31)İNCİR AĞAÇLARI
İncir ağaçları 25 Eylül 2008 02:06 | yorum ekleyin MASALAydede de evimiz, 31 Temmuz 2008 17:24 | yorum ekleyin Derdin ya..
Hani derdin ya; Sensiz düşünemem bu kenti, Gidersen uzaklara. Düşerim ardına,yalınayak. Batar tabanlarıma deve dikenleri, Batarda kanı yüreğime akar.
Hani derdin ya, Severim ben zindan geceleri, Sardıkça beni,saçlarına sarılmışım gibi Ne kar ne fırtına üşütemez beni. Eğer gidersen; Yaz ortasında kar yağar saçlarıma, Buz tutar yüreğim,gece vakti, Ağlar karanlıklar,yalnızlığıma.
Hani derdin ya; Sensiz yaşamak ,hayır hayır yaşamak olamaz. Güneş yakar beni, hava boğar. Gidersen,vurgun yiyen yüreğim, Aşar bedenimi, Ruhum sana doğru koşar...
Yıldız Koç Şimşek 31 Temmuz 2008 16:20 | yorum ekleyin Nedeen?
29 Haziran 2008 21:50 | yorum ekleyin Gitmesen
29 Haziran 2008 21:13 | yorum ekleyin GEÇ
Ha deyince gelmez ki bahar, 'Gül' deyince açmaz ki, rengarenk güller...
Önce yağmurlar yağacak, İliklerine kadar ıslanacaksın.
Yapraklar dökülecek, küçücük ellerine; Ağlayacaksın...
Buda bir şey mi; soğuklar başlayacak ardından. Karlar yağacak dağlarına, buz tutacaksın.
Ayaz vuracak tomurcuklarını, dolular kıracak dallarını, Kimi meyvelerin, çiçekteyken daha,bozacak bağlarını.
'Sıcacık bir ocak başı,ne olur, Allahım' derken, Bir mezartaşına akıtacaksın gözyaşlarını.
Sevdiklerin de terkedecek bir bir. Koskoca dünyada artık,'tek' başınasın.
Kalbinde dayanılmaz ateşler, Delik-deşik olmuş yüreğini,fırlatıp atacaksın.
İğneli beşiğekte, sallanır olmuşsun, Karanlık bir ufka açılmış artık yolun...
Birden bir sıcacık esinti yüzünde;tadını anımsamadığın Saçlarını okşar gibi bir el; yalancı güneş
Bahar gelmiş ' diyeceksin; ne çok beklettin beni. Şakır şakır yıldızlar gökyüzünde, geceleri...
Pınarlar çağlar gibi içinde, derin,derin. Sonsuza uzanan bir gül bahçesi özlediğin.
Fırlayıp bahçeye koşmak vardı elbet. Güllerini bulman , koklaman, gerek.
Ne dizlerinde deman, ne yüreğinde kuvvet. Artık çok geç.ÇOOK GEEÇ
Yıldız Koç Şimşek 15 Haziran 2008 Aydın 15 Haziran 2008 23:22 | 2 yorum KİMSELER BİLEMEZ Kİ
KİMSELER BİLEMEZ Kİ
Kimseler bilemez seni benim kadar, Göremediler ki kalbindeki cennet bahçesini Yaşamadılar ki öyle uzun seneler seninle, Âlem ne bilsin gönlünde beslediklerini.
