FİRDEVS16 Mayıs 2009 00:50 şikayet | etiketleri: hatıralar
Doğum tarihini kendisi de bilmiyor. Nüfus kütüğüne kaydetmek için geldiklerinde tahmini yaş üzerinden, 1926 diye yazdılar. Babasini hiç görmedi. Bildigi tek şey, annesinin anlattıkları: Babası Akif, çok ağır hastalanmıştı. Annesi Emine, hamileydi, gün sayıyordu. Akif, Eşini yanına çağırdı; Emine dedi, eğer kızımız olursa adını Firdevs koyacaksın. Dünya -ahret iki elim iki yakandan gitmez. Anamın adını koyacaksın. Oğlumuz olursa ne istersen onu koy. Babasından miras olarak aldığı tek şey adıydı. Annesi kilim dokudu, ebelik yaptı. İki oğlu İve kızına baktı. Kızını, kardeşi Şevketin oğluyla evlendirmek istiyordu, ama Büyük oğlu Bahri karşı cıktı. ‘Emmimin oğlu Mehmet’e vereceksin!’ diye zorladı. Evde bu yüzden büyük kavgalar oldu. Sonunda Emine kızını Mehmet’le söz kesti, Bahri’den korktuğu için. Kesmesine kesti de gönlü hiç razı değildi. Zaten ömrü de yetmedi. Hastalandı. On bir yasındaki Firdevs, annesini de kaybetti. Büyük ağabeyi de askere gitti. 3yıl geçti aradan .Küçük ağabeyi Mihrali’yi de askere çağırdılar. Tek başına kalacaktı. Sığınabileceği bir yer yoktu su anda. Mihrali askerlik şubesine gidip; — Bakin, dedi: bizim kimsemiz yok. Bir kardaşım var asker. Bir bacım var on dört yaşında daha. Anamız yok. Babamız yok. Amcamız, dayımız, halamız yok. Ya bana izin verin abim gelsin öyle askere gideyim, ya da bir kursun verin bacımı oldurup öyle gideyim. Kırk gün izin verdiler. Abisi askerden gelmeden Mihrali' i asker ettiler. Firdevs Abisinin yanında çalıştığı İsmail Ağaya emanet edildi. Pembe Hatun ve İsmail ağa onu gelin ettiler. Ağabeylerinin her ikisi de yoktu yanında. Çeyizi de anasının dokuyup bıraktığı iki hasır yastık, ağabeylerinden kalma iki yatak ve iki kilimden ibaretti. Bir dileği, bir umudu var mıydı? İsteklerini sormadılar hiç. Gelinliğini giydirdiler, başina, O zamanlar taç yerine bir çeşit sepet koyuyorlar, üstünü de yemenilerle süslüyorlardı. O da yoktu. Bir sefer tasını basına geçirip; —Senin kaderin böyleymiş ne yapalım, dediler. —Babam yok; kader, anam yok: kader. Kardaslarim asker; o da kader. Ama bu sefer tası benim kaderim değil, dedi. Başından çıkardı sefer tasını yere koydu. Taçsız gelin oldu. Bir paytona bindirdiler, Çaybaşı mahallesine gitmek için, Kızılırmak’ın kolu olan Delibaş’ın üstünden geçiliyordu. _Şuradan kendimi, Delibaşın kollarına bıraksam beni anama götürür mü ki? Diye düşündü... Yapamadı. Korktu... Üç yıl çocuğu olmayınca, kocasına baskı yapmaya başladılar. —O kısır. Ne diye başını bekleyip duruyorsun. Boşa gitsin. Dediler. Hocalara gitti, ebelere gitti, Firdevs. _ Kızım, sen zaten çocuksun. Çocuğun çocuğu olur mu? Bekle. Dediler. |
reklamlarSon yorum alanlarGEÇ (2) blog etiketlerim
-
|
desteklediklerimiz: nedir ne demek, büyük türkçe dizin, tasda
biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 14.0.263