fotoğraflara takip

takip | yaptığım yorumlar:üye sayfalarına - fotoğraflara - bloglara - videolara - müziklere - diğer


Toplam 61 yorum, 1 - 20 arası gösteriliyor, yeniler önce.

24 Eylül 2008 03:15

İncir ağaçları

Kalınmış yaprakları,
Dikenli, etli,biraz da kaba...

Eğik tutmuş başını,
Yabancı gözlerden korusun diye meyvalarını...

Köylünün geçim kaynağıymış,
Yoksulun ekmek kapısı.
Fatma Nine\'min de kışlık yakacağı...

Çocuklar gölgesinde oynar diye,
Öyle mutluymuş ki İncir ağacı.

Bol süt verirmiş,yapragıyla beslenen inekler,
Fabrika dönüşü yorgunluğunu giderirmiş Gölgesinde işçiler.
Yiyenlerin ağzından bal akarmış,

Dallarında binbir böcek,eteğine onca çiçek..
Mutlu yaşarlarmış öylece...
Çoook uzaklardan o insanlar gelmeden önce.

Kamyon kamyon oluk oluk insan o köye dolmuş.
Ne olduysa zaten o günden sonra olmuş

Önce keçilerini salmışlar üstüne,incir ağacının.
Yaprakları dökülmüş yerlere,
Kırılmış dalları,Meyveleri sere serpe...

Şöyle bir kendimi toplayayım demiş,
olur böyle şeyler,pes etmemek gerek.
Birgün beni anladıklarında herşey geçecek..

Ertesi gün bir koyun sürüsü etrafında
Hiç birşey bırakmamışlar,ne meyvesinde
Ne de yaprağında.

Ne olduğunu anlamadan daha
Bir hain balta sesiyle uyanmış,
Çaresizce eli ayağına dolanmış

Bir bakmış ki sahibi baş ucunda o yabancilara yalvarıyor;Yapmayın,etmeyin kıymayın ağacıma..

Her koparılan yapraktan,her kırlan daldan
Sel gibi yaşlar akmış durmadan
Böyle bir acı yaşatmasın bir daha Yaratan...

Ne işiten olmuş nede duyan sadece biri boynunu uzatıp,şöylece yandan,
\'Komşi\' demiş \'komşi mali ortaktır.Bu güne kadar hep sen yemişsen,Artık biz geldik teslim etmek zamanıdır\'...

Karşı durmak Kimin haddine,
Mahkemeye baş vuranlar suçlu çıkmış hep,
İncir falan senin neyine gerek
Üstüne üstlük ev halkı, cümle alem bir güzel dayak yemiş,
Ertesi günyeni gelenler evlerini de ateşe vermiş

Artık buralarda duramayız demişler; çaresiz
Ne varsa üçbeş parça toplayıp,düşmüşler,kentin yoluna...

O yerlerden geçerse yolum,
Hep bir hoş olurum...

Şimdi göremezsiniz,bir tane bile incir ağacı,
Onun yerine dizmişler artık,çarpık çurpuk binaları.

Köy dediğin kurak bir çöl gibi,
Hiç eser yok,eski halinden
bakıyorumda;El gibi...

Yıldız Koç Şimşek


21 Eylül 2008 15:56

Ee, Fener bu ,gün olur gene 6- 0 yener. Tarih tekerrürden ibarettir


21 Eylül 2008 15:54

yandım anam


21 Eylül 2008 15:53

aboo bu ne şirinlik böyle


28 Ağustos 2008 15:56

çok yakışmışsın aslında sen saraylara layıksın


28 Ağustos 2008 15:51

Deniz güzel sen güzel, iki güzel bir arada ..ne güzel.


26 Ağustos 2008 22:48

benim de....


30 Mayıs 2008 21:58

Dünya harikası.Maloluş fiatı hesaba katılmadanbedeli çok öncelerden çok ağır şekilde ödenmiş ve hala ödenmekte.Sadece bazı şeylere evet diyebileceklere satacaklar heralde .


30 Mayıs 2008 21:54

çok hoş


21 Mayıs 2008 18:54

Bir yarışma sonunda hediye edilmiş.anneside bana gönderdi. benimde hoşuma gitti bu resim.


21 Mayıs 2008 18:53

ona bi diyeceğim.yok bende tutkunuyum.


