Ne o bu şu demene gerek yok yaza yazabildiğin kadar.

blogum

Ay ve yıldızım

Image Hosted by ImageShack.us

03 Haziran 2008 11:37 | yorum ekleyin

ŞEKER HOCA

ŞEKER HOCA 

 

Celal Tilgen, Malatya'daki Şeker Camii'nin imamı. Lakabı, Şeker Hoca. Ama bu lakabı sadece camiye borçlu değil.

Tilgen yani namı diğer Şeker Hoca, ülkenin en modern din adamlarından biri. Vaazlarını laptopla veriyor.

Soruları internetten yanıtlıyor, vaaz arası reklam alıyor. Vaazını "Malatyaspor Galatasaray'ı yensin, amin" diye bitiren ama kimseden tepki almayan bir din adamı

Şeker Hoca bir alem hoca : "Peygamberimiz yaşasaydı cipe binerdi, zaten devenin de iyisine binmiş!" diyor.

Teravih namazında eli boş gelen kadınlara "Televizyon programlarına börek çörek yapıp gidersiniz, buraya eliniz boş geliyorsunuz!" diye takılıyor.

Söylediklerini oya sunuyor, Cuma namazının farzını kıldırıp "Memleketin 330 milyar dolar borcu var, haydi şimdi gidip çalışın!" diye cemaati işlerinin başına gönderiyor.

O Malatya'nın ünlü Şeker Camii'nin Şeker Hoca lakaplı imamı Celal Tigen. Basın Yayın Halkla İlişkiler mezunu. Yaşını sorduğumuzda "52 modelim!" diyor.

İşte sorular ve cevaplar:

Cemaatiniz camiden taşıyormuş. Nedir bunun esbab-ı mucibesi?
"Zebanilerden, cehennemde kaynayan kazanlardan, cehennem ateşinde yananlardan bahsetmem.

Cami korkutma yeri değil, sevdirme yeridir.

Adam camiye zaten dert, ızdırap içinde geliyor. Bir de cehennemden mi bahsedeceğiz?"

Camide promosyon uygulamanız varmış?
"Gelenleri caminin monoton havasından kurtarmak lazım. Camiye gelen çocuklara camiyi sevdirmek gerekir.

Onlara sorular soruyorum, bilseler de bilmeseler de şehirler arası bilet, çeyrek, cumhuriyet altını veriyorum."


Camilerde niye devamlı ayakkabılar çalınır?
" Bizde ayakkabılar kaskoludur. Ayakkabısı çalınana ayakkabı alıyorum."

Hep böyle grand tuvalet mi giyersiniz?
"İslam dini cübbe, sarık, takke ve tesbihten ibaret değildir.
Peygamberimiz sıcak iklimde yaşadığı için entari giymişti.
Kutuplarda yaşasa öyle mi giyecekti?"

Hurafeler ve batıl inançlara niçin bu kadar itibar ediliyor?
"Şiddetle karşıyım. Gidiyorlar türbelere, çaputlar bağlıyorlar, " Al sana göbek, ver bana bebek!" bunlarla uğraşıyorlar.
Malatya'da Keşşaf Baba Türbesi var. Bir baktım kadınlar türbenin etrafında neredeyse içki kokteyli yapıyorlar.

Yakını içki içen eline viski, şarap, rakı ne varsa mezara getirmiş. Şimdi bu adam kalksa bunları kovalasa haklı değil mi?

Bunlar dini, takvim yapraklarında, cami diplerinde öğrendikleri için oluyor."

Allah bilir sizin internet siteniz de vardır?
"Cemaate;
www.celalhoca.com.tr 'ye girin, sorular sorun dedim.
Cemaat araştırmış. "Hocam bulamadık!" dediler. Sitem yok, espri yapmıştım.
Ama hazırlıkları yapılıyor, yakında olacak."

Cuma Namazının farzını kıldırıp cemaati gönderdiğiniz oluyormuş, niye?
"Bu memleketin 330 milyar dolar borcu var. Namazın farzını kıldırdıktan sonra; "Haydi şimdi gidin çalışın, memleket düzlüğe çıksın!" diyorum."

Sizden rahatsızlık duyanlar yok mu?
"Neşeli şeyler anlatıyorum diye çok tepki verdiler. Dini preslemişler, monoton hale getirmişler. İslam dini güler yüzlü bir din ama namazı bile somurtarak kılıyoruz."

Şeker Hoca devam ediyor:

"Şeker Camii'ne yalınayak gelinmesini yasakladım. Ayağında mantar, egzama, başka bir hastalık olabilir. İnsanlar o ayakla basılan yere secde ediyorlar.

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı'na cemaate galoş giydirelim dedim. Henüz alamadım ama 1000 tane alıp koyacağım camiye."

