blog, şiirler ile ilgili yazılar (31)

İNCİR AĞAÇLARI

 

 

 

İncir ağaçları

Kalınmış yaprakları,
Dikenli, etli,biraz da kaba...

Eğik tutmuş başını,
Yabancı gözlerden korusun diye meyvalarını...

Köylünün geçim kaynağıymış,
Yoksulun ekmek kapısı.
Fatma Nine'min de kışlık yakacağı...

Çocuklar gölgesinde oynar diye,
Öyle mutluymuş ki İncir ağacı.

Bol süt verirmiş,yapragıyla beslenen inekler,
Fabrika dönüşü yorgunluğunu giderirmiş Gölgesinde işçiler.
Yiyenlerin ağzından bal akarmış,

Dallarında binbir böcek,eteğine onca çiçek..
Mutlu yaşarlarmış öylece...
Çoook uzaklardan o insanlar gelmeden önce.

Kamyon kamyon oluk oluk insan o köye dolmuş.
Ne olduysa zaten o günden sonra olmuş

Önce keçilerini salmışlar üstüne,incir ağacının.
Yaprakları dökülmüş yerlere,
Kırılmış dalları,Meyveleri sere serpe...

Şöyle bir kendimi toplayayım demiş,
olur böyle şeyler,pes etmemek gerek.
Birgün beni anladıklarında herşey geçecek..

Ertesi gün bir koyun sürüsü etrafında
Hiç birşey bırakmamışlar,ne meyvesinde
Ne de yaprağında.

Ne olduğunu anlamadan daha
Bir hain balta sesiyle uyanmış,
Çaresizce eli ayağına dolanmış

Bir bakmış ki sahibi baş ucunda o yabancilara yalvarıyor;Yapmayın,etmeyin kıymayın ağacıma..

Her koparılan yapraktan,her kırlan daldan
Sel gibi yaşlar akmış durmadan
Böyle bir acı yaşatmasın bir daha Yaratan...

Ne işiten olmuş nede duyan sadece biri boynunu uzatıp,şöylece yandan,
'Komşi' demiş 'komşi mali ortaktır.Bu güne kadar hep sen yemişsen,Artık biz geldik teslim etmek zamanıdır'...

Karşı durmak Kimin haddine,
Mahkemeye baş vuranlar suçlu çıkmış hep,
İncir falan senin neyine gerek
Üstüne üstlük ev halkı, cümle alem bir güzel dayak yemiş,
Ertesi günyeni gelenler evlerini de ateşe vermiş

Artık buralarda duramayız demişler; çaresiz
Ne varsa üçbeş parça toplayıp,düşmüşler,kentin yoluna...

O yerlerden geçerse yolum,
Hep bir hoş olurum...

Şimdi göremezsiniz,bir tane bile incir ağacı,
Onun yerine dizmişler artık,çarpık çurpuk binaları.

Köy dediğin kurak bir çöl gibi,
Hiç eser yok,eski halinden
bakıyorumda;El gibi...

Yıldız Koç Şimşek

25 Eylül 2008 02:06 | yorum ekleyin

MASAL

Aydede de evimiz,

Yıldızlar kadar sevgimiz,

Yer yüzünde ayak izlerimiz vardı.



Bulutlar bastı evimizi,

Samanyolu kesti sevgimizi,

Acı bir poyraz siliverdi, ayak izlerimizi.



‘Bir varmış,bir yokmuş ‘ olduk.

Gerçeği yaşadık,yalan olduk,

Artık kimse hatırlyamaz bizi,

Biz yıllar önce unutulduk.



Yıldız Koç Şimşek

Aydın

31 Temmuz 2008 17:24 | yorum ekleyin

Derdin ya..

www_antoloji_com_527312_29.gif14.gif 

 Hani derdin ya;

Sensiz düşünemem bu kenti,

Gidersen uzaklara.

Düşerim ardına,yalınayak.

Batar tabanlarıma deve dikenleri,

Batarda kanı yüreğime akar.

 

Hani derdin ya,

Severim ben zindan geceleri,

Sardıkça beni,saçlarına sarılmışım gibi

Ne kar ne fırtına üşütemez beni.

Eğer gidersen;

Yaz ortasında kar yağar saçlarıma,

Buz tutar yüreğim,gece vakti,

Ağlar karanlıklar,yalnızlığıma.