18 Mayıs 2008 15:13

'Yaşamak güzel şey be kardeşim.'..


18 Mayıs 2008 15:11

Harika bir manzara


18 Mayıs 2008 14:30

Burası bizim evimizin oldugu bulvar .evimiz biraz ilerde


12 Mayıs 2008 21:44

Şiiri nasıl buldun,yalan yada yanlışı var mı?Sonuçta firdevs Hanım,ikimizinde annesiydiiiii.....


12 Mayıs 2008 21:13

Nasılsın? nerelerdesin?


12 Mayıs 2008 21:11

KİMSELER BİLEMEZ Kİ

Kimseler bilemez seni benim kadar,

Göremediler ki kalbindeki cennet bahçesini

Yaşamadılar ki öyle uzun seneler seninle,

Âlem ne bilsin gönlünde beslediklerini.





Açık gri gözlerindeki o hiç gitmeyen dumana rağmen,

Güzel yüzünde eksilmeyen, insanı sırılsıklam saran gülüşünle,

Nasırlaşmış ellerinde bir demet gül gibi sunduğun,

Acılardan arındırılmış mutluluğu, bir dikişte içmek kolaydı…





Kimseler anlayamaz ki seni, benim kadar,

Kanadı kırık bir kuş olarak gelip konduğun dalların,

Buzlarla kaplı olduğunu,

Çıplak ayaklarının sessiz ve derinden donduğunu,

Kimseler görmedi ki…




Yıkık kerpiç duvarların oyuklarını ellerinle sıvayıp,

Kırık dökük viraneyi, sıcacık yuvaya dönüştürürken sen,

Hıçkırıkların ,yüreğinden kopup gelen,

Bir tatlı ninni oluverirdi, beşik başında, sen yavrularını uyuturken,


Kimseler nerelerden bilsin ki,




Yalnız ve zindan karası gecelerde,

Bir maniler sil silesi tutturup,

Dizip incilerini gözyaşlarının,

—Gurbetin sancılarını unutturup-iğne ile kuyu kazarak,

Ekmek kazanma pahasına, pazarladığını…





Yine de her pazartesi akşamı,

Hani o güllü, üzümlü, siyah ipek elbiseni, düğününden kalma,

Yılan derisi ayakkabılarını, dayımın getirdiği, çekip ayaklarına,

Kırmızı grapon kâğıtlarından rujunu dudaklarına sürüp,

Kraliçeler gibi haşmetli, prensesler gibi dimdik

Yollara koyulup, yürüyerek, saatlerce,

Bir bahçe sinemasının tahta sandalyesine kurulup,

Hayatın tadını, özümlemeye çalıştığını,

O yaşadığın pencereden bakıp…





Bilemezler bir tanem…

Başında dumanlı dağlar.

Ayaklarında yoksulluğun okyanusu,

Kimsesizlik çökmüş omuzlarına,




Sen acılar deryasında ne kulaçlar atmışsın.


Sardıkça gönlünü ihanetin kemik elleri,

Kan kırmızısına dönen gözlerinde görürdüm;

İçini kavuran sevda ateşini.

Kıskançlığın bir saman alevi gibi geçiverse de yanından,

Sen meleklerden alınmış kanatlarınla, sıkıca sarılırdın yavrularına.





Şimdi, arıyor umutsuzca yüreğim, her yerde seni.

Acıyor gözlerim, yüreğim, dilim acıyor.

Yanıyor içim, içim kanıyor.

Kalbimin tam orta yerinde, bir koca bıçak ,

Beyimde hiç susmayan bir kuş var, hep seni anlatıyor.

Kimseler bilemez ki canımın içi,

Sensiz yaşamanın bu denli çetinliğini

Ben senin kadar güçlü olamadım ki hiç,

Artık dayanamıyorum anne,

Sensizliğe....





19 aralık 2007

Yıldız koç şimşek

Almelo


12 Mayıs 2008 21:06

Merhaba abi


12 Mayıs 2008 19:42

Henüz değil. ama olma yolunda. böyle düşündüğün için çok teşekkürler ...


12 Mayıs 2008 19:17

İnşaallah ilerde iyi bir dansçı olur.henüz 15 yaşında ,şimdiden bir çok ödülü var.


< Geri     1 2 3 4     İleri >

reklamlar

ark siteler:  nedir ne demek,  türkçe dil araçları

biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 5.0.720