Açık gri gözlerindeki o hiç gitmeyen dumana rağmen, Güzel yüzünde eksilmeyen, insanı sırılsıklam saran gülüşünle, Nasırlaşmış ellerinde bir demet gül gibi sunduğun, Acılardan arındırılmış mutluluğu, bir dikişte içmek kolaydı…
Kimseler anlayamaz ki seni, benim kadar, Kanadı kırık bir kuş olarak gelip konduğun dalların, Buzlarla kaplı olduğunu, Çıplak ayaklarının sessiz ve derinden donduğunu, Kimseler görmedi ki…
Yıkık kerpiç duvarların oyuklarını ellerinle sıvayıp, Kırık dökük viraneyi, sıcacık yuvaya dönüştürürken sen, Hıçkırıkların ,yüreğinden kopup gelen, Bir tatlı ninni oluverirdi, beşik başında, sen yavrularını uyuturken, Kimseler nerelerden bilsin ki,
Yalnız ve zindan karası gecelerde, Bir maniler sil silesi tutturup, Dizip incilerini gözyaşlarının, —Gurbetin sancılarını unutturup-iğne ile kuyu kazarak, Ekmek kazanma pahasına, pazarladığını…
Yine de her pazartesi akşamı, Hani o güllü, üzümlü, siyah ipek elbiseni, düğününden kalma, Yılan derisi ayakkabılarını, dayımın getirdiği, çekip ayaklarına, Kırmızı grapon kâğıtlarından rujunu dudaklarına sürüp, Kraliçeler gibi haşmetli, prensesler gibi dimdik Yollara koyulup, yürüyerek, saatlerce, Bir bahçe sinemasının tahta sandalyesine kurulup, Hayatın tadını, özümlemeye çalıştığını, O yaşadığın pencereden bakıp…
Bilemezler bir tanem… Başında dumanlı dağlar. Ayaklarında yoksulluğun okyanusu, Kimsesizlik çökmüş omuzlarına,
Sen acılar deryasında ne kulaçlar atmışsın. Sardıkça gönlünü ihanetin kemik elleri, Kan kırmızısına dönen gözlerinde görürdüm; İçini kavuran sevda ateşini. Kıskançlığın bir saman alevi gibi geçiverse de yanından, Sen meleklerden alınmış kanatlarınla, sıkıca sarılırdın yavrularına.
Şimdi, arıyor umutsuzca yüreğim, her yerde seni. Acıyor gözlerim, yüreğim, dilim acıyor. Yanıyor içim, içim kanıyor. Kalbimin tam orta yerinde, bir koca bıçak , Beyimde hiç susmayan bir kuş var, hep seni anlatıyor.
Kimseler bilemez ki canımın içi Sensiz yaşamanın bu denli çetinliğini Ben senin kadar güçlü olamadım ki hiç, Artık dayanamıyorum anne, Sensizliğe....
19 aralık 2007 Yıldız koç şimşek Almelo 01 Mayıs 2008 16:20 | yorum ekleyin SÖYLE BANA FALCI
Şöyle bir evir çevir yaşantımı, Bir kazan bir kepçe, Karıştırıp geçmişimi, Düşleyiver, hele bir şöyle geleceğimi, Hayatın sürprizleriyle Yol nereye?
Yürek dolusu mutluluk, Ağız dolusu kahkaha Sıkışıp kalmış mıdır? Bir yerlerde…
Şöyle bir el hareketiyle, silip hasretleri, Üstüne kapkara, koca bir çizgi çekip Acı veren ne varsa, Yetmeyenleri yetirip, Bitmeyenleri bitirip Geri kalan üç-beş günlük yaşantımızın, Güneşi göreceği günler var mıdır? Kaderde…
Gönül aynasında birkaç kez görmüşlüğümüz var, hatırlarım; Şöyle bir gülüp geçişini mutluluğun, Yok, hayır, yarenlik ettiğimiz de oldu. Uzak diyarlarda kol kola girip gezmişliğimiz de. Hasretin atlas yorganlarına sarılıp, Gurbet şaraplarına, gözyaşlarımızı meze yaptığımızda oldu. İçimize delice akarken, yağmur damlaları, Gülüşlerimiz dudaklarımız hep donup kaldı. Gönül aynasında bir-kaç kez görmüşlüğümüz var hatırlarım Şöyle bir gelip gidişini mutluluğun…
Aradım bulamadım bir daha o günleri falcı, Evliya Çelebi gibi, ayağımda çarık elimde asa, En uzak ülkelerin en dar sokaklarında, Yüce dağların başlarından, Engin ovalara kadar, her yerlerde aradım. Bir daha çıkmadı karşıma, Söyledi mi sana falım Bildin mi? Dönecekler mi geriye?