 

Hani derdin ya;

Sensiz yaşamak ,hayır hayır yaşamak olamaz.

Güneş yakar beni, hava boğar.

Gidersen,vurgun yiyen yüreğim,

Aşar bedenimi,

Ruhum sana doğru koşar...

 

Yıldız Koç Şimşek

31 Temmuz 2008 16:20 | yorum ekleyin

Nedeen?

 

Kirpiklerinde iki damla yaş vardı
Seni dün gördüğümde.
Saçlarında o çılgın rüzgarlar,
Dudakların ağlamaklıydı neden?

Benzin güz bağına dönmüş,
O güzel yüzünü elem bürümüş.
Umutların yaban ellerinde şafak beklerken,
Bülbül yuvasına kargalar üşüşmüş.

Boynunu büküp çekip giderken,
Sanki 'O' sen değildin, nedeen?
Geriye dönüp bir baksaydın görecektin,
Çökmüş mezar misali, oracıkta ben.

Son sözlerin kulağımdan hiç gitmiyor.
Kalbin kırık, sesin donuk,
Biraz utangaç,biraz mahçup,
Elveda dedin, nedeen?
Gönlüm bir türlü anlayamıyor...
 

Yıldız Koç Şimşek

 

29 Haziran 2008 21:50 | yorum ekleyin

Gitmesen

Son kez dinle bak!

Ağladığıma aldırmadan

Yok saysan eksilerimi,

Artılarımı

Ne varsa yok saysan.



Başa dönmeyeceğim,

Sana 'neden?' demeyeceğim.

Bir bir faturasını çıkarmayacağım,

Şu kahrolası yılların.

 

Gözbebeklerime nişan almış gözlerine

Sormayacağım nedenini,

Düştüm eline,

Sadece iki kelime;

Ne olur?

Gitme sen....

Gitmesen...

 

Yıldız Koç Şimşek

10 Mayıs 2008

29 Haziran 2008 21:13 | yorum ekleyin

GEÇ

 

 

Ha deyince gelmez ki bahar,

'Gül' deyince açmaz ki, rengarenk güller...

 

Önce yağmurlar yağacak,

İliklerine kadar ıslanacaksın.

 

Yapraklar dökülecek, küçücük ellerine;

Ağlayacaksın...

 

Buda bir şey mi; soğuklar başlayacak ardından.

Karlar yağacak dağlarına, buz tutacaksın.

 

Ayaz vuracak tomurcuklarını, dolular kıracak dallarını,

Kimi meyvelerin,  çiçekteyken  daha,bozacak bağlarını.

 

'Sıcacık bir ocak başı,ne olur, Allahım' derken,

Bir mezartaşına akıtacaksın gözyaşlarını.

 

Sevdiklerin de terkedecek bir bir.

Koskoca dünyada artık,'tek' başınasın.

 

Kalbinde dayanılmaz ateşler,

 Delik-deşik olmuş  yüreğini,fırlatıp atacaksın.

 

İğneli beşiğekte, sallanır olmuşsun,

Karanlık bir ufka açılmış artık yolun...

 

Birden  bir sıcacık esinti yüzünde;tadını anımsamadığın

Saçlarını okşar gibi bir el; yalancı güneş

 

Bahar gelmiş ' diyeceksin; ne çok beklettin beni.

Şakır şakır yıldızlar gökyüzünde, geceleri...

 

Pınarlar çağlar gibi içinde, derin,derin.

Sonsuza uzanan bir gül bahçesi özlediğin.

 

Fırlayıp bahçeye koşmak vardı elbet.

Güllerini bulman , koklaman, gerek.

 

Ne dizlerinde deman, ne yüreğinde kuvvet.

Artık çok geç.ÇOOK GEEÇ

 

Yıldız Koç Şimşek

15 Haziran 2008

Aydın

15 Haziran 2008 23:22 | 2 yorum

KİMSELER BİLEMEZ Kİ

 

 KİMSELER BİLEMEZ Kİ

 

Kimseler bilemez seni benim kadar,

Göremediler ki kalbindeki cennet bahçesini

Yaşamadılar ki öyle uzun seneler seninle,

Âlem ne bilsin gönlünde beslediklerini.