***
"Bir gün sabah namazı için camiye gelmiştim. Üstünde hırka olan birini gördüm ama çok karanlıktı, tanıyamadım."Kimisiniz?" dedim, "Turgut Özal'ım" dedi.

O sırada Başbakandı. Korumalarını atlatıp gelmiş. Annesi Hafize Hanım'la tanıştırıp aile imamları olmamı, dini konularda onları yönlendirmemi ve yılda 5 kere hatim indirmemi istedi.

"Babam için 5 kere hatim indirmiyorum, ancak bir kere yapabilirim!" dedim. "Peki öldükten sonra mezarıma 5 yıl boyunca gelip dua okur musun?" dedi.
"Ya Amerika'da, Arabistan'da ölürseniz, nasıl geleyim?" dedim, onu da kabul etmedim.
Ama 4 yıl boyunca Özal ailesinin aile imamlığını yaptım."

"Bir zaman cami yeni yapıldığı zamanlarda 4 avize gerekiyordu.
Halde çalışan birine; "Sen camiye avizeleri getir, ben senin reklamını yapayım!"dedim. Cami doluyken cemaate;

"Namazın farzı kaç diye sorsam aranızda bilen olur, bilmeyen olur.

Haydi ondan da vazgeçtim, abdestin farzını sorsam onu da bilen olur, bilmeyen olur..
Ama kaliteli, ucuz sebze ve meyvenin hal binası No:47 Şahin Topaloğlu'nda satıldığını bilip oraya gidersiniz!" dedim. 15 gün sonra avizeleri getirdi.

"Hocam, gelen giden benim dükkanı soruyor, caminin başka ihtiyacı var mı?" diye sordu."

***
"Bir ara dünya kupası maçı vardı. Birkaç rütbeli kişi teravih namazını da, maçı da kaçırmak istemiyordu.

"Hocam ne yapacağız?" diye sordular. "Teravihe gelin, hızlı kıldırıp sizi maça yetiştiririm!"
dedim. Birkaç rekatı hızlı hızlı kıldırdım. Sonra biraz rolantiye almışım.
Maça geciktiler.
"Hocam ne yaptın? İyi gidiyordun,s onra birden yavaşladın?" dediler.

Yahu radara yakalandık! Görmediniz mi, cemaatin arasında Malatya Müftüsü vardı?" dedim

25 Ocak 2008 13:25 | 1 yorum

HATIRLAR MISIN


HATIRLAR MISIN

Hatirlar misin
Gozgoze gelisimizi ilk defa
Bakislarimizin cakmaklanisini
Bir aksam vakti, yakinlarda
Bir yerlerde bir seylerin yanisini
Hatirlar misin

Hatirlar misin
Ilk optugum gunu dudaklarindan
Basimin donmesini, tenimin tutusmasini
Yillar yili kendi yataginda kaybolan
Nehrimin, denizine kavusmasini
Hatirlar misin

Hatirlar misin
Ayri ayri yasadigimiz binlerce geceden ayri
Bir geceyi, sabahsiz, cilgin, dopdolu
Ve senin ozleminle simsiki saran kolu
Hatirlar misin

Hatirlar misin
Ormanda dibe vurusunu gun isiginin
Agaclarin urperisini derinden
Basini omuzuma koyusunu, dalgin
Sonra bir yanginin baslayisini ellerinden
Hatirlar misin

Hatirlar misin
Kendimizden gecerek, alabildigine
Birlikte gittigimiz o yerleri
O agacli yol, o serin kumsal, o meyhane
Ve gullerin aglayisini bir aksam uzeri
Hatirlar misin

Hatirlar misin
Nasil bir kosuydu o doludizgin
Ne kadar yogu var etmistik birlikte
O seven gonullerimiz bir cift guvercin
Gibi nasil kanat cirpmislardi mavilikte
Hatirlar misin

Hatirlar misin
Gun boyu seninle caglar astigimizi
Bir yalan dunyada yalansiz severek
Tanriya yaklasip Tanrilastigimizi
Soyle hatirlar misin bir gun beni
Hatirlar misin ?.........

      UMIT YASAR

22 Ocak 2008 21:39 | yorum ekleyin

LÜGATCEMİZ

LÜGATÇEMİZ



Yemeniye KELİK, yoğurda KATIK,
Bulgur pilavına AŞ derler bizde.
Genç horoza CELFİN, pilice FERİK
Gümese yollarken KIŞŞ derler bizde.

Büyük bakraç SATIR, küçükse SİTİL,
Kerpiç duvardaki hatıl'a KATİL,
Tohumlara BİDER, fidana ÇİTİL,
Büyük leğenlere TEŞ derler bizde.