19 Aralık 2007 Yıldız Koç Şimşek Almelo 01 Mayıs 2008 16:06 | yorum ekleyin Senin İçinDalgalar her vuruşta sahile,sanki söyler adını, Beyaz köpüklerde gizli kalmıştır güzelliğin, Bilirim benden başka hiç kimse,göremez ayak izlerini Martıların kanatlarında bir rüzgardır sesin…
O balıkçı kahvesinde yudumladığımız çay, Gelir aklıma hani bir güz akşamında. Ayrılık saatini beklerken hani, Hasretin burukluğu vardı gönüllerimizde Gökte bizimle alay eden dolunay….
Şimdi bir balıkçı ağında geçer mi elime, Ya da bir martının kırık kanatlarında, Ben hiç bu kadar kalmadım çaresiz, Şimdi ümit topluyorum, midye kabuklarında….
Gök yüzünden şakır şakır yıldız yağıyor, Bulutlar ağlıyor,yine o sahil akşamlarının birinde, Bu kaçıncı ayrılık şarkısıdır dinlediğim, Kaçıncı kadeh boşalan,ellerimde Geçmiş bir daha gelmiyor, geriye…
Sen sahilerimin deniz kızı, Yosun yeşili gözlerinde mutluluğum kaldı Sen rüyalarımın deniz yıldızı, Sarı saçlarında yaşam umudum saklı
Beni bırakıp gecenin karanlığına Yüreğimin kurak denizlerine bir dal artık. Gel bu deniz kentinin kollarında kal artık Gel, ister bir martının çığlığında, İstersen, liman meyhanelerinin kırık dökük şarkılarında İllede bir sabah,dalgaların saçlarında gel. Gel bana akşam olmadan … Hadi neolur gel….
Yıldız Koç şimşek Aydın 28 Ocak 2008 16:47 | yorum ekleyin Mavi Nehirİki mavi nehirdi O'nun gözleri, Umutsuzlara umut deste deste, 27 Ocak 2008 23:50 | yorum ekleyin Herşey Sende Gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın, ......... Can Yücel
09 Ocak 2008 01:13 | yorum ekleyin Bahçıvan Sen oluncaBir heyecan,bir tutkuyla açılır perde, Göreceksin Göreceksin, bir bahar günü teker teker yeniden açacak,
Ruhsan Sor 14 Ekim 2007 02:43 | yorum ekleyin BEKLEYECEĞİZ
Bugün yılbaşı Bugün kurban bayramı Birazdan Onca hazırlık, onca heyecan Bir telefon klubesinde Kutlayacağız… Yeni yılın kutlu olsun ,anneciğim, Daha nice Sağlıklı uzun yıllar… Buram buram özledim seni Gözlerimde tütüyorsun Ellerinden, yüzlerinden öpüyorum, İki gözüm, Can özüm... Kendine iyi bak, Nolursun.... ‘Beni hiç düşünme Biz çok iyiyiz, Hayatımız toz pembe Bir sen varsın gönlümde kanayan, Senin hasretin, Öyle dedim diyee, hayır hayır ağlama anam, geçer bu günlerde, Hayatımızı düşün, Ne dikenli yollarda yürüdük seninle, yalınayak, Ne açlıklar,yokluklar, Sonra esti bu acı rüzgar, Ayrılıklar... Sen acemisi değilsin gurbetin.
Bugün bayram,anacığım Açık bırak kapını,Gelene gidene anlat beni, deliliklerimi, Babamdan habersiz bayram kaçamaklarımızı, Akşama kadar pazarpazar dolaştığımızı anlat, Selamlarımı söyle yerden göğe kadar, Öp herkesi benim yerime,
Dedim ya, düşünme beni, düşünürsende Geçmişteki çılgınlıklarımı hatırla gülümse şöyle hani dudak ucuyla .
Deliyim ya hala, Yaşlansamda akıllanamadım. hep sen şımarttın beni gülüm,devasız bir dert bu; USLANAMADIM Diyebileceğim Annemde Yok artık! Yıllar önce babamın gittiği yere, Yüreğimizde ki alevler Dönüşemedi hala küle...