 

Açık gri gözlerindeki o hiç gitmeyen dumana rağmen,

Güzel yüzünde eksilmeyen, insanı sırılsıklam saran gülüşünle,

Nasırlaşmış ellerinde bir demet gül gibi sunduğun,

Acılardan arındırılmış mutluluğu, bir dikişte içmek kolaydı…

 

Kimseler anlayamaz ki seni, benim kadar,

Kanadı kırık bir kuş olarak gelip konduğun dalların,

Buzlarla kaplı olduğunu,

Çıplak ayaklarının sessiz ve derinden donduğunu,

Kimseler görmedi ki…

 

Yıkık kerpiç duvarların oyuklarını ellerinle sıvayıp,

Kırık dökük viraneyi, sıcacık yuvaya dönüştürürken sen,

Hıçkırıkların ,yüreğinden kopup gelen,

Bir tatlı ninni oluverirdi, beşik başında, sen yavrularını uyuturken,

Kimseler nerelerden bilsin ki,

 

Yalnız ve zindan karası gecelerde,

Bir maniler sil silesi tutturup,

Dizip incilerini gözyaşlarının,

—Gurbetin sancılarını unutturup-iğne ile kuyu kazarak,

Ekmek kazanma pahasına, pazarladığını…

 

Yine de her pazartesi akşamı,

Hani o güllü, üzümlü, siyah ipek elbiseni, düğününden kalma,

Yılan derisi ayakkabılarını, dayımın getirdiği, çekip ayaklarına,

Kırmızı grapon kâğıtlarından rujunu dudaklarına sürüp,

Kraliçeler gibi haşmetli, prensesler gibi dimdik

Yollara koyulup,  yürüyerek,  saatlerce,

Bir bahçe sinemasının tahta sandalyesine kurulup,

Hayatın tadını, özümlemeye çalıştığını,

O yaşadığın pencereden bakıp…

 

Bilemezler bir tanem…

Başında dumanlı dağlar.

Ayaklarında yoksulluğun okyanusu,

Kimsesizlik çökmüş omuzlarına,

 

 Sen acılar deryasında ne kulaçlar atmışsın.

Sardıkça gönlünü ihanetin kemik elleri,

Kan kırmızısına dönen gözlerinde görürdüm;

İçini kavuran sevda ateşini.

Kıskançlığın bir saman alevi gibi geçiverse de yanından,

Sen meleklerden alınmış kanatlarınla, sıkıca sarılırdın yavrularına.

 

Şimdi,  arıyor umutsuzca yüreğim, her yerde seni.

Acıyor gözlerim, yüreğim, dilim acıyor.

Yanıyor içim, içim kanıyor.

Kalbimin tam orta yerinde,  bir koca  bıçak ,

Beyimde hiç susmayan bir kuş var, hep seni anlatıyor.

 

 

Kimseler bilemez ki canımın içi

Sensiz yaşamanın bu denli çetinliğini

Ben senin kadar güçlü olamadım ki hiç,

Artık dayanamıyorum anne,

Sensizliğe....

 

19 aralık 2007

Yıldız koç şimşek

Almelo

01 Mayıs 2008 16:20 | yorum ekleyin

SÖYLE BANA FALCI

Şöyle bir evir çevir yaşantımı,

Bir kazan bir kepçe,

Karıştırıp geçmişimi,

Düşleyiver, hele bir şöyle geleceğimi,

Hayatın sürprizleriyle

Yol nereye?

 

Yürek dolusu mutluluk,

Ağız dolusu kahkaha

Sıkışıp kalmış mıdır?

Bir yerlerde…

 

Şöyle bir el hareketiyle, silip hasretleri,

Üstüne kapkara, koca bir çizgi çekip

Acı veren ne varsa,

Yetmeyenleri yetirip,

Bitmeyenleri bitirip

Geri kalan üç-beş günlük yaşantımızın,

Güneşi göreceği günler var mıdır?

Kaderde…

 

Gönül aynasında birkaç kez görmüşlüğümüz var, hatırlarım;

Şöyle bir gülüp geçişini mutluluğun,

Yok,  hayır, yarenlik ettiğimiz de oldu.

Uzak diyarlarda kol kola girip gezmişliğimiz de.

Hasretin atlas yorganlarına sarılıp,

Gurbet şaraplarına, gözyaşlarımızı meze yaptığımızda oldu.

İçimize delice akarken, yağmur damlaları,

 Gülüşlerimiz dudaklarımız hep donup kaldı.