Mirasçıya HISIM, taksime PAYLAŞ,
Huysuzluğa BEDSİZ, akrana TAYDAŞ,
Hanıma KÜLDÖKEN, metrese OYNAŞ,
Mendil sallamazlar HIŞŞ derler bizde.

Kocamana İRİ, ibriğe GÜGÜM,
DÜNÜR isteyici, İLMEK'se düğüm.
Rüşvete BARTIL der, süre DEYİM,
Rüya alemine DÜŞ derler bizde.

Az önce DEBİYAK, demine BİYAK,
Kurnazlara KODDÜŞ, kibara KIYAK,
Çukur tasa CAGLIK, dağlarda KOYAK,
Yaz bahar eyyaba HOŞ derler bizde.

Vereme İNCEAĞRI, öksürüğe ÇOR,
Merdivene SÜLLÜM, konuşmaya ŞOR,
Meyilliye YÖREP, acemiye TOR,
Bir kısım peynir var KEŞ derler bizde.

Aşık DEYİSETÇİ, buyur ise NE,
Pekiy demek için kısa yoldur HE,
Kenarı oyalı baş örtüsüne,
Bazan BÜRÜK, bazan ŞEŞ derler bizde.

Bir azıcık BİTİ, döven ise GEM,
Kız kardeşe BACIM, ağabey EDEM,
Güzel olmuşsa PEH, ilaçlara EM,
Su veren toprağa LEŞ derler bizde.

İhtimâl ELLEHAM, hatırla TAMAN,
Biberli salçanın lagabı ÇAMAN,
Mintan için YELEK, kilota TUMAN,
Söyledikçe, VASFİ coş derler bizde.

HAYATİ VASFİ TAŞYÜREK

21 Ocak 2008 13:13 | 1 yorum

Nikotin Ve Kadın

NİKOTİN VE KADINxml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

 

SİGARA SOKAK KADINI GİBİDİR:

Her köşe başında bulabilirsiniz. Genellikle meraktan içmeye başlanır. İştikten sonra arkanıza bakmadan izmariti atar gidersiniz. Yabancılar pahalıdır.

 

NARGİLE GENEL EV KADINI GİBİDİR.

Sokak ortasında içilmez. Belirli mekanları vardır. Mekan ne kadar iyi ise çeşit o kadar çoktur ve gidersiniz, nargile ayağınıza gelir. Ama aynı nargileyi başkalarının da kullanıldığını bilmek rahatsızlık verir.

 

PİPO EV KADINI GİBİDİR.

İçmeden önce hazırlanması uzun sürer, ve sizden başka kimse o pipoyu içemez. Yeni bir pipo hemen içilmez, ahşabın açılması gerekir. Tütünü düzgün yerleştirmek için tecrübe kazanmak gerekir ve ateşin sönmemesi için de emek vermeniz gerekir. İçip bitirdikten sonra yeterince nezaket gösterip iyice temizlemezseniz, bir sonraki içiminiz zehir olur.

 

En iyisi içmemek ama tütünsüzde hayat çekilmiyor ki.

18 Ocak 2008 13:57 | yorum ekleyin

Keşke

Keşke
- Sabah jimnastiğimizi yapmak için "Çalıştır" komutuna tıklamak yetse...

- İşten güçten bunaldığımızda ESC'ye basarak herşeyden kaçabilsek, biraz rahatladıktan sonra "Herhangi bir tuşa basarak" geri dönebilsek...

- "EKLE/KALDIR"'a girerek görmek istediğimiz herkesi hayatımıza dahil etsek,
sevmediğimiz insanları sonsuza kadar hayatımızdan çıkarabilsek...

- Kafamızda bin bir gürültü uğultu bizi allak bullak ettiğinde hoparlörlerimizi kapatabilsek...

- Görünüşümüzde değişiklik yapmak istediğimiz zaman,
"Görünüm Ayarları"ndan istediğimiz renkleri, inceliği, büyüklüğü, uzunluğu seçebilsek...

- Eşyalarımızı kaybettiğimizde "BUL" komutuna tıklayarak evin her tarafını arayabilsek...

- Ev işleri için de bir tıklamayla "YARDIM"a ulaşabilsek...

- Sigorta yaptırmaya ihtiyacımız olmasa, kendi kendimizin Backup'ını alabilsek ve yaralandığımızda hasar gören yerlerimizi yenileyebilsek...

- Ve hayatımız altüst olduğunda, "Ctrl-Alt-Delete" yaparak
"YENİDEN BAŞLAT" mak mümkün olsa...xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

18 Ocak 2008 13:53 | yorum ekleyin


< Geri     1     İleri >

son yorum alan yazılarım

reklamlar

blog etiketlerim

-

ark siteler:  nedir ne demek,  türkçe dil araçları

biz kimiz? | yasal bilgiler | beni oku | iletişim 2006-2007 © alanturka.com 12.0.861