Bugün bayram,bu gün yılbaşı Ellerin vatanında kimi arasam kimi sorsam, Kim dinler,kim anlar? İçimdeki o çocuk,hep ağlar hep ağlar...
yüreğimde ki bıçak İçimi acıtıyor hala… Gözlerim her yerde arıyor onu... Deli gibi özledim seni bitanem. Neme lazım bana Yılbaşı! Neme lazım bana Bayram! Sarılıp boynuna Sıcacık kucağında Gözyaşlarımı akıtacak Kimselerim yoksa Neyime benim bayram Neyime benim yılbaşı Bugün bayram Bugün yılbaşı Artık cep telefonlarından Birer mesaj çekerek, Kutlayacağız!!! Ne bir eli öpülesi kimse, Ne elimizi öpecek birileri !!! Odamıza oturup, Birileri gelsin diye; BEKLEYECEĞİZ…
01.01.2007 YILDIZ KOÇ ŞİMŞEK Hollanda 06 Ekim 2007 19:56 | yorum ekleyin DİLENİYORUM
Bir yudum sevgi için, Bir lokma huzur için Bir buket gülüş için, Dileniyorum. Kapandı umut kapıları, Kırıldı ruhumun camdan şatoları, Yok oldu canımın tunçtan yapıları, Bir ufacık çakıl taşı için, Dileniyorum. Bir nefes ,bir ömre bedel. Bir umut, bir hayat eder. Ver Allahım,biraz olsun sağlık ver. Annem için senden diliyorum. 26.05.2003
Yıldız Koç Şimşek 06 Ekim 2007 19:54 | yorum ekleyin KİTAPLARIMNe gördümse sende, Ne yaşadımsa seninle Öyle vefalı dostsun ki… Doyamadım sevgine. Sen nankör değildin, Senin çıkarların benim geleceğim. Sevgi ektin,dostluk verdin karşılıksız Bilgi verdin;umut dedin. Ben hayatı seninle sevdim. İlk ve son aşkımsın benim. Bir kelebek hafifliğiyle… Koşalım geçmişlerden geleceklere. 3.05.1995 Yıldız Koç
(Aydın Lisesi) 06 Ekim 2007 19:53 | yorum ekleyin ARIYORUM
Cebimde ellerim, gözlerim yerde
(Aydın Lisesi) 06 Ekim 2007 19:51 | yorum ekleyin ÇEKEMEYECEĞİM
06 Ekim 2007 19:48 | yorum ekleyin NE İSTERİM Kİ..Günlük güneşlik bir dünya, Yemyeşil bir bahçe hiç el değmemiş. İçinde binbir çiçek,binbir meyve, Kitaplarımla dolu oda oda ev, Sonra,Gel keyfim gel!
Kışın sobam olmalı ;sıcacık. Ekmeğim,suyum, Kötü şeydir ;açlık. -Allah kimseye vermesin- Üstüm başım,odun , kömür, Çevremde sevdiklerim. Ayağımda çoraplarım. İşte o zaman Adam gibi yaşarım.
Her mevsim güneş girmeli yüreklere Beyinler gün ortası gibi aydınlık olmalı, Kimin gözü,kimin eteğinde değil! Herkes kendi ekmeğini, Kendi teriyle kazanmalı.
Sevgiyle pırıl pırıl yanan gözler, herkeslere aynı ışıltıyla bakmalı, Umutlar artmalı,mutluluklar çoğalmalı, Çaresizlikler tatlı bir esintiyle silinmeli gökyüzünden,
Kadın-erkek çoluk -çocuk Dört elle bağlanmış hayata, mutlu insanlar, mutlu dünya, Ve o zaman yemin ederim, Bende kazık çakarım bu dünyaya..