Gönül aynasında bir-kaç kez görmüşlüğümüz var hatırlarım

Şöyle bir gelip gidişini mutluluğun

 

Aradım bulamadım bir daha o günleri falcı,

Evliya Çelebi gibi, ayağımda çarık elimde asa,

En uzak ülkelerin en dar sokaklarında,

Yüce dağların başlarından,

Engin ovalara kadar, her yerlerde aradım.

Bir daha çıkmadı karşıma,

Söyledi mi sana falım

Bildin mi?

Dönecekler mi geriye?

 

19 Aralık 2007

Yıldız Koç Şimşek

Almelo

01 Mayıs 2008 16:06 | yorum ekleyin

Senin İçin

Dalgalar her vuruşta sahile,sanki söyler adını,

Beyaz köpüklerde gizli kalmıştır güzelliğin,

Bilirim benden başka hiç kimse,göremez ayak izlerini

Martıların kanatlarında  bir rüzgardır sesin…

 

O balıkçı kahvesinde yudumladığımız çay,

Gelir aklıma hani bir güz akşamında.

Ayrılık saatini beklerken hani,

Hasretin burukluğu vardı gönüllerimizde

Gökte bizimle alay eden dolunay….

 

Şimdi bir balıkçı ağında geçer mi elime,

Ya da bir martının kırık kanatlarında,

Ben hiç bu kadar kalmadım çaresiz,

Şimdi ümit topluyorum, midye kabuklarında….

 

Gök yüzünden şakır şakır yıldız yağıyor,

Bulutlar ağlıyor,yine o sahil akşamlarının birinde,

Bu kaçıncı  ayrılık şarkısıdır dinlediğim,

Kaçıncı kadeh boşalan,ellerimde

Geçmiş bir daha gelmiyor, geriye…

 

Sen sahilerimin deniz kızı,

Yosun  yeşili gözlerinde mutluluğum   kaldı

Sen rüyalarımın deniz yıldızı,

Sarı saçlarında yaşam umudum saklı

 

Beni bırakıp gecenin karanlığına

Yüreğimin kurak denizlerine bir dal artık.

 Gel bu deniz kentinin kollarında kal artık

Gel, ister bir martının çığlığında,

 İstersen, liman meyhanelerinin kırık dökük şarkılarında

İllede bir sabah,dalgaların saçlarında gel.

Gel bana akşam olmadan …

Hadi neolur gel….

 

Yıldız Koç şimşek

 Aydın

28 Ocak 2008 16:47 | yorum ekleyin

Mavi Nehir

İki mavi nehirdi O'nun gözleri,
En yaralı yüreklere merhem,
En yorgun dizlere derman,

Umutsuzlara umut deste deste,
Akar gibi,göklerden denizlere,
İki Mavi nehirdi O'nun gözleri...


Görürdü bir bakışta,geçmişle geleceği,
Bir bakışla yalanla gerçeği,
O Mavi gözler,tüm Türkiye'yi
Bastı bağrına
Bir babanın yavrusunu sarmalar gibi...
İki Mavi Nehirdi O'nun Gözleri

27 Ocak 2008 23:50 | yorum ekleyin

Herşey Sende Gizli

 

 

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır

.........

Can Yücel

 

09 Ocak 2008 01:13 | yorum ekleyin

Bahçıvan Sen olunca

Bir heyecan,bir tutkuyla açılır perde,
Yaşama ait ne varsa kadehlerde,
Kimi damla damla içer,
Kimi tek bir dikişte...

Sen acılarını damla damla özümleyenlerdensin,
Sen yemeden yedirip sonunda kahır çemberinden geçenlerdensin,
Sen,nasıl anlatayım ki başkalarına seni,
Birkere doğup bin kere ölenlerdensin.

Üzülme.....
Bir yerde biter oyunlar,iner son perde...
Kuliste ki sanatçılar her günkü gibi dönerken evine,
Yüzünde ki maskeleri,yere atar,
Görür aynada yüzünü çıplak gözleriyle...


Geçecek bu günler,
En dayanılmaz gibi gördüğün 35 yıl gibi.
Gelecek bir gün,gerçekler karşına,
Toplayacaksın bahçendeki gülleri toplar gibi...
Şimdi sana zor gelsede,eskisinden daha kolay yaşamak,

Göreceksin 
Şimdi sonbahar yaprakları gibi dökülsede sevdiklerin,

Göreceksin, bir bahar günü teker teker yeniden açacak,
Belki saksılar iyi değildi belkide toprak,
Bahçıvan sen olunca,çaresi yok, 
O güller yine açacak.

