SEL07 Ekim 2007 22:47 şikayet | etiketleri: bir masaldı geçen yıllar
Sabahınan esen seher, sabah yeli mi? Benim gönlüm, divane mi deli mi ? Durup durup, yar göğsünü geçirir, Yoksa bugün ayrılığın günü mü? Vay vay anam sürmelim… Aman anam ben yandım aman…
Taşlı Tarlada hem mercimek yoluyor, hemde bağıra bağıra Yozgat Sürmelisi’ni söylüyordu. Kimsecikler yoktu etrafında. Daha şafak ağarmaya başlamadan düşüp yollara gelmişti.Çocuklar taa öğleye kadar uyurlar. Ben de bugün bu yolma, işini bitireyim dedi.Yolduğu mercimekleri bir kenara yığmaya başladı. Ayrılık ateşini bu günlerde böyle söndürmeye çalışıyordu;. Çiğ düşmüşte …… dedi. Bir gök gürlemesiyle birlikte müthiş bir yağmur başladı. Öyle bir yağmur ki, gözünü bile açamıyor, önünü göremiyor adımlarını atamıyordu. Mercimek arıklarının içine yığıldı. - Beklerim geçer, dedi. Ama hayır, yağmurun duracağı yoktu. Önce arıklar suyla doldu. Sonra da bütün tarla, koca bir göle döndü. -Gitmeliyim dedi. Çocuklarım ? … Bir iki adım attı .Ayaklarını sudan zor çıkarıyordu. .-Hayır burada kalamam. Yağmurun biteceği falan yok. Bağırmayı denedi; -Kimse yok muuu? Allah Aşkına yardım ediiin! Yağmurun sesinden kendi sesini bile duyamıyordu. Şu hendeği aşıp yola ulaşabilse, belki birilerine rastlardı .Ha gayret !dedi, kendi kendine. Sonra birden aklına emeklemek geldi. Emeklemeye başladı. Emekleye emekleye tarlanın kenarına geldi. Önünü hala göremiyordu.Yağmur iliklerine kadar işlemişti. Başındaki yemenisini çıkardı bir sıktı sularını, yüzünü sildi tekrar başına örttü. Hayır yollarda kimse yoktu. -Allahım sen yavrularımı koru ! dedi,gayret ver Allahım, yavrularıma kavuşayım…. Yollar sularla dolmuş,Sorgun’a doğru akan bir nehir haline gelmişti. İçini daha büyük bir korku sardı. Ne yapacağını düşünmeden ayağa kaktı suların içinde koşar adımlarla yeldire, yeldire yürümeye başladı. Kimi zaman sular onu sürüklüyor kimi zaman ayağı taşlara değiyor, bacağı acıyordu . O hiçbir şeyin farkında değildi artık bir an önce evine ulaşmaya çalışıyordu. Artık hiçbir şey de düşünmüyordu. Böyle ne kadar gitti bilmiyor. Bitkin bir halde evi önüne geldiği zaman gözlerine inanamadı; Deli baş, taşmış merdivenlerin yarısı görünmüyordu.ev suların içinde yüzer gibiydi… Yağmur bütün şiddetiyle yağıyordu. Kendini hiç düşünmeden merdivenlere doğru attı.Basamakları el yordamıyla buldu suları yara yara, yukarı çıktı. Üst basamaklara ulaştı ama Deli baş bu. Azgın bir boğa gibi kükreye kükreye geliyordu. Sonunda bütün basamaklar, ondan sonrada ev sular altında kaldı. Aniş yukarı çıktığında çocuklar uyuyordu. Bir bir sarıldı yavrularına. Önce Mahmut’u kaldırdı. Sonra Mehmet’e yöneldi birde ne görsün karşı duvar büyük bir gürültüyle uçtu .Artık Delibaş evin içindeydi.Heryer su altında , Aniş, Mehmet’le Yusuf’u kaptığı gibi Fahriye’ nin evine dayanan duvara doğru götürdü. Pencereden ?…Hayır bu duvar daha sağlam olmalı dedi. Mahmut’u da yanına çağırdı Raf diye kullandığı kalın duvara oturttu çocukları.Kendi de çıkmaya çalıştı ama nafile. Geç kalmıştı. Sular onu sürüklüyordu. Rafa sadece elleriyle tutundu. Öyle bir süre asılı kaldı: Çocuklar,çığlık çığlığa bağrışıyorlardı . -Korkmayın , diyebildi sadece, yanınızdayım.! Birden ayağına bir şey dolandı sanki. Belki de bir su yılanı birden Aniş’i çekmeye başladı. Aniş bağırmadan çırpınmaya başladı Çocuklar korkmasın derken ayağını tekme atar gibi salladı.Pat diye bir şey sırtından suya düştü. –Oh ,dedi. Artık ev diyede bir şey kalmamıştı. Üç duvarda uçup gitmiş, Bir tek çocukların olduğu duvar kalmıştı.,Kendini fırlata fırlata artık Anişte o duvarı üzerindeydi…
YILDIZ KOÇ ŞİMŞEK Devam edecek |
reklamlarSon yorum alanlarGEÇ (2) blog etiketlerim |
ark siteler: nedir ne demek, türkçe dil araçları
biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 15.0.490