Yıldız Koç Şimşek 5mayıs 1995 28 Haziran 2007 17:45 | yorum ekleyin AHIM OLSUNSen Ne hasretlerde yandın, Sen Ne acılara dayandın, Ey orta çağdan kalma, Deli yürek... Fırtınaların yıkıp harmanladığı, Depremlerin,yerlebir ettiği dünyada,tek başına, Bir abide gibi dimdik kaldın.
Ne yangınlarda duman duman, Ne sislerde buğu buğu.. Ne hırçın dalgalarda çaresiz Kaldında , Hemde oçocukluk yıllarında.... Dayandın.
Şimdi ,bir gül bahçesi midir senden beklediğim, Beklediğim yoksa bir hazan mevsiminin sessizliği mi? Mutluluk,çok mu uzaklarda bir umut? Dallarımı kökünden kırsa da bu yoksulluk, Birgün ama mutlaka kapıma sen geleceksin...
Hesabını soracağım,geçen yıllarımın, Yakandan tutup yerlere atacağım seni kader... İntikamını alacağım çektiğim bütün acıların...
İşte ozaman,geride kalan ne varsa , Ulaşacağım bende biraz olsun,hayatın baharına, Birgün banada söyleyecek en güzel şarkılarını,dereler.. Elbet birgün bu dünyadan bende mutlu ayrılacağım...
Yıldız Koç Şimşek 9haziran 1995
28 Haziran 2007 17:30 | yorum ekleyin Gitti GiderO güzelim günler deryalar, Yaşanmamış aşklar rüyalara, Zaman alıp başını bilinmez diyarlara
Gitti gider...
Sen döneceksin bir gün diye,
Umutlar ektim susuz çöllere,
Gömdüm gençliğimi,gidilmez ülkelere,
Kader başını almış gitti gider….
YILDIZ KOÇ ŞİMŞEK
5 Mayıs 2007
Almelo
25 Haziran 2007 11:15 | yorum ekleyin Bir Yıldız vardı ......
18 Haziran 2007 19:45 | yorum ekleyin FIRTINALI YÜREĞİM
Yine deli esiyor, rüzgarların, Devriliyor bir bir diktiğimiz her fidan, Ateş düştüğü yeri artık değil, Sanki yanıyor bütün cihan... Daha dün kundaklara belediğimiz yavrularımız, Sınır boylarında kaldı, yaşam umutlarımız, Her kim sanıyorsa bu acıyla daha çok yaşarız, Bir gün elbet anlıyacak, Anlıyacaklar ki hala eğilmez başlarımız... Nerde benim kara gözlü ceylanlarım, Nerde benim vatan kokan evlatlarım... Sevdaları yürekte, Elleri tetikte , Ulu çamlar gibi Bekliyor gençlerimiz bizi, Bekliyorlar daaa... Niçin bu yanan yürekler, Niçin bu öksüz bebekler Nedir Allah’ım göklere yükselen anaların feryadı, Ne zaman bitecek bu kavga, Bu savaş çığlıkları... Yemyeşil dağlarında melerken kuzular Mis kokan ovalarında, koşmak isteyen yavrular, Neden yasa bürünmüşte, Giyilmiş karalar, Acılarda analar... Daha dün düğünlerinde halay çekmedik mi beraber, Daha dün yas tutmadık mı birlikte, Gülmedik mi hiç beraber, söyleyin. Şimdiye dek bayramlaşmadık mı? Omuz omuza çarpışmadık mı düşmana karşı, Şehitlerimize ağlamadık mı? Kadını, kızı ,genci , Kötü kaderini ülkemizin silmek için, Yoksulluğa canımızdan set çekmek için, Daha mutlu yarınlara birlikte ulaşmak için, Koşmadık mı? Söyle neden şimdi, Söyle neden şimdi benim tomurcuk güllerimi, Bir bir DEVİRİYORSUN... Yüzünde iğrenç gülüşün, Sırtında Amerika’dan aldığın ödünç gücün, Tarihini bir bir unutup Karanlığa sen de gömülüyorsun... Ama şunu bil ki, Benim eski kader arkadaşım , Yeni can düşmanım, Sen kendi kaderini, kanlı ellerinle kötü