 

Ruhsan Sor

14 Ekim 2007 02:43 | yorum ekleyin

BEKLEYECEĞİZ

Bugün yılbaşı

Bugün kurban bayramı

Birazdan

Onca hazırlık,

onca heyecan

Bir telefon klubesinde

Kutlayacağız…

Yeni yılın kutlu olsun ,anneciğim,

Daha nice

Sağlıklı uzun yıllar…

Buram buram özledim seni

Gözlerimde tütüyorsun

Ellerinden, yüzlerinden öpüyorum,

İki gözüm,

Can özüm...

Kendine iyi bak,

Nolursun....

‘Beni hiç düşünme

Biz çok iyiyiz,

Hayatımız toz pembe

Bir sen varsın gönlümde kanayan,

Senin hasretin,

Öyle dedim diyee,

hayır hayır ağlama anam,

geçer bu günlerde,

Hayatımızı düşün,

Ne dikenli yollarda yürüdük seninle,

yalınayak,

Ne açlıklar,yokluklar,

Sonra esti bu acı rüzgar,

Ayrılıklar...

Sen acemisi değilsin gurbetin.

 

 

Bugün bayram,anacığım

Açık bırak kapını,Gelene gidene anlat beni,

deliliklerimi,

Babamdan habersiz bayram kaçamaklarımızı,

Akşama kadar

pazarpazar dolaştığımızı anlat,

Selamlarımı söyle yerden göğe kadar,

Öp herkesi benim yerime,

 

Dedim ya, düşünme beni,

düşünürsende

Geçmişteki çılgınlıklarımı hatırla

gülümse şöyle hani dudak ucuyla .

 

Deliyim ya hala,

Yaşlansamda akıllanamadım.

hep sen şımarttın beni gülüm,devasız bir dert bu;

USLANAMADIM

Diyebileceğim Annemde

Yok artık!

Yıllar önce babamın gittiği yere,

Yüreğimizde ki  alevler

Dönüşemedi hala küle...

 

Bugün bayram,bu gün yılbaşı

Ellerin vatanında kimi arasam kimi sorsam,

Kim dinler,kim anlar?

İçimdeki o çocuk,hep ağlar hep ağlar...

 

 

yüreğimde ki bıçak

İçimi acıtıyor  hala…

Gözlerim her yerde arıyor onu...

Deli gibi özledim seni bitanem.

Neme lazım bana Yılbaşı!

Neme lazım bana Bayram!

Sarılıp  boynuna

Sıcacık kucağında

Gözyaşlarımı akıtacak

Kimselerim  yoksa

Neyime benim bayram

Neyime benim yılbaşı

Bugün bayram

Bugün yılbaşı

Artık cep telefonlarından

Birer mesaj çekerek,

Kutlayacağız!!!

Ne bir eli öpülesi kimse,

Ne elimizi öpecek birileri !!!

Odamıza oturup,

Birileri gelsin diye;

BEKLEYECEĞİZ…

 

                                         01.01.2007

                                 YILDIZ KOÇ ŞİMŞEK

                                            Hollanda

06 Ekim 2007 19:56 | yorum ekleyin

DİLENİYORUM

 

Bir yudum sevgi için,

Bir lokma huzur için

Bir buket gülüş için,

Dileniyorum.

Kapandı umut kapıları,

Kırıldı ruhumun camdan şatoları,

Yok oldu canımın tunçtan yapıları,

Bir ufacık çakıl taşı için,

Dileniyorum.

Bir nefes ,bir ömre bedel.

Bir umut, bir hayat eder.

Ver Allahım,biraz olsun sağlık ver.

Annem için senden diliyorum.

                 26.05.2003

                 

                 Yıldız Koç Şimşek

06 Ekim 2007 19:54 | yorum ekleyin

KİTAPLARIM

 

Ne gördümse sende,

Ne yaşadımsa seninle

Öyle vefalı dostsun ki…

Doyamadım sevgine.

Sen nankör değildin,

Senin çıkarların benim geleceğim.

Sevgi ektin,dostluk verdin karşılıksız

Bilgi verdin;umut dedin.

Ben hayatı seninle sevdim.

İlk ve son aşkımsın benim.

Bir kelebek hafifliğiyle…

Koşalım geçmişlerden geleceklere.

 3.05.1995

 Yıldız Koç

 

(Aydın Lisesi)

06 Ekim 2007 19:53 | yorum ekleyin

ARIYORUM

 

Cebimde ellerim, gözlerim yerde
Çok uzaklarda seni arıyorum
İşte titreyen ellerin dümende
Karlar içindesin seni görüyorum.

Her taraf bembeyaz
Hayatımızın aksine
Neden topraklar yeşile bürününce
Kader gülmüyor bize.

Bazen bir meyhanede hayalin
Kırılmış şişeler, boşalmış kadehin
Kovuyorum git diyerek
Dökülen göz yaşlarımı silerek

Bazen her şeyden ayrı
Koşuyorsun istasyondan okula
Elinde bavul, kolunda mazi
Beni bekliyorsun kapıda.
.....1968 Aydın
......
Yıldız Şimşek

 

(Aydın Lisesi)

06 Ekim 2007 19:51 | yorum ekleyin

ÇEKEMEYECEĞİM

 

 

Zehirlenmiş gözlerini
Çevirme artık bana, yabancıyız
Soguk, dokunma ellerinle ellerime
Ayrıldık apayrı dünyalardayız.

Bu ebedi kopuş oldu dönmeyeceğim
Hislerim ölüme sürüklesede, sevmeyecegim
Yüzüme bakma sana dönmeyecegim
Artık sabrım kalmadı, çekemiyecegim.

Çilen ağır bir yük omuzlarımda
O Yüzden gençliğim, herşeyim gitti boşuna
Beklema boşuna sana dönmiyecegim
Çünkü her şey bitti, bende gideceğim.

04//1971 Aydın
Yıldız Şimşek

                                                                                  (Aydın Lisesi)

06 Ekim 2007 19:48 | yorum ekleyin

NE İSTERİM Kİ..

Günlük güneşlik bir dünya,

Yemyeşil bir bahçe hiç el değmemiş.

İçinde binbir çiçek,binbir meyve,

Kitaplarımla dolu oda oda ev,

Sonra,Gel keyfim gel!

 

Kışın sobam olmalı ;sıcacık.

Ekmeğim,suyum,

Kötü şeydir ;açlık.

-Allah kimseye vermesin-

Üstüm başım,odun , kömür,

Çevremde sevdiklerim.

Ayağımda çoraplarım.

İşte o zaman

Adam gibi yaşarım.

 

Her mevsim güneş girmeli yüreklere

Beyinler gün ortası gibi aydınlık olmalı,

Kimin gözü,kimin eteğinde değil!

Herkes kendi ekmeğini,

Kendi teriyle kazanmalı.

 

Sevgiyle  pırıl pırıl yanan gözler,

herkeslere aynı ışıltıyla bakmalı,

Umutlar artmalı,mutluluklar çoğalmalı,

Çaresizlikler tatlı bir esintiyle silinmeli gökyüzünden,

 

Kadın-erkek çoluk -çocuk

Dört elle bağlanmış hayata,

mutlu insanlar, mutlu dünya,

Ve o zaman yemin ederim,

 Bende kazık çakarım bu dünyaya..

 

Yıldız Koç Şimşek

5mayıs 1995

28 Haziran 2007 17:45 | yorum ekleyin

AHIM OLSUN

Sen

Ne hasretlerde yandın,

Sen

 Ne acılara dayandın,

Ey orta çağdan kalma,

Deli yürek...

Fırtınaların yıkıp harmanladığı,

Depremlerin,yerlebir ettiği dünyada,tek başına,

Bir abide gibi dimdik kaldın.

 

Ne yangınlarda duman duman,

Ne sislerde buğu buğu..

Ne hırçın dalgalarda çaresiz

Kaldında ,

Hemde  oçocukluk yıllarında....

Dayandın.

 

Şimdi ,bir gül bahçesi midir senden beklediğim,

Beklediğim yoksa bir hazan mevsiminin sessizliği mi?

Mutluluk,çok mu uzaklarda bir umut?

Dallarımı kökünden kırsa da bu yoksulluk,

Birgün ama mutlaka kapıma sen geleceksin...

 

Hesabını soracağım,geçen yıllarımın,

Yakandan tutup yerlere atacağım seni kader...

İntikamını alacağım çektiğim bütün acıların...