yazıyorsun.. Yarın güneş doğduğunda, Yanında ne o güvendiklerin, Nede benim toprağa verdiklerim olacak... Son pişmanlığın çaresizlik, Ellerin boş kalacak. Bu gün gene acı esti rüzgarlar, Yüreğim bir kan gölü, Dost bildiklerim var ya Beni can evimden vurdu. Ağlama anam, sana ağlamak yakışmaz... Sen şehit anasısın artık. sana acılar dayanmaz. Şehitlerin kanı bir kırmızı güldür, asla solmaz Dik tut başını. Kaldır omuzlarını. Bak sana selam duruyor, Tüm vatan evlatları… 16.07.2007 Yıldız KOÇ ŞİMŞEK 30 Ocak 2007 13:36 | yorum ekleyin Son KararımızBiz ikimiz de yıllarca boşa kürek çektik. Bir gün bir baktıkki ne rüzgar o eski rüzgar, Ne kayık o eski kayık, Bir araya gelip,feleğe meydan okumaya başladık...... 28 Ocak 2007 11:59 | yorum ekleyin YalnızlıkBir ben varım evde, birde yalnızlık. Kırık masada iki kahve fincanı, Biri benim, Öteki benim. Odam havasız. Havada sigara dumanları...
Kırık aynalar, Bakan benim, Aynada ki ben. Aynadaki kadının mor armış gözaltları. Alnında çizgiler, Gözleri duman,duman, Ah anam, ah anam, Elimde, dizimde kalmadı derman... Akislerde yalnızlık...
Yatağım darma dağınık.İki yastık yanyana, Birinde ben, Diğerinde ben. Gece karanlık Dışarda yağmur sesleri, Gönlümde kederler Odamda olta atıyor,yalnızlık
Yıldız Koç Şimşek 22eylül 2007 (Hollanda) 22 Ocak 2007 11:36 | yorum ekleyin Gece Feneri VE Melissalar
Fırını geçip yüz metre kadar yürüyorsun, Sonra bir büyük cadde kesiyor yolunu. Arkanda aşevi, önünde çocuk bahçesi Köşede gece feneri....
Dün akşam şöyle bir baktım, Gururla dikmiş başını göğe doğru Öyle güçlü, öyle heybetli, Bir eliyle tutmuş parçalıyor, Gecenin kadife perdelerini... Köşenin başında,tek başına Gece feneri.
Arka tarafta bir güzel bahçe, Bahçede portakal ağaçları, Altında Melissalar.... Geceye karşı, Sokak lambasıyla arkadaş. Portakal ağacının dallarına serpmiş altın tozlarını gece feneri, Işıl ışıl yanıyor,yapraklar, kimi koyu yeşil,kimi sarı.
Melissalarda tatlı bir sevinç... Tatlı bir sarhoşluk desek daha iyi. Aniden rüzgarın tokatıyla sarsılıyor, Eğilliyor dalları melissanın yerlere kadar, Başı dönüyor, Çok ani geldi rüzgar. Birden salıveriyor parfümlerini, Tokat atana,mis kokular
Penceremde ben, Odamda melissalar, Onun mis kokuları. Sokakta gece feneri..
Birden eski günler geçiyor aklımdan, Çaresizlıkler.. Yıkılışlar, Damarlarımda kanımın donduğu uzun geceler..... Ne bir melissa olabildim, Nede bir gece feneri, İlk tokatta daha , Öptüm yerleri...
Sokağı dönünce, Ana caddeye bakan yerde, Eski , paslı, demirden, Her gece savaş açmış, her geceye, Aldırmadan fırtınaya, Boyun eğmeden Kara ,yağmura, Yayıyor altın ışıklarını... Uzandıkça kıvrılan yollara Gözleri kör edercesine, Meydan okuyor cehalete...
Yıldız Koç Şimşek 19.09.2007
19 Ocak 2007 21:49 | yorum ekleyin |
Son yorum alanlarGEÇ (2) reklamlarblog etiketlerim |
||||||||||||||
ark siteler: nedir ne demek, türkçe dil araçları
biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 11.1.339