 

İşte ozaman,geride kalan ne varsa ,

Ulaşacağım bende biraz olsun,hayatın baharına,

Birgün banada söyleyecek en güzel şarkılarını,dereler..

Elbet birgün bu dünyadan bende mutlu ayrılacağım...

 

         Yıldız Koç Şimşek

           9haziran 1995

 

28 Haziran 2007 17:30 | yorum ekleyin

Gitti Gider

          O güzelim günler deryalar,

          Yaşanmamış aşklar rüyalara,

          Zaman alıp başını bilinmez diyarlara

 

          Gitti gider...                       

 

   

 

          Sen döneceksin bir  gün diye,

 

          Umutlar ektim susuz çöllere,

 

          Gömdüm gençliğimi,gidilmez ülkelere,

 

          Kader başını almış gitti gider….

 

 

                  YILDIZ KOÇ ŞİMŞEK 

 

                    5 Mayıs 2007

                    

                     Almelo

 

25 Haziran 2007 11:15 | yorum ekleyin

Bir Yıldız vardı ......

Bir Yıldız Vardı...Bir Yıldız Daha..

Bir Yıldız vardı,Bir Yıldız daha...
Saman yoluna döndü dünya.
Minik minik elleri,
Açık yeşil mi,ela mı gözleri?
Sevimli mi sevimli...

Kokusuna bayıldım.
Sımsıcaktı...Bağrıma bastım.
Minik Yıldız'a şaştım kaldım.
O bir güzellik abidesi.

Kıvrım kıvrım,bukle bukle saçları,,
Gözleri birer sevgi pınarı.
bu dünyada bana göre yok bir eşi,
Yine açtı gönlümde,yaşam tomurcukları..

Yıldızlar dolsun yaşantına,
Kader gülsün bahtına,
Dikensiz gülleraçsın hayat yolunda
Prensesim hadi gel artık kucağıma.
 

Yıldız Koç Şimşek

 Hollanda

18 Haziran 2007 19:45 | yorum ekleyin

FIRTINALI YÜREĞİM

Yine deli esiyor, rüzgarların,

Devriliyor bir bir  diktiğimiz her fidan,

Ateş düştüğü yeri artık değil,

Sanki yanıyor bütün cihan...

Daha dün kundaklara belediğimiz yavrularımız,

Sınır boylarında kaldı, yaşam umutlarımız,

Her kim sanıyorsa bu acıyla daha çok yaşarız,

Bir gün elbet anlıyacak,

Anlıyacaklar ki hala eğilmez başlarımız...

Nerde benim kara gözlü ceylanlarım,

Nerde benim vatan kokan evlatlarım...

Sevdaları yürekte,

Elleri tetikte ,

Ulu çamlar gibi

Bekliyor gençlerimiz bizi,

Bekliyorlar daaa...

Niçin bu yanan yürekler,

Niçin bu öksüz bebekler 

Nedir Allah’ım göklere yükselen anaların feryadı,

Ne zaman bitecek bu kavga,

Bu savaş çığlıkları...

Yemyeşil dağlarında melerken kuzular

Mis kokan ovalarında, koşmak isteyen yavrular,

Neden yasa bürünmüşte,

Giyilmiş karalar,

Acılarda analar...

Daha dün düğünlerinde halay çekmedik mi beraber,

Daha dün yas tutmadık mı birlikte,

Gülmedik mi hiç  beraber, söyleyin.

Şimdiye dek bayramlaşmadık mı?

Omuz omuza çarpışmadık mı düşmana karşı,

Şehitlerimize ağlamadık mı?

Kadını, kızı ,genci  ,

Kötü kaderini ülkemizin silmek için,

Yoksulluğa canımızdan set çekmek  için,

Daha mutlu yarınlara birlikte ulaşmak için,

Koşmadık mı?

Söyle neden şimdi,

Söyle neden şimdi benim tomurcuk güllerimi,

Bir bir DEVİRİYORSUN...

Yüzünde iğrenç gülüşün,

Sırtında  Amerika’dan aldığın ödünç gücün,

Tarihini bir bir unutup

Karanlığa sen de gömülüyorsun...

Ama şunu  bil ki,

Benim eski kader arkadaşım ,

Yeni can düşmanım,

Sen kendi kaderini, kanlı ellerinle  kötü yazıyorsun..

Yarın güneş doğduğunda,

Yanında ne  o güvendiklerin,

Nede benim toprağa verdiklerim olacak...

Son pişmanlığın çaresizlik,

Ellerin boş kalacak.

Bu gün gene acı esti rüzgarlar,

Yüreğim bir kan gölü,

Dost bildiklerim var ya

Beni can evimden vurdu.

Ağlama anam, sana  ağlamak yakışmaz...

Sen şehit anasısın artık.  sana acılar dayanmaz.

Şehitlerin kanı bir kırmızı güldür, asla solmaz

Dik tut başını.

Kaldır omuzlarını.

Bak sana selam duruyor,

Tüm vatan evlatları…

16.07.2007

Yıldız KOÇ ŞİMŞEK

30 Ocak 2007 13:36 | yorum ekleyin

Son Kararımız

Biz ikimiz de yıllarca boşa kürek çektik.

Bir gün bir baktıkki ne rüzgar o eski rüzgar,

Ne kayık o eski kayık,

Bir araya gelip,feleğe meydan okumaya başladık......

28 Ocak 2007 11:59 | yorum ekleyin

Yalnızlık

Bir ben varım evde, birde yalnızlık.

Kırık masada iki kahve fincanı,

Biri benim,

Öteki benim.

Odam havasız.

Havada sigara dumanları...

 

Kırık aynalar,

Bakan benim,

Aynada ki ben.

Aynadaki kadının mor armış gözaltları.

Alnında çizgiler,

Gözleri duman,duman,

Ah anam, ah anam,

Elimde, dizimde  kalmadı derman...

Akislerde yalnızlık...

 

Yatağım darma dağınık.İki yastık yanyana,

Birinde ben,

Diğerinde ben.

Gece karanlık

Dışarda yağmur sesleri,

Gönlümde kederler

Odamda  olta atıyor,yalnızlık

 

Yıldız Koç Şimşek

22eylül 2007 (Hollanda)

22 Ocak 2007 11:36 | yorum ekleyin

Gece Feneri VE Melissalar

 

Fırını geçip yüz metre kadar yürüyorsun,

Sonra bir büyük cadde kesiyor yolunu.

Arkanda  aşevi, önünde çocuk bahçesi

Köşede gece  feneri....

 

Dün akşam şöyle bir baktım,

Gururla dikmiş başını göğe doğru

Öyle güçlü, öyle heybetli,

Bir eliyle tutmuş parçalıyor,

 Gecenin kadife perdelerini...

Köşenin başında,tek başına

Gece feneri.

 

Arka tarafta bir güzel bahçe,

Bahçede portakal ağaçları,

Altında Melissalar....

Geceye karşı,

Sokak lambasıyla arkadaş.

Portakal ağacının dallarına serpmiş altın tozlarını

gece feneri,

Işıl ışıl yanıyor,yapraklar,

kimi koyu yeşil,kimi sarı.

 

Melissalarda tatlı bir sevinç...

Tatlı bir sarhoşluk desek daha iyi.

Aniden rüzgarın tokatıyla sarsılıyor,

Eğilliyor dalları melissanın yerlere kadar,

Başı dönüyor,

Çok ani geldi rüzgar.

Birden salıveriyor  parfümlerini,

Tokat atana,mis kokular

 

Penceremde ben,

Odamda  melissalar,

Onun mis kokuları.

Sokakta gece feneri..

 

Birden eski günler geçiyor aklımdan,

Çaresizlıkler..

Yıkılışlar,

Damarlarımda kanımın donduğu uzun geceler.....

Ne bir melissa olabildim,

Nede bir gece feneri,

İlk tokatta daha ,

Öptüm yerleri...

 

Sokağı dönünce,

Ana caddeye bakan yerde,

Eski , paslı, demirden,

Her gece savaş açmış, her geceye,

Aldırmadan fırtınaya,

Boyun eğmeden

Kara ,yağmura,

Yayıyor  altın ışıklarını...

Uzandıkça  kıvrılan  yollara

Gözleri kör edercesine,

Meydan okuyor cehalete...

 

Yıldız Koç Şimşek

 19.09.2007

 

 

 

 

 

 

 

19 Ocak 2007 21:49 | yorum ekleyin


< Geri     1 2     İleri >

Son yorum alanlar

reklamlar

blog etiketlerim

ark siteler:  nedir ne demek,  türkçe dil araçları

biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 